Üç Hilâl’in hikâyesi

Bir fikir, inanç ve dava adamının hayatındaki yaşanmış mühim hadiseler, bazen bir cemiyetin aynası, bir toplumun mazisi, bir milletin yakın tarihinden seçilmiş kesitler olabilir. Ahmet B. Karabacak Beyefendinin Üç Hilâl’in Hikâyesi kitabını okuduğumda bunu düşündüm. Bilgeoğuz Yayınları’ndan çıkan 280 sayfalık bu eser sayesinde, Türkiye’nin son 60 yıllık fikir hayatını müşahede ediyoruz.

İlk sayfaları çevirdikten sonra ithafı okudum: “Bu kitap, Cennet vaadine ulaşmak ümidi dışına, bir menfaat düşünmeden, gençliğini yaşamadan toprağa düşenler, yaralanıp sakat kalanlar, cezaevlerinde ömürleri tükenenler, kendilerinin ve yakınlarının istikballeri sönenler, onların acısı ve türlü yokluklarla, sıkıntılarla çile çekenlerle, hiç birini tanımadıkları halde aynı acıyı paylaşan, yürekleri yanan ülkücü Türk insanı için hazırlandı.” Takdim yazısı, Dr. Hayati Bice’ye aittir.

“Yaptıklarımız” başlığı ile başlıyor kitap. Merkezinde merhum Alparslan Türkeş, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkücü Hareket’in tarihi var. “1960 İhtilâli” ile başlıyor serencam. 1940’larda başlayan, günümüze güçlenerek ulaşan milliyetçi anlayış ve temsilcileri anlatılıyor. Yazarımızın dünya görüşü belli: Türk milliyetçisi. Geçmişte milliyetçi-muhafazakâr olarak tanımlanan anlayışın öncülerinden, temsilcilerinden, çilekeşlerinden. Türkeş’in en yakın ve sadık dostlarından, Bu dava yolunda en ön safta mücadele edenlerden.

Yazar, görüşlerini bütün netliğiyle ve samimiyetle açıklıyor, inandığı hakikatleri saklamıyor. Mesela İsmet İnönü hakkındaki yorumu şöyle: “İsmet İnönü, Türk Milliyetçileri için bir kâbustur. Onun iktidarları dönemi Türk düşmanlarının İslam düşmanlarının, bölücülerin bayram ettiği dönemlerdir.” Mareşal Fevzi Çakmak’ın siyasi faaliyetlerinden bahsediyor, kurduğu Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin “Türk Milliyetçileri için büyük bir toparlanma, siyasi şahsiyet bulma hareketinin ilk adımı” olduğunu söylüyor.

Kitapta fikir, kültür, sanat, edebiyat tarihimize geçecek seçkin ifadeler, beyanlar, tespitler ve hatıralar var. Yazarımızın şu hatırası çok önemlidir: “Türkeş’le tanışmadan, yakından tanıdığım milliyetçi ve kıymetli bir edebiyat adamı olan Nihad Sâmi Banarlı’ya onu tanıyıp tanımadığını, partiye girip girmeme konusunu danıştım. Bana ‘Ortalıkta görülen parti liderleri arasında, okuması yazması olan (bu ifade Banarlı’nındır) çok değerli biridir.’ dedi. Banarlı hocanın bu tespitini, Türkeş hiçbir zaman boşa çıkarmadı.” Türkeş’in Ahmet Bey’e şu tavsiyesi, (bana göre hepimize vasiyeti) pek çok kıymetlidir: “Karabacak, masonlara ve Yahudilere karşı ihtiyatlı davran.”

Ben rahmetli Alparslan Türkeş’i biraz bildiğimi sanıyordum. Ama eseri okuduktan sonra bu bilginin eksik ve sınırlı olduğunu, yazarın muhtevalı, derinlikli ve ufuklu bakış açısı sayesinde bilgimi tahkim ettiğimi düşünüyorum. Yazar şöyle diyor: “Alparslan Türkeş, çok okuyan düşünen, rahmetli Dündar Taşer’in deyimiyle, olaylar karşısında herkesin durduğu anda ileriye gidebilen biriydi. Büyük bir idealist ve hareket adamı idi. Türk tarihinde, muhalefetteyken etrafına bir milyon Türk gencini toplayıp yürütebilen tek liderdi.”

