Üç aylar yeniden diriliş

0

Baharın gelişi tabiatın dirilişine muştu ise, Receb'in gelişi de yüreği sonsuzluk aşkı ile yanan erlerin dirilişine muştudur.

Receb, Şaban, Ramazan, üç ay boyunca insan süfli arzulardan arınarak ulvi hislere yükselebilir, "Gözsüz görüyorum Rüyada nasıl?" gerçeğinin hakikatine erebilir.

Bir kaç adımda ruhumuzu bu üç ay boyunca arındırabilir, aşkı yakalayabiliriz: Pazartesi günü başladığımız hoşgeldin orucu ile Perşembe günü, yani bugün, Regaib kandilini oruçla karşılayabiliriz; sonra hatırımızda kalsın diye 15 Mayıs günü Miraca yükselebilir, Peygamber efendimizin aşkını simule edebilir, 1 Haziran günü de bütün mücadelemizde istikrarlı davranmamızdan dolayı Berat kandilimizle özgürlüğümüzü alabilir, ve 18 Haziran günü oruçla saimleşebilir, 7 Temmuz ile birlikte itikaflarla vuslata erip yepyeni bir şahsiyet olarak yeni dirilişlere uyanabiliriz. Sonra gelsin farkındalıklar, gitsin hayatın negatif uzantıları.

Vuslata varmak için emek harcamak gerektiği gibi aşk'a ermek için de çaba sarfetmek gerekir.

Hepsi ayrı bir anlamla buluşan sözlerle ulvi ruhlar bizi gerçek aşklara yelken açtırır. "Aşk'a uçarsan kanatların yanar" diyerek bizi heyecanlandıran Sadi Şirazi, "Aşk'a uçamazsan kanat neye yarar?" diyerek vakit gelmiştir demek isteyen Hz. Mevlana, ve "Aşk'a varınca kanadı kim arar?" diyerek Yunus Emre vuslatı anlatmak ister.

Hayat sınavlarla doludur elbet. Kimisi hakikati ararken sınava gelir, kimisi de hakikatten kaçarken sınava çekilir; kimisi de ayrılık sınavında mum gibi erirken, fitnenin kucağında ölüm kalın mücadelesi verir ötekisi; kimisi de Hak ve Batıl arasında tercih yapmanın çaresizliğinde bocalarken, Şeytan ve işbirlikçilerine kulak vererek Melekleri kendine düşman eder ötekisi.

Hayat sınavsız olmayacağına göre başımıza gelen her işte bir hayır vardır. Sınavlara karşı gösterdiğimiz "sabır" gerçekte özümüzün dışa yansımasıdır. Sabredenler daima kazanır. Hakkımızda neyin hayırlı neyin hayırsız olduğunu da bilemeyiz. "Sizin hayır gibi gördüğünüzde şer, şer gibi gördüğünüzde de hayır vardır, Allah bilir, siz bilmezsiniz," ayeti gereğince teslimiyetle hayata sarılmalı. Optimist bir bakış açısı ile yepyeni dirilişlerle hem içimizde hem de dışımızda devrimler yapmaya perçinlemeliyiz umutlarımızı.

Hayat algımız da ona nasıl yaklaştığımıza göre şekillenir. Cahit Zarifoğlu'nun "Kimbilir her biri hangi dünyaya sağır" sorusunun cevabını insan, İsmet Özel'in "İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır" şiirinde bulur.

Akıllı insan, sınırsız yani sonsuz bir hayat süreceği ahiret için hazırlık yapan kişidir. İnsanların en akıllısı dünya merkezli değil de ahiret merkezli, vahiy merkezli yaşamı şekillendirmeye çalışan kişidir. Bu yüzden asıl akıllılık Allah ile beraber olmaya çalışmaktır. Aşk'a ermek için Mevlana gibi Yunus gibi olmaya çalışmaktır. Allah'ın sevgisi nerede ise oraya koşmaktır. O'nun sevdiğini sevmeye, sevmediğini de sevmemeye çalışmaktır. Dostunu dost, düşmanını düşman bellemektir.

Şimdi Allah'ın sevdiği bir kul olabilmemiz, ruhuyla, kalbiyle yeni dirilişlere yelken açabilmemiz için inanılmaz fırsatlar gizlidir önümüzdeki günlerde.

Hz. Peygamber efendimizin ifadesi ile "Receb Allah'ın ayıdır, Şaban benim ayımdır, Ramazan ise ümmetimin ayıdır."

Recep ayına rağbet ederek özlem ve hasretle bugünü dolu dolu geçirelim. Kandilimizle hem içimizi hem de dışımızı aydınlatacak üç aylık yolculuğa donanımlı başlayalım.

Bu gecede Rabbimiz'den devletimizi, milletimizi, bizden olan idarecilerimizi korumasını, ümmetin başındaki belaları defetmesini canı gönülden isteyelim.

Zalimlere, fasıklara, münafıklara, din ve devlet düşmanlarına ve onların işbirlikçilerine ve hipnotize edilmiş içimizdeki saf beyinsizlere fırsat vermemesini göz yaşları ile isteyelim.

Ülkemizin insanlığa barış, huzur ve adalet dağıtan ihtişamlı günlere yeniden gelmesi için dualarımıza dualar katalım. Çünkü O, bize şahdamarımızdan daha yakındır. İsteyene istediğini verir.