Abbas Pirimoğlu: Bir entelektüel

Yeri doldurulamaz bir entelektüel daha dar-ı bekaya intikal etti. Haberi duyunca gerçekten çok üzüldüm. Allah (cc) kendisine gani gani rahmet eylesin. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Milat gazetesi ve Yetkin Düşünce dergisi bir yazarını kaybetti.

 Abbas Pirimoğlu ağabey ile hukukumuz 20 seneden fazlaya dayanır. Kendisini önce dergilerdeki yazılarıyla tanıdım; yazılarını okudukça entelektüel derinliği beni cezbetmişti. Kendisiyle vicahi olarak tanıştıktan sonra da görüşmelerimiz devam etti. Bu zaman içerisinde ara sıra yüzyüze oturur sorunlarımızdan konuşur, arasıra da uzun telefon görüşmeleriyle dertleşirdik. Kendisi öncelikle kibar bir kişiliğe sahipti.

Konuşmalarımızda “Mustafacığım” şeklinde başlayan hitaplarının ardından, genellikle yüzeysellikten, entelektüealitenin kayboluşundan, gençlerin durumundan ve dünyanın nasıl düzeleceğinden dertlenirdi. Abbas abi gerçekten şimdilerde sayıları gittikçe azalan dünyaya ve insana dair dertli ve dava sahibi bir kişilikti. Konuşmalarımızda kişisel sorunlarından bahsetmez, sürekli insanlığın ve ümmetin durumuna atıfta bulunurdu. 

Kendisi Isparta’da serbest avukatlıkla uğraşmaktaydı. Isparta’ya bir vesile ile gittiğimde kendisini ziyaret etmiştim. Bürosunda beni ağırladı. Bu arada “işlerin vardır” dediğimde “işler nasılsa hollolur” diyerek hemen yine gündemdeki sorunları konuşmaya başlamıştık. Bürosunu bana gezdirmişti. Bürosunda bir odasını tefekkür edip serbest çalışacağı bir mekan olarak ayırmıştı. Orada ayrı bir masası zengin bir kütüphanesi ve divanı vardı. Bazan geç vakitlere ve sabahlara kadar kitap okuyup o odada çalıştığını bana anlatmıştı. O gün uzun süre heyecanlı bir şekilde konuşmuştu. 

Kendisi uzun zamandan bu yana Milat gazetesinde yazmaktaydı. Gazetedeki yazılarını da takip etmekteydim. Kitapları ve yazıları geniş ve derin bir okumanın ürünü olduğunu göstermekteydi. Kendisi hukuk nosyonuna sahip olmakla birlikte, felsefeden siyasete, sosyolojiden ilahiyata kadar ilgi alanlarının geniş olduğu anlaşılmaktaydı. Telefonla görüşmelerimizde yazılarıyla ilgili kritikleri konuşurduk. Bu arada karşılıklı tezlerimizi tartışırdık. 

Onun için gazetede yazmak, entelektüel anlamda yalnızlaştığı bir ortamı kendisi için verimli bir üretime dönüştürmek anlamını taşımaktaydı. Gerçekten gazetede ve dergilerde yazmaya büyük önem veriyordu. Çünkü Abbas abi ve onun nesli için bu tür entelektüel ortamlar insanı yetiştiren bir okul gibiydi. Zaten o gündelik hayatın “köpük” kısmıyla ilgilenmez, hatta o köpükler geçtikten sonra esas kısımla ilgilenirdi. 

Bir ara görüşmemizde Abbas abi roman yazmaya başladığını söylemişti ve ben de romanını heyecanla beklediğimi belirtmiştim. “Ateş ve Kadın” ismiyle yazılan romanın alt başlığı olan “deve olup odun taşıyanlardan olmaktansa, karınca olup ateşe ağzıyla su taşıyanların hikayesi” ifadesi onun dünyada nerede konumlanmak gerektiğini de veciz bir şekilde dile getirmekteydi. 

Roman yayımlandığında bana imzalı bir nüsha göndermişti. O romanı tanıtan ve kritik eden yazımı yine Milat gazetesinde yayımlamıştım. Nietszche’nin felsefesinden hareket eden bu roman bir yandan toplumsal barışa atıf yapmakta öte yandan felsefi bir zeminde anlatısını sunmaktaydı. 

Abbas abi yayın yönetmenliğini sürdürdüğüm Yetkin Düşünce dergisinin de yazarıydı. Dergiye de çok önemli katkılarda bulunmuştu. 2019 yılı Ramazan’ında dergimizin geniş katılımlı toplantısı için İstanbul’a gelmişti. Eyüp’te güzel bir iftarın ardından uzun sohbetler etmiştik. 

Evet, değerli bir yıldız daha dünyadan kaydı. Mekanı Cennet olsun diye dua ediyoruz. Bir de Abbas abi gibi fedakar entelektüellerin sayısının artmasını temenni ediyoruz.   

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement