Vicdanın sesi…

Vicdan, insanın içinde sessizce oturan ama en gür konuşan sestir. Ne bir öğretmeni vardır ne de yazılı bir kural kitabı. Ona rağmen hayatımızdaki en sert yargıları da, en derin merhameti de vicdan verir. Bazen gece yarısı uykumuzu bölen bir pişmanlık, bazen kimse görmezken uzatılan bir eldir vicdan.

İnsan kalabalıklar içinde kaybolabilir; kurallara, yasalara, geleneklere sığınıp yaptıklarını haklı çıkarabilir. Ama vicdandan saklanamaz. Çünkü vicdan, başkalarının ne dediğiyle değil, bizim kendimize ne dediğimizle ilgilenir. Herkesin “normal” dediği bir davranış, vicdanımızda ağır bir yük olabilir. Ya da kimsenin fark etmediği küçük bir iyilik, içimizde tarifsiz bir huzura dönüşebilir.

Vicdan çoğu zaman rahatsız eder. Bizi konforumuzdan kaldırır, yüzleşmek istemediğimiz gerçekleri önümüze koyar. “Bunu yapmalı mıydın?”, “Gerçekten elinden geleni yaptın mı?” gibi sorular sorar. Bu yüzden insanlar bazen vicdanlarını susturmayı seçer. Görmezden gelerek, bahaneler üreterek, kalplerini katılaştırarak… Ama susturulan vicdan kaybolmaz; sadece daha derine iner. Ve zamanı geldiğinde, daha ağır bir sesle geri döner.

Vicdan aynı zamanda umut taşır. İnsanın tamamen karanlığa teslim olmadığının kanıtıdır. En zor anlarda bile bir yerlerde hâlâ iyi olana yönelme isteği varsa, bu vicdan sayesindedir. Bir haksızlık karşısında içimizin sıkışması, başkasının acısını kendi içimizde hissetmemiz, “Ben olsaydım ne hissederdim?” diye düşünmemiz… Bunların hepsi vicdanın bize attığı küçük ama hayati işaretlerdir.

Belki de vicdan en çok sessizlikte konuşur. Alkış yokken, ödül beklemezken, kimse bilmeyecek olsa bile doğru olanı yapma anında. İşte o anlarda insan, gerçekten kim olduğunu görür. Çünkü vicdan, bizi başkalarına değil, kendimize karşı dürüst olmaya zorlar.

Vicdanla yaşamak kolay değildir. Bazen yalnız bırakır, bazen bedel ödetir. Ama vicdansız bir hayat çok daha ağırdır. İçten içe çürüyen, anlamını yitiren, ne kadar başarılı görünürse görünsün eksik kalan bir hayat… Oysa vicdanla atılan her adım, küçük de olsa, insanın kendisiyle barışmasına biraz daha yaklaşmasını sağlar.

Sonunda şunu anlarız: Vicdan, bize ne kadar insan olduğumuzu hatırlatan en kırılgan ama en güçlü yanımızdır. Onu dinlediğimizde dünya hemen değişmeyebilir, ama biz değişiriz. Ve bazen dünyayı değiştiren şey, tam olarak budur.

Saygıyla.