Yapay akademi

Geçenlerde bir akademisyen dostumla kahve içerken, derin bir iç çekerek şunları söyledi: "Eskiden öğrencilerin intihal yapıp yapmadığını anlamak için metni taratırdık, biterdi. Şimdi karşımda kusursuz, akıcı ama kendini tekrar eden, belirli kelimeleri sürekli kullanan ruhsuz bir tez/ödev var. Kelimeler öğrenciye ait değil, biliyorum; ama kanıtlayamıyorum."

İşte tam olarak bu çıkmazın ortasındayız. Eğitim dünyası, sessiz sedasız ama devasa bir dönüşümün, belki de bir çürümenin eşiğinde. Lisans öğrencilerinin dönem ödevlerini yapay zekaya yazdırmasıyla başlayan bu kolaycılık furyası, artık yüksek lisans ve hatta doktora tezlerinin satır aralarına kadar sızmış durumda.

Abartıyor muyum? Kesin konuşmayı ben de istemem ama gidişat ortada. Bugün akademinin çeşitli alanlarında yapay zekanın elinin değmediği tez neredeyse kalmadı. Peki, bu bir suç mu, yoksa teknolojinin nimetlerinden faydalanmak mı?

İşin en çetrefilli kısmı tam olarak burada başlıyor: Yasal ve teknik çaresizlik.

Yıllardır üniversitelerin elinde Turnitin veya ithenticate gibi intihal tespit programları var. Bir öğrenci başka bir kaynaktan kopyala-yapıştır yaptıysa, sistem bunu anında kırmızıyla çizip önümüze koyuyor. Çünkü bu programların yasal bir geçerliliği, somut bir veri tabanı var.

Ancak iş yapay zekaya geldiğinde durum değişiyor. Evet, piyasada "Yapay zeka içerik tespit ediciler" var ama henüz hiçbirinin yasal bir geçerliliği yok. Neden mi? Çünkü bu programlar henüz çok kusurlu. Bazen tamamen bir insan elinden çıkmış, özgün ve samimi bir metne

"Yüzde 90 yapay zeka tarafından yazılmıştır" damgası vurabiliyorlar. Ya da tam tersi; yapay zekanın çok zekice harmanladığı bir metni "Kusursuz insan eseri" diye yutabiliyorlar.

Hukuken kanıtlayamadığınız bir şey için bir öğrenciyi suçlayabilir, eğitim hayatını yakabilir misiniz? Elbette hayır. İşte bu gri alan, suiistimalleri çığ gibi büyütüyor.

Eğer böyle gitmeye devam ederse, çok yakın bir gelecekte karşımızda tamamen "Yapay

Akademi" bulacağız.

Kendi fikrini üretemeyen, sadece yapay zekaya doğru komutları vermeyi öğrenmiş yüksek lisans mezunları; robotların yazdığı makalelerle unvan alan doktorlar ve birbirinin kopyası derinliksiz tezler...

Teknolojiye düşman olmak çağ dışıdır, ona şüphe yok. Yapay zeka, literatür taramasında veya veri analizinde muazzam bir yardımcı olabilir. Ancak yapay zekayı bir asistan olarak kullanmakla, aklımızı ve kalemimizi ona tamamen teslim etmek arasında kalın bir çizgi var.

Akademi dünyası acilen bu yeni gerçeklikle yüzleşmeli ve yapay zekayı yasaklamak yerine, değerlendirme kriterlerini kökten değiştirmeli. Aksi takdirde, geleceğin bilim insanlarını değil; geleceğin yapay zeka operatörlerini yetiştiren koca bir "Yapay Akademi" ile baş başa kalacağız.