24 Haziran 2021

Afganistan dedikleri !!

NATO zirvesinde dağ fare doğuracak diyenler yanıldı. Libya’dan Suriye’ye, Iraktan Azerbaycan’a, Ukrayna’ya, Afganistan’a, Pakistan’a kadar uzanan coğrafyada NATO’nun Türkiye’yi izlediği, Türk politikalarının peşinden iz sürdüğü anlaşıldı.  

Libya konusunun görüşmelerin merkezine alınması; zirve öncesinde Sicilya Adası’nda ve Libya’da yapılan üst düzey görüşmelerin ne kadar etkili olduğunu gösterdi. 

Libya dosyasında rol oynayan aktörler yelken indirdi, Libya’da Türkiye ile çalışma sözü verdi, ileri seviye siyasi, ekonomik ve savunma işbirliği geliştirdiğimiz Ukrayna NATO’ya kabul edildi. 

Afganistan’dan çekilen Amerika; Türkiye'nin Kabil Havalimanı'nın korunması için liderlik rolü alması gerektiğini açıklamasıyla Türkiye’ye mahkûm olduğunu bu zirvede resmiyete döktü.  

Bir anlamda; Suriye’de PYD’ye destek veren, Yunanistan’a askeri yığınak yapan, Libya’da Hafter’e yeşil ışık yakan ABD; Hükümeti zora sokmayı umarken bu zirvede bir anda kendini Türkiye’nin kucağında buldu.

Türkiye’nin; Azerbaycan’dan sonra domino etkisiyle Orta Asya’da da önüne serilen kırmızı halılar Amerika’yı iştahlandırmışa benziyor. 

Türk motivasyonunun yarattığı dalgaya binerek Afganistan hezimetini telafi etmek, Türkiye üzerinden Doğu Avrupa ve Orta Asya’da Rusya’nın önünü kesmek istiyor. 

Batı ve Doğu blokları arasında tampon görevi gören Afganistan’ın; çekilmenin ardından İran, Hindistan, Çin ve Rusya arasında bir üsse dönüşeceğini gören ABD, bunun; Orta Asya’dan silineceği, genişleyen NATO çemberinin tersine döneceği anlamına geldiğini biliyor. 

ABD’nin çekilme öncesinde Afganistan’daki askerlerinin sayısı yaklaşık 100 bine ulaşmıştı ve NATO’nun da 40 bin askeri bulunuyordu. 

Türk bayrağı çekerek hareket etmek zorunda kalan ABD ve müttefik güçleri Afganistan’da NATO birlikleri arasında doğrudan saldırıya uğramayan tek askeri gücün Türkiye olduğunu yaşayarak gördüler.

Hindistan’ı kontrol ettikleri yıllarda Hindistanlı Sihlerle anlaşarak 1839’da işgal ettikleri Afganistan’dan 1842’de geri çekilmek zorunda kaldıklarında 18,500 kişilik İngiliz karargâhından sadece bir İngiliz vatandaşı kurtulmayı başarabilmişti.

NATO içinde yer alan ikinci askeri güç İngiltere’nin de Afganistan’da kalma gibi bir cesareti yoktu.

2001’den itibaren 2 bin 300’ü aşkın asker kaybı, 900 milyar dolara yakın maddi zararına rağmen ardında; dünyanın en fakir, en eğitimsiz ve şiddetin kol gezdiği bir ülke bırakan ABD’nin Afganistan hezimetinde tek bir seçeneği kalmıştı;

O da, Türkiye’yi Afganistan’da kalmaya ikna etmek.

NATO zirvesinde ABD Başkanı Joe Biden’i; Sayın Cumhurbaşkanının ayağına kadar götüren gerçek işte bu gerçektir.  

Afganistan; doğudan batıya uzanan Kûhi Sefid, Hindukuş ve Kûhi Baba dağ silsilesinin kuzeyindeki ovalık saha ile güneyindeki yüksek ve Kuzey Hindistan düzlüklerine kadar uzanan yaylalarıyla yabancı işgalcilere tarih boyunca kolay kolay geçit vermemiştir. 

Yüzde 99’u Müslüman olan Afgan savaşçılarını bu sarp dağların engin ovalarında alt etmek neredeyse imkânsızdır.

Afganistan’da Türk askerini felaketler bekliyor diye yaygara koparanlara Afganistan’ın Türk kültürü ve tarihi için yabancı bir coğrafya olmadığını, Afganistan’ı; M.Ö. 187’de Türk asıllı Sakaların, M.S 50-125’de Kuşamların, M.S 480 ve sonrasında Akhunların yönetmiş olduğunu anlatmak gerekiyor.

Kırk Milyona yaklaşan nüfusun yüzde doksanı Hanefi mezhebini taklit eden Müslümanlardır. Yüzde 10 olan Şii Müslümanlar da; Cengiz Han ile Afganistan’a gelen, zamanla İslam'ı seçen Hazaralardır; Türklerle gönül bağları vardır. 

Demografik olarak da; yüzde 42'lik Peştun’u, yüzde 27'lik Tacik’i, yüzde 9'luk Özbek’i, yüzde 4'lük Türkmen’i ve yüzde 2'lik Beluç’u ile Türklerin ya akrabası ya da soydaşıdırlar.

Afganistan; Karabağ zaferinden sonra Zengezur koridoru ile Azerbaycan’a, ardından tüm Türk dünyasına, kardeş Pakistan’a, Çin sınırlarında Uygur Türklerine kadar uzanacak domino etkisinin son halkasıdır. 

Orta Asya’da kaderin açtığı Türk birliğine doğru giden yolda; Rusya korkusuyla gönülsüz davranan Kazakistan, Türkmenistan, Tacikistan, Özbekistan, Kırgızistan gibi Türki Cumhuriyetleri de yüreklendirecek, cