Yatırım seçeneği olarak tarım

Yatırım sermayeyi, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma olarak tanımlanmaktadır (TDK). Sermayeyi tarım alanında değerlendirilmesini tarımsal yatırım olarak açıklayabiliriz. Tarım sektöründe bitkisel üretimde yatırım konusu en hassas alanlardan biridir.

Tarım sektöründe bitkisel üretim (tarla ürünleri, sebze, meyve) alanı, bazı türlerde/alanlarda yüksek katma değerli ve modern teknolojilere odaklanıldığında önemli yatırım fırsatları sunabilir. Bunun hangileri olduğunu bilmek önemlidir. Bu fırsatlara rağmen tarımda ölü yatırıma sıkça da rastlamak mümkündür. Ölü yatırım kâr getirmeyen, geleceği veya pazar imkânı bulunmayan yatırıma denilmektedir.

Acı tecrübeler

Birçok yerde hayalet gibi duran, örtüsü yırtılmış, demirleri paslanmış çok boş sera gördüm; bakımsız veya sökülmeyi bekleyen meyve bahçelerini gözlemledim. Bunların acı hikayelerini dinledim. Bu durumdan derin bir üzüntü duyarım. Bunlar kişisel bir gözlem değil olgu seviyesindeki bir durumdur. Son yıllarda Çukurova bölgesinde bazı turunçgil bahçelerinin sökülmesi de buna örnek verilebilir.

Bunlar ölü yatırımlardır. Bu nedenle tarıma yatırım yaparken bazı bilgilerin bilinmesi zorunludur. Okuduğum bilimsel makaleler de meyve-sebze üreticiliğinde bu türden büyük sorunun varlığını teyit ediyordu. Son bir bilimsel araştırmaya göre teknik sorunu olduğunu iddia eden üretici oranı %5 kadarken pazarlama sorunu olduğunu belirtenlerin oranı %60 idi.

Akademik seviyede verdiğim derslerde tarımda önemli sorunlar arasında “işletme yönetimi” ve “pazarlama” sorunu olduğuna öğretmeye gayret ederim. Sürecin ölü bir yatırıma dönüşmemesi için tarım sektöründe yatırımın teknik ve ekonomik bir karar konusu olduğu dikkatten uzak tutulmamalıdır.

Genel anlamda tarım sektörüne yapılan yatırımda sermayenin geri dönüşü yavaş ve karlılığı düşüktür. Bunları dikkate alarak yatırım yaptığında bile üreticinin en önemli sorunu pazarlamadır.

Değişen pazar

Modern pazarlama anlayışına gelene kadar farklı dönemlerden geçilmiştir. Üretim yönelik anlayışta üretimin odak noktasıdır. Üretilen ürünün az ve talebin çok olduğu dönemleri yansıtır. Piyasaya büyük miktarda ve ucuz mal nasıl üretirim düşüncesi hakimdir. Bu anlayış “Ne üretirsem onu satarım” yaklaşımındadır. Türkiye’nin eriştiği seviyede bu bitkisel üretim için genel anlamda eskidir.

İkici yaklaşım daha gerçekçidir: Pazara Yönelik (Pazarlama) anlayış. Bu yaklaşıma “Satabileceğimiz malı üretiriz” yaklaşımı denilebilir. Bu anlayışta işletmelerde pazarlama çalışmaları üretim öncesinden başlar. İşletme pazarı inceleyerek pazarın talep ettiği ürünler üretilir. Son verilere göre bitkisel üretimde denge (yeterlilik) şu şekildedir:

Yeterlilik

Sebze-meyve: Ülkemizde 28 milyon ton kadar meyve ve 33.57 milyon ton kadarda sebze üretilmektedir (TUİK 20024 Verileri). Toplamda bakıldığında yaş meyve-sebzede yeterliliğimiz oldukça yüksektir. Sebzelerde yeterliliğimiz %111 kadardır. Meyvelerde genel anlamda sebzelere benzer bir durum vardır. Ancak ürün bazında yeterlilikler düşük, orta veya yüksek olabilmektedir. Çay, muz ceviz yeterlilikleri düşük olan ürünlerdir.

Bazı ürünlerin yıllık üretim ve yeterlilikleri ise şu şekildedir: Domates üretimi 14 milyon ton kadar olup yeterlilik %117 kadardır. Muz üretimi 900 bin ton kadar olup yeterlilik %94 kadardır. İncir üretimi 375 bin ton kadar olup yeterlilik %332 kadardır.

Tahıl ürünleri: Toplamı için 2023-2024 piyasa döneminde yurt içi üretimin yurt içi talebi karşılama derecesi (yeterlilik derecesi) %111,9 olarak gerçekleşti. Pamuk, mısır, mercimek, kuru fasulye, ayçiçeği, pirinç, soya. Soyada yeterlilik %4.1 ile oldukça düşüktür.

Bu verilere göre yeni yatırımcıların yeterlilikleri yüksek olan türlere değil düşük olanlara yönelmesi önerilir.

Son söz: Satabileceğin malı üretmelisin.