YAZARLAR

Tüm Yazıları Ufuk Coşkun

Türk Dizileri

02.12.2019 00:05

Öncelikle sadece sanatına yoğunlaşan, kaliteli aktör Haluk Bilginer’i tebrik ederim. 65 yaşındaki başarılı aktör “Şahsiyet” dizisinde canlandırdığı “Agah Beyoğlu karakteri ile “Emmy” ödülünü kazanan ilk Türk sanatçı oldu.

Haluk Bilginer, En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde İngiltere’den Christopher Eccleston (BBC- Come Home); Brezilya’dan Raphael Logam (Barry Company – Impuros) ve Almanya’dan Jannis Niewöhner (Amazon- Beat) ile birlikte finale kalmıştı. Bu yılki ödüllerde, 21 ülkeden 11 kategoride 44 aday yarıştı.

Bilginer, ödül töreninde yaptığı konuşmada; “Şahsiyet dizisi adaleti ve hafıza kaybını konu alıyor, ama bir kişinin hafıza kaybını değil, daha tehlikeli ve zararlı olan toplumun hafıza kaybını konu alıyor.  Bu yüzden içinde yaşadığınız toplumun hafıza kaybı yaşamadığından emin olun" ifadeleriyle düşüncelerini dile getirdi.

2014 yılında da Cannes'te, Altın Palmiye ödülünü kazanan Nuri Bilge Ceylan imzalı 'Kış Uykusu' filminde bir Türk aydınını canlandıran Haluk Bilginer verdiği bir röportajda şöyle demişti.

91 yıldır adapte olamamışız. 91 yıldır güce tapıyoruz. Biz gücü çok severiz. Kendini güçlü gösteren herkese tapınırız. Bizim babalarımız da öyledir çünkü de ondan…”

Belki bu sebepten ötürü müdür bilinmez Haluk Bilginer’in Emmy ödülü bazı kesimler tarafından pek takdir edilmedi.

Türkiye’de tüm mesaisini bir partinin propagandasını yapmaya harcayan sonra da onun üzerinden konser, dizi, sinema vs alanlarda kendine pay çıkaran ucuz sanatçı zihniyeti olduğu sürece maalesef kaliteli eserler üretilemeyecektir.

Sinema ve dizi sektöründe pek başarılı bir ülke sayılmayız. 140’dan fazla ülkeye dizi ihraç eden ülkemizde sadece geçen yıl 60’tan fazla yeni dizi sahneye sürüldü. Ne var ki içerik olarak %90’ı kalitesiz, günübirlik üretilen çerezlik diziler.

Buna yemek ve evlilik programlarını da ilave edersek ekranlarda ciddi anlamda bir yozlaşmanın ve kalite düşüklüğünün yaşandığından bahsedebiliriz.

Bir ara Azerbaycan bile, “genç neslin milli bilinçle yetiştirilmesini” gerekçe göstererek Türk dizilerine yaptırım kararı almıştı.

Türkiye'de araştırmalarda bulunan Japon antropolog Kalyo Yasuo da; ''3 yıldır Türk kültürünü inceliyorum. Bir şey çok korkunç, diğeri çok garip. Korkunç olan Batı bir ülkeyi savaşmadan yok ediyor. Ülkede 3-5 dizi hariç hepsi Türk din ve geleneğine ters.

Garip olan ise, herkes bunu biliyor ama yine de izliyor. Anne-baba ise çocuğu ile izliyor. Hayret...” diyerek duygularını ifade etmişti.

Son yıllarda aile, tarihi ve kültürel değerler dikkate alınarak çekilen birkaç dizi dışında piyasaya sürülen dizilerin konuları aşağı yukarı hep aynı.

Türk dizilerinde yasak aşk, taciz, uyuşturucu, alkol özentiliği, şiddete teşvik gibi gençleri baştan çıkartan ne kadar gayr-i ahlaki mevzuu varsa hepsi işleniyor.

Zenginliğin aşırı derece yüceltildiği Türk dizilerinde lüks hayata özenen fakir fukaranın da kısa yoldan zengin olma iştahı alabildiğine kabartılıyor.

Yapılan bir araştırmaya göre; Türk izleyicileri, farklı dizi türleri arasında en çok romantizm, aşk öğelerini barındıran yapımları beğenerek izlemekteymiş. Hal böyle olunca bilhassa lise gençliğini hedef alan aşk dizilerine büyük yatırım yapılıyor.

2006 yılında günlük televizyon izleme ortalaması 308 dakika idi. Bu oran 2012 yılına gelindiğinde 234’e düştü. 2018 yılında ise günlük televizyon izleme süremiz 214 dakika olarak belirlendi. Eskiye oranla bir düşüş görülse de hala üç saatimizi TV başında geçiriyoruz.

Böyle olduğu için de dünya genelinde ortalama %40’lık paya rağmen, Türkiye’de medya yatırımlarında televizyon hala %50’nin üstündeki payını korumaktadır.

E, tartışma programlarında sürekli Ersan Şen gibi konukları gören izleyiciler de ister istemez dizilere yönleniyor. Anlayacağınız yağmurdan kaçarken doluya tutuluyorlar…

Sanat; düşünebilen, gerçeği görebilen, toplumu anlayabilen insanların işidir. Sanatın gerçekçi ve yararlı olabilmesi için, uhrevi, milli, dini ve ahlaki özellikler taşıması gerekir” diyordu Lev ToIstoy.

Bin yıllık kültür, sanat ve irfan birikimini bir kenara atan Türk medyası, yıllardır halka derinlikten yoksun, tatsız, tuzsuz, seviyesiz ürünleri, dizi, sinema, kültür, sanat diye yutturmaya çalışıyor.

Bu muhayyile yoksunluğunu, seviyesizliği, kısırlığı ve şuursuzluğu bilmem nasıl aşacağız?

 

 

 

 

Son Haberler

  • 1

    Erdoğan'a hakaretten gözaltına alındı!

  • 2

    Karadeniz Bölgesi'nde COVID-19 tedbirleri

  • 3

    ABD'de ölü sayısı 100 bini aştı!

  • 4

    Hollanda'da ölü sayısı 6 bine dayandı

  • 5

    Hindistan'da son 10 yılın rekoru kırıldı!

Günün Manşetleri

Yassıada, Demokrasi ve Özgürlükler Adası oldu
Koronavirüsle mücadelede önemli adım
Kardeseli
Erdoğan Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda
'Acil durum' hastaneleri açılışa hazırlanıyor
Ankara-Sivas YHT hattında sona doğru
Otobüslerin sefer tarihleri belli oldu
Mağazalarda bir dönem sona erdi
Tartışılan ilaçla ilgili flaş karar!
Başkan Erdoğan'a küfür ve hakaret etmişlerdi