Ulu Hakan'ın rüyası uyanıyor! Hicaz demiryolu yeniden doğuyor

​Tarih, bazen tozlu raflarda unutulduğu sanılan bir fikrin, günü geldiğinde coğrafyanın kaderini değiştirmek için nasıl yeniden ayağa kalktığının şahididir. Bugün tam da böyle bir tarihi kırılma anına, Osmanlı devlet aklının 126 yıl önce bu topraklara attığı bir imzanın küllerinden doğuşuna tanıklık ediyoruz.

​Geçtiğimiz günlerde Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan o tarihi mutabakat, sadece iki ülkenin ticari ortaklığı değil; Cennetmekân Sultan II. Abdülhamid Han’ın "Benim eski rüyamdır" dediği Hicaz Demiryolu projesinin, asırlık bir uykudan uyanışının müjdesidir.

​"Ruh-u Resulullah Rahatsız Olmasın..."

​Yıl 1900... Dönemin büyük güçlerinin "Yapamazsınız, hayal" dediği, Osmanlı’nın ise borç içinde kıvrandığı o günlerde, Ulu Hakan her türlü imkansızlığa meydan okuyarak Hicaz Demiryolu’nun yapımını başlattı. Bu proje sadece askeri ve stratejik bir hat değil, kalbi Mekke ve Medine için atan bir ümmetin ortak sevdasıydı.

​Sultan Abdülhamid, mukaddes topraklara olan hürmetini öyle bir seviyeye taşımıştı ki; tren gürültüsü Efendimiz’in (S.A.V.) kabr-i şerifinin yakınlarında yankılanmasın, "Ruh-u Resulullah rahatsız olmasın" diye Medine içerisindeki rayların altına gül kokulu keçeler döşetmişti. Trenler Medine garına girerken tekerleklerine keçe sarılır, makinistler sessizce süzülürdü.

​Ne yazık ki o hat, Birinci Dünya Savaşı’nın karanlık dehlizlerinde, İngiliz oyunları ve yerel işbirlikçilerin sabotajlarıyla raylarından çıkarıldı; ümmetin arasına adeta görünmez duvarlar örüldü.

​Küresel Krizlerin Ortasında Beliren Osmanlı Aklı

​Peki, ne oldu da dünya bir asır sonra yeniden Hicaz’ı konuşmaya başladı?

​Cevap, bugünün sert jeopolitik gerçeklerinde gizli. Kızıldeniz’deki çatışmalar, Hürmüz Boğazı’ndaki güvensizlik ve Süveyş Kanalı’nda tıkanan küresel ticaret, dünyayı acil ve güvenli yeni rotalar aramaya itti. Batı’nın ve modern dünyanın milyarlarca dolarlık teknolojiyle çözemediği lojistik krizine, Osmanlı devlet aklının 126 yıl önce ürettiği vizyon çare oldu. Denizler tıkanınca, sığınılacak en güvenli limanın yine toprak, yani Hicaz hattı olduğu anlaşıldı.

​Açıklanan yeni projeyle, İstanbul’dan kalkacak bir yüksek hızlı tren, Suriye ve Ürdün üzerindeki eksik hatların tamamlanmasıyla 3.200 kilometre yol kat ederek 24 saatte Mekke’ye varacak. Hatta proje bununla da kalmayıp Umman üzerinden okyanusa açılacak. Bu, küresel ticari dengelerin yeniden kurulması demektir.

​Asırlık Akbil Basılıyor

​Bu proje; Ankara’nın, Riyad’ın, Şam’ın ve Amman’ın kaderini birbirine bağlayan, coğrafyanın kendi öz evlatlarıyla kurduğu bir refah köprüsüdür. Geçmişte rayları sabote ederek bu coğrafyayı bölenlere karşı, bugün aynı rayları birleştirerek verilen en güçlü cevaptır.

​Ulu Hakan Sultan Abdülhamid Han’ın vizyonu, onun aziz ruhunu şad edecek bir sadakatle, asırlar sonra yeniden gerçeğe dönüşüyor. 126 yıl önce kesintiye uğrayan o kutlu menzilde, asırlık rüyanın ilk treni için akbil yeniden basılıyor.

​Yol açık, menzil mübarek olsun.