Le, lo, ax ü ah ü vah, Kürtçe ile ax, Türkçe ile ah, ay ü aman ü derman, yangın ve volkan devranı, kimsin ey acının dumanı, yanık yanıkken şu zaman, bu nasıl bir hal, gönle çöken şu zelzelenin vebalinedir sesim, sesim sessizliğim, suskunken sadam, dağlar eriten iç avazım, kaç talak lazım söyleyin a dostlar şu dünyayı bikes bırakmak için…
Ya Hü… Ya Vav… Ya Elif… Ey Ra… Ey Mim… Ey Kaf…
Ey anne yüreği, ey kızlık kederi, ya yar, ey hakikat, deyin hele ey lahzalar ve sen ey tarih tekerrürü, ey mürürü zaman, ey ruhsatsız toprak, ey perdesiz gönül, için için nedir bu acı, bu keder, bu heder, bu ah sendromu, bu çelik gönül, bu çilekeş kalp, şu hastalık derdi… Nedir ya ey… Ya ah… Medet ya Hü…
Neden, niçin preste demleniyor ülkemin insanın hali, hayali… Sen kimden emir almaktasın ya ey rüzgar, kimden bu cüret ey ya fırtınalar, size kim veriyor bu cevazı, bu nasıl bir fermandır ülkemin insanına bu imtihanı sebep eyleyen…
Söylüyorum size ey dağlar, ses verin bikes kalan gönül pencereme, ses verin bu nasıl bir haldır gençlerimizi birbirine düşüren, aşkları akim bırakan…
Ey baba, ey evlat kim düşürdü sizi size…
Ses verin ey ses alanlar, bu nasıl bir kardır ki dünyamızı karsız bırakıp çocuklarımızın minik ellerini üşüten…
Bizi üşümekten ısıtan… Ya ey… Ya hey…
Ses ver ey zaman, bu nasıl bir dramdır ki 'bizden olanlar' saydığımız, sadece ama sadece 'bizdenmiş gibi'…
Söyleyin ey kelimeler, siz de biliyorsunuz çaresizsiniz, nasıl dillendireceksiniz ''ırmağının akışına yandığımız'' vatana ihanet edenleri…
Kim saldı bu tefrika tohumunu coğrafyamın topraklarına…
Kim suluyor bu yangının akıbetini…
Vallahi artık gönlüm dayanamıyor… Dayanamıyor gözlerimin yaşlı yuvası… Gönül olmuş yasın yuvası… Yangın asrını yaşıyorum her an, her dem…
Bu dert, bu keder bize talih olamaz, bu kader değildir, bunu ilahi mukadderat nasıl sayarız…
Kim yazıyor bu içli türküleri, bu tabipler nerden almış bu diplomayı, dermansız kalmışken her yer, her yön, her yan…
…
Sakın aldanmasın kimse yumuşak başımıza, şiirsel üslubumuza…
Dert varsa, derman biziz, çare biz, yeter ki her birimiz 'biz' olalım 'biz'…
Kürdü Türkü… Alevi'si Sünni'si…
Vallahi yangın olup kül edeceğiz onları…
Vallahi volkan olup cehennem hamuru yapacağız onları…
Vallahi onların içine salacağımız ateşi, dört bölü üçü su olan bu dünyanın suyu içlerindeki ateşi söndürmeye yetemeyecektir…
Sabah evinden çıkarken sadece kendisinin değil, ailesinin de cenaze namazını kılanları yenemeyecekler…
Vallahi ölüm olup gömeceğiz onları…
Vallahi tarih olup sileceğiz onları…
Vallahi 80 milyon şehit olup 8 milyarı yok edeceğiz kendimizle birlikte onları…
Biz sebep olacağız kıyametin demine… Kıyamet olup gülüşlerinde yok edeceğiz onları…
Kafiri, küffarı, kefere tohumlarını…
Tanımıyorlar bizi, tanışmamışlar bizle…
Merhametimize evren tanık, gazabımızla tanışmalarının vakti gelmiştir…
Bize vahiy getiren Cebrail'se, Cebrail'in Rabbinin cevazıyla Azrail olur akarız zulme, zalime…
Neler yapmışlar bize neler, Kürt ölüyor, Türk ölüyor, Arap ölüyor, kız ölüyor, kızan ölüyor, Anadolu acı çekiyor, Mezopotamya acı çekiyor, her türlüsünden Müslüman acı çekiyor ve alçak Batlı azgın zombi kazanıyor… Artık yeter… Yetti… Biliniz ki Afganistanlı, Iraklı, Halepçeli, Hocalılı, Gazeli, Bosnalı, Niğdeli, Amedli, Nusaybinli, Cizreli ananın acısı da bizim acımız ve henüz son sözümüzü söylemedik böyle bilinsin…
Ey ülkem! Her halin ve her hayalinle Allah'ın muradına nailsin… Bu hakikatin farkındayız… Ey ülkem bütün dünya üstüne gelse de bir gelmese de bir!!!