Yakın Tehlike

Anadolu’da merhamet ve insaftan yoksun kimseye, “gavur” deniyor. Kullanılan diğer bir karşılık “hınzır” kavramı yani domuz.

Gavur; iyiliğin düşmanıdır. Allah’a inancı yoktur. Değer bilmez, kıymet bilmezdir. Dünya onun için tek yaşanılacak yerdir. Gavurun ahiret inancı yoktur. Menfaatçidir ayrıca.

Şahit oluyorsunuz..

Amerika başkanı menfaatçi, öldürmeye ayarlı. Netanyahu tetikçi, azılı katil. Peki, zalimler gücünü nereden alıyor? Kendilerine kul köle olanlardan. İran’a saldırılarda Arap rejimleri yekvücut zalimlerin yanında yer tuttu. İslam topraklarını, üsleri ve hava sahalarını cellatlarına açmış oldular. Zalimden dost olmaz, bugün dost görünür, yarın kellinizi alır.

Bir şey daha; boyun eğerek kötünün, kötülüğünü bertaraf edemezsiniz. “Gavurdan dost, ayıdan post olmaz.” ABD kuklası Ortadoğu rejimleri hala bu gerçeğin farkında değiller.

Trump, birkaç gün içinde İran’ı teslim almayı düşünmüş olabilir. Olmadı, rejim düşmedi. Trump’ın bir delilik yapması muhtemeldir. İran’a atom bombası atabilir. Trump bunu yapacak tıynette. Anadolu tabiriyle ‘kurmaca akıllı.’

Her savaş gibi bu savaş da bir gün bitecektir. Umarız, İran gerekli dersleri almış, mezhep eksenli çabasına bir son vermiş olur. Hiçbir mezhep din değil, dinin yerine konulmamalı. Hiçbir Müslüman, yarın Allah’ın huzurunda mezhebiyle, rengi ve ırkından dolayı hesaba çekilmeyecektir.

Şakir Altındaş arkadaşımdan ilham alarak söylüyorum:

İslam dünyasındaki mezhep pazarı hala eski tas, eski hamam. Başımıza gelen onca belaya rağmen biri, “Şii olma, Sünni ol” diyor. Diğeri “Sünni olma, Şii ol.” kavgasında. Oysa ikisi de aynı şeyi satıyor. Biri ‘imamet’, diğeri ‘Gavslıkla’ kendini tartışılmaz kılıyor.

İsimler ve araçlar değişiyor ama mezhepçilik kavgası bir türlü değişmiyor. Biri de çıkıp, Müslümanlığınızda sağlam olun demiyor. Bu cümle kurulursa dükkan kapanır, müşteri kaçar. Bu yüzden çağrı hakikate değil, tezgâh değiştirmeye yönelik. Sonuçtan kim kazançlı çıkıyor? Amerika ve İsrail. İslam düşmanları. Ölen de hep bizler oluyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

“Bizim Sünnilik, Şiilik gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var o da İslam.

Hz. Ali bizim, Hz. Ömer de bizim.

Hz. Osman bizim, Hz. Hasan ve Hüseyin de bizimdir.

Hz. Ayşe validemiz bizim, Hz. Zeynep annemiz de bizimdir.”

Benim bu konuşmadan anladığım şey şu; kavga ederek ve çatışarak var olamayız. Birbirimizi kucaklaşarak, sarılarak güçlü ve var olabiliriz.

Müslümanlar kardeş olabilirse eğer, bu coğrafyada Amerika’nın tutunması, İsrail’in yaşaması mümkün değildir. Gavurlar, geldikleri gibi gidecekler.