Değerli okurlarım yalanın su gibi lakır lakır içildiği günlerden geçiyoruz.Peygamberefendimizin sesini yükselterek asla diye tekrarladığı “benim ümmetim yalan söylemez”hadisişerifi kulaklara küpe olması gerekirken yalan dolanla haşir neşirliği izahta zorlananlardanım.
Yalandan elbette ölünmez belki ama yalanın er yada geç sahibini rezil etmek gibi bir huyunun olduğuda bir gerçek.
Ülkemiz fay hatları ile uzunca bir süredir oynanıyor.Yerli ve yabancı unsurlar koalisyonunun tüm çabalarına rağmen faylardan beklenen büyük depremler oluşmadı ancak oluşan küçük depremlerde vatandaşlarımızı huzursuz etmektedir
Ana muhalefetimiz ülke menfaatine hayırlı işlere imza atmak yerine eften püften şeylerle büyük yalanlar peydahlayarak hem kendine hem ülkemize zarar veriyor.
İşi gücü bırakmış.Yolsuzluk bataklığına batmış adamı aklamakla meşgul.Kalemini para karşılığı satmış gazeteci bozuntularının dolduruşu ile oluşturulan katmerli yalanlarla vatandaşı nereye kadar aldatacaksız doğrusu merak ediyorum.
Kalemini para karşılığı satmış sözde gazeteci kesiminden bazı isimleri görünce aman Allahımdedim.Kelli felli sandığımız ne kadar çok içi fos gazeteci bozuntusu varmış demekten kendimi alamadım.
Günlerdir iddianame nerde nutku atanlar, iddianameyi gördüklerinde nutukları uçmuş olmalı ki, şaşkın ördek misali sağa sola yalpalamaya başladılar.Uzun bir çalışmanın ürünü olan iddianameyi okuma gereği bile duymadan yalan pazarına saçma sapan asparagaslar servis edildi.
Hayret ki ne hayret.
İddianamenin birkaç sayfasını bile okuma lutfunda bulunmadan sağa sola salyalarla saldırmak sadece gülünç değil acınası bir gerçeklik.
Adam,İstanbul halkının paraları ile satın aldığı gazeteci müsveddelerine umut bağlamış olmalı ki, kendinden çok emin ve içerden gazel okuyor.Öttükce ötüyor.
Bu adamın sosyal medya mecralarında ötme hakkı elinden alınmalı.Yalan pazarına harladığı kine daha fazla müsaade edilmemeli.
Gerçekler ortaya çıktıkça ötmeler azalacak yüzler asılacak ve sözler ağızdan çıkarken enerjisiz olarak sönük ve fersiz çıkacak.Bazı yüzler morarırken bazı yüzler kararacak ancak bazı yüzler ise sırıtmaya devam edecek adeta bu haltı ben niye yedim dercesine.
Olmadığı söylenen adalet öyle sanıyorum ki, ben varım dimdik ayaktayım ve şimdi müstehakınızı verme zamanı diye hakıracak.
O günler yakın.
Yalan söylemek aynı zamanda tıbbi bir hastalık.
Tıbbi ismi mitomani.
Mitomanların ortak özelliği ise;
Çok rahat yalan söylerler.
Söyledikleri yalana kendileri de inanırlar.
Yalan artık onların bir parçası olmuştur.
Yalan söylerken herhangi bir utanma, çekince veya yüz kızarması olmaz.
Söylediği yalanlara inanılmasını sağlamak için büyük çaba sarf ederler.
Siyaset yalancılarının çoğu mitoman olmayabilir ancak yalan üzerine akademik çalışmalar yapmış kişiler tarafından eğitilmiş olmalılar.
Yalan üzerine akademik çalışmalar yaptığını övünerek söyleyen yalancılardan birini medya soysuzları köpürtmüştü. Yalan üzerine kitapları olan bu akademisyen sadece köpürmemiş ağzından çıkanları kulakları duymaz olunca ileri geri saçmaladığı için tutuklanmıştı.
Polis eşliğinde adliyeye götürülürken ellerini ters kelepçe taklidi yaptığı gözden kaçmamıştı.
Akademik yalancı sadece dili ile değil beden dili ile de yalan söylenebileğinin canlı örnekliğini oluşturarak bilime katkı (!) sağlamıştı.
Başımız sağ olsun Salı günü Azerbaycan'dan ülkemize gelen askeri kargo uçağımız Gürcistan-Azerbaycan sınırında kaza kırıma uğramıştır.Bu elim kazada şehid olan 20 askerimize Allah'tan rahmet, ailelerine, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.
Sağlık ve mutluluk dileklerimle.