Yaşar Kaplan ve edebiyat

Yazar, çevirmen ve fikir adamı Yaşar Kaplan, Türk düşünce ve edebiyat dünyasında yalnızca telif eserleriyle değil, kazandırdığı nitelikli çevirilerle de önemli bir yer edinmiştir. Etimolojiye duyduğu ilgi, yabancı dillere olan hâkimiyeti ve farklı medeniyet havzalarını birlikte okuyabilme kabiliyeti, onun entelektüel kimliğini belirleyen başlıca özelliklerdir. Kaplan, çeviriyi yalnızca bir metin aktarımı olarak değil, medeniyetler arasında düşünce ve kültür köprüsü kuran bir faaliyet olarak görmüştür.

Onun Türkçeye kazandırdığı en önemli eserlerden biri, Alex Haley'in kaleme aldığı Malcolm X biyografisidir. Bu eser, yalnızca Malcolm X'in hayat hikâyesini Türk okuruna tanıtmakla kalmamış; aynı zamanda Afro-Amerikan edebiyatının, kölelik anlatılarından modern kimlik arayışına uzanan zengin birikiminin de ülkemizde tanınmasına vesile olmuştur. Malcolm X'in şahsında siyahi Amerikalıların kölelikten özgürlüğe, dışlanmışlıktan kimlik inşasına ve nihayet İslam'la buluşmalarına uzanan tarihî serüveni geniş bir perspektifle okuyabilme imkânı doğmuştur.

Amerikan Müslümanlığı, başlangıçta Afrika'dan zorla götürülen kölelerin torunlarının yaşadığı toplumsal ve teolojik bir arayış olarak ortaya çıkmış; zamanla Malcolm X gibi öncü isimlerin etkisiyle yalnızca siyasî bir başkaldırı değil, aynı zamanda güçlü bir inanç ve kimlik hareketine dönüşmüştür. Daha sonraki yıllarda Hint Alt Kıtası ve Doğu Asya'dan Amerika'ya göç eden Müslüman toplulukların katkısıyla bu yapı daha da çeşitlenmiş, Amerikan İslamı çok kültürlü bir karakter kazanmıştır. Afro-Amerikan edebiyatı da sistematik ırkçılık, özgürlük mücadelesi, kimlik arayışı ve kültürel hafıza ekseninde gelişerek kölelik karşıtı mücadeleden Harlem Rönesansı'nın estetik ve düşünsel atmosferine kadar uzanan önemli bir edebî gelenek meydana getirmiştir.

Yaşar Kaplan'ın çeviri faaliyetleri yalnızca Amerikan düşüncesiyle sınırlı değildir. İskoç asıllı mutasavvıf Abdülkadir es-Sûfî'nin (Ian Dallas) Yarınki İslâm adlı eserini Türkçeye kazandırması, Türkiye'deki İslam düşüncesi açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Kaplan'ın kurucusu olduğu Aylık Dergi aracılığıyla Abdülkadir es-Sûfî'nin makalelerini ve bu eseri yayımlaması, tasavvuf merkezli medeniyet tasavvurunun ve modern Batı eleştirisinin geniş okuyucu kitlelerine ulaşmasını sağlamıştır.

Benzer şekilde Muhammed Necatullah Sıddıkî'nin İslâm Ekonomi Düşüncesi adlı eserini Türkçeye kazandırması da İslam iktisadı alanında önemli bir boşluğu doldurmuştur. Hint Alt Kıtası'nın zengin düşünce geleneğinden beslenen bu eser, İslam ekonomisinin tarihî gelişimini ve çağdaş literatürünü sistematik biçimde ele alan temel kaynaklardan biri olarak dikkat çekmektedir. Kaplan, böylece yalnızca edebiyat alanında değil, İslam düşüncesinin farklı disiplinlerinde de Türk okuyucusunun ufkunu genişletmiştir.

Amerikan edebiyatına olan ilgisinin bir diğer önemli ürünü ise William Faulkner'dan çevirdiği New Orleans Öyküleri’dir. Bu çeviri, Faulkner'ın çok katmanlı anlatımını ve güçlü edebî üslubunu Türkçeye başarıyla taşıması bakımından dikkate değerdir. Kaplan'ın çevirileri, kaynak metnin ruhunu korurken Türkçenin ifade zenginliğini de ortaya koyan başarılı örnekler arasında yer almaktadır.

Yaşar Kaplan'ın beş dile hâkim olacak seviyede yabancı dil bilgisine sahip olması, farklı kültür ve edebiyatları doğrudan okuyabilmesine imkân vermiştir. Ancak onun en dikkat çekici yönü, Batı edebiyatını ve düşüncesini yakından tanırken hiçbir zaman taklitçi bir çizgiye savrulmamasıdır. İngiliz, Amerikan veya İtalyan edebiyatını özümsemiş; fakat Anadolu irfanını, İslam medeniyetinin birikimini ve yerli düşünce geleneğini merkeze almaya devam etmiştir. Bu yönüyle, Oktay Sinanoğlu'nun üzerinde durduğu "evrensellik" anlayışının başarılı örneklerinden birini temsil eder. Evrenselliği, kendi medeniyet köklerinden kopmadan dünyaya açılabilmek şeklinde yorumlamıştır.

Kaplan'ın hikâyelerinde ve denemelerinde Batılı Müslüman düşünürlerin, özellikle Abdülkadir es-Sûfî'nin etkisi belirgin biçimde hissedilir. Bununla birlikte bu etki hiçbir zaman bir taklit düzeyinde kalmaz; Anadolu'nun kültürel hafızasıyla birleşerek özgün bir anlatıya dönüşür. Yerel olanla evrenseli, Doğu ile Batı'yı, modern dünyayla geleneksel düşünceyi aynı metinde buluşturabilmesi onun en güçlü taraflarından biridir. Mesela onun Dönemeçler kitabında Elveda kitaplarım hikâyesinde “…Tevekkülle karşılamış kazayı. Tevekkeltü Allellâh sözüne tutunarak başkalarının büyük felaket sayacağı bu acıya rağmen ayakta kalmayı başarmış….” Karşılaştığı bir zorlukla dini bir duyarlılığın ilkeli duruşunu tasvir eder.

Türk edebiyatında İslami hikâye ve düşünce eksenli edebiyat üzerine en fazla kafa yoran yazarlardan biri olduğu söylenebilir. Cahit Zarifoğlu'nun açtığı edebî damarın ardından Yaşar Kaplan, hikâye ve deneme türlerinde İslami duyarlılığı estetik bir üslupla buluşturan önemli isimlerden biri olmuştur. Onun metinlerinde fikir, sanatın önüne geçmez; aksine estetik kaygıyla bütünleşerek okuyucuda derinlikli bir düşünce iklimi oluşturur.

Sözün özü; Yaşar Kaplan, yalnızca başarılı bir çevirmen değildir. O; Afro-Amerikan direniş geleneğinden Amerikan edebiyatına, İskoç bir mutasavvıfın medeniyet tasavvurundan Hint Alt Kıtası'nın iktisat düşüncesine kadar uzanan geniş bir entelektüel coğrafyayı ülkemizdeki okuyucularla buluşturmuştur. Çevirileriyle yeni ufuklar açmış, telif eserleriyle yerli düşünceyi beslemiş, farklı medeniyetlerin birikimini kendi kültür havzamızda yeniden yorumlamıştır. Bu yönüyle Yaşar Kaplan, yalnızca bir yazar ve çevirmen değil; farklı medeniyetleri birbirine bağlayan, düşünce dünyamızın sınırlarını genişleten seçkin bir kültür ve medeniyet köprüsüdür.