Yaratılış Sancısı\u2026

0

Bütün kavgalar vicdanın namını yaymak için, kupkuru gönüllerin en merkezinde. Ağaçların kollarından yayılan iman oksijeniyle kendine gelmek için, bir yol bulmalı hangi cenahla hasbıhal, hangi kısımla cenge hazır ve nazır… Bir yol bulacağız sevgimizin devriminde huzur neşredecek çocuklarımızın gözleri…

O biziz işte, yani senle beniz kardeş, dışlanan itilip kakılan, hor hakir görülen, marjine edilen, araftakiler, paraftakiler o biziz işte… O biz, kırarak küfrün belini, parçalayarak beden omurgasını ve bedenlerin omurgasız karakterini, o biziz yıkacak olan, küfrün kalbini bıçaklayacak olan, kalemle, tebliğle, güzel ahlakla o biziz işte…

Öfke saltanatını değil, firavun ve küffarın sulbünden türeyenlerle de değil, kavgası kadın ve şarap olanlarla hiç değil, faşizan sürgünlerin izinde olanlarla zifiri arzularla tutuşanların barutlarıyla da değil…

O mukaddes ve muazzam ve nurani ve Rahmani Kur'an kıratıyla ruhunu coşkunluğa erdirenlerin Muhammedi lisan-ı haliyle zafer seferindekilerin erdemiyle…

Aşka ve aşkın baharına inananların beyaz yüreklerindeki İslam asaletiyle…

Bir yol bulmalı, burkulan gönülleri yeniden imar için, birbirine düşman edilen kardeşlerin gönül vuslatına bir yol bulmalı, birbirleriyle evlenecekken birbirlerine kurşun sıktırılan insanlarımızın kalbinin yegane sahibi İslam olduğu hakikatini yeniden gür bir sesle haykırmaya bir yol bulmalı. Kültür ve değerleri asimile edilen, küffarın yönlendirdiği film ve sektörlerle yaşam hilkati altüst edilen o mana ve ahlak insanlarının öz ananelerine kavuşması için ezeli bir yol bilmeli, on dört asırdır bize neşredilen o yola yeniden ermeli.

Kendi öz vatanımızda bize gurbeti yaşatanlarının yuvalarını başlarına yıkmak için kesin ve keskin bir yol bulmalı. Pısırıklığı aşıp hangi dergaha ahlakla yaklaşacağımızı, hangi ahlaksızlık hücresine hiddetle yanaşacağımızı dengeleyeceğimiz o mukaddes yola yönelmeli. …

… Kelime-i şahadet'in ruhumuzun metafizik hakikatine zerk ettiği o vakadır işte bizim maneviyatımızın tebessümü…

… Asla ve katta gönül neşesinden başka bir şey değildir kalbimizin kendisine yıkılmaz umde saydığı…

… Bir makam-ı İbrahim saltanatının varisliğini şerefle taşıma kemalinden başka da ne olabilir ki…

… Bütün yaratılış, nazargah-ı Muhammediyle şenlenen kıblegahın ağır hasretinin deli divane sallantısıyla mı bir hoş…

… Sana olan yürek yangınlarımızın kifayetsiz ifadesinin, hüsnü halimizin hüznü halidir ya aşk…

… Ey kadirşinas kasırga, ey müşfik meltem, ey ya çare, Ey İslam! Ya edep! Ey nur! Ey Nureddin! Ya sancı! Ey ezel! Ya ebed! Ey telaş! Ya heyecan! Ey bahar ve kış ve savaş ve barış! Ey kabir! Ya azap! Ey hakikat… Ey eylem! Ya söylem…

Mağaralardan çıkıp, hakikatleri haykırarak gökleri yarmanın anı gelmedi mi? ! ...

Cennete şerefli anılar biriktirmenin anı gelmedi mi !!!