Ya çok şiddetli olsaydı...




Kıymetli okurlarım, dün Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde 4'ün üzerinde birçok deprem oldu. Bende bunların dört tanesini bizzat hissettim. Hatta yazıyı hazırlarken bile sallandı.


Aslına bakarsanız, buradaki en önemli soru şudur: Ya bu depremler çok şiddetli, örneğin 7'nin üzerinde olsaydı; halimiz nice olurdu?


Hani bu soruyu bilmek için, öyle uzman olmaya gerek yok... Halimiz nice olsun? Şu anda çoğumuz ya enkaz altında; ya da morg da olurduk.


Maalesef ülkemizin yapı stoğunun önemli bir kısmı, 7'nin üzerindeki depremlere hâlâ dayanacak durumda değil... Hele hele depremin süresi 45-50 saniye olursa... İşte o zaman yandı gülüm ketenhelva...


Seferberlik Ruhuyla hareket edilmeli...


Kıymetli okurlar, hal buyken, binaları depreme dayanıksız olan bazı kişiler hâlâ kentsel dönüşüme ayak diretiyorlar. nelerine güveniyorlarsa artık...


Aslında burada yapılması gereken oldukça net ve bellidir. Bu da, memleketteki yapı stoğunu depreme dayanıksız bir bina kalmayıncaya kadar yenilemek... Hem de acilen...


Tabi bunun da bir Seferberlik Ruhu ve ciddiyetiyle yapılması gerekir. Eğer bu şekilde yapılmazsa, maksat tam olarak hasıl olmaz...


Hiç kusura bakılmasın... Mühendislik Hizmetleri bu kadar gelişmişken, insanların ufacık bir depremde sıcacık evlerini terk etmeleri, doğru değildir. Bu resmen eziyettir.


Biliyorsunuz... Elin oğlu böyle yapmıyor. Onlar depremlerde evlerine sığınıyor. Çünkü binaları depremlere karşı dayanıklı...


Doğruyu yazmak gerekirse, bu satırların kaleme alınması bile israftır. Malum depremler yerkürenin varlığını devam ettirebilmesi için oluşur.


Yani bize eziyet olsun diye değil... Sağlam Binalar yapmayarak, onu eziyete biz çeviriyoruz.