Ahmet B. Karabacak, MHP içindeki duruşunu ve milliyetçilik anlayışını şöyle tarif ediyor: “Üç Hilâlci denen bizlerin amacı partiyi bin küsur yıllık Türk ideolojisi olan İslâm’la buluşturmaktı. Anadolu Türk’ünün zaten bundan başka bir yolu da yoktu. Böyle inanıyorduk. Amblemi seçiş sebebimiz, savunmamız bu yüzdendi. Parti içinde böyle düşünen büyüklerimiz çoğunlukta idi ve biz onlara destek vermek için olanca gücümüzle çalışıyorduk.”

Kitaptaki başlık ve konulardan bazıları: 1965 Seçimleri, Harbiyeliler, Millî Hareket Dergisi, Üçüncü Yol, İlk Yol Ayrımı: 1967 Büyük Kongresi, Üç Hilâl Yazısı, Partide Fikrî ve Siyasî Sürtüşmeler, Sendikalaşma, Ülkü Ocakları Komando Kampları, Yürüyüşler, Mitingler, Konferanslar, Söğüt’te Anma Toplantısı, Malazgirt Zaferi 900. Yıldönümü Merasimi, Adana Büyük Kongresi, 1969 Seçimleri, Parti İçi Çalkantılar, Peyami Safa, Ahmet Arvasî, 12 Eylül İhtilali, Türkeş’in “MHP’nin Maddî ve Manevi Temelleri” Konuşması…

Kitaba serpiştirilen “Portreler” dikkat çekiyor. Hepsini ilgiyle okudum. Yazarın özgün bakış açısıyla portreleri yer bulan şahsiyetler: Numan Esin, Ergun Kaftancı, Yılmaz Yalçıner, Taha Akyol, Komandı Mustafa, Arif Nihat Asya, Osman Yüksel Serdengeçti, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu, Necdet Sevinç, Mehmet Ali Ağca. “Notlar”ın son satırları, bir gerçeği ve ümidi anlatıyor: “Dünya tarihinin en büyük olayı Türk’ün İslam’la kucaklaşmasıdır. Bu kucaklaşma, inanıyorum ki, kıyamete kadar daha büyük bir heyecanla devam edecektir.”

Eserin son bölümünde yazarımızın çıkardığı Zeren, Millî Hareket ve Ülkücü Kadro dergilerinde yayımlanan yazılardan güldeste var. Bu yazıların büyük kısmı, ilk defa okuyucunun önüne çıkıyor. Seçilen makalelerin yazarlarına bakalım: Mustafa Necati Sepetçioğlu, Arif Nihat Asya, Alparslan Türkeş, Osman Yüksel Serdengeçti, Ahmet Kabaklı, Ergun Kaftancı, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu, Faruk Kadri Timurtaş, Necmettin Hacıeminoğlu, Mehmet Kaplan, Yusuf İmamoğlu, Sakin Öner, Necdet Sevinç, Ahmet Arvasi, Mehmet Gül, Hasan Külünk, Necip Fazıl Kısakürek, Dilâver Cebeci, Abdülkadir Sezgin, Kitabın sonunda fotoğraf albümü yer alıyor. Türkeş’in konuşmasında geçen şu tarihî söz gündemimizden düşmemeli: “Unutmamalıyız ki, İslam dünyasında fitne ve fesadı başlatan Abdullah İbni Sebe’nin torunları zamanımızda da yaşamakta ve bizi birbirimize düşürmeye çalışmaktadırlar.” Eser, fikir hayatımıza çok büyük zenginlik katmıştır. Müellifini ve yayıncısını kutluyorum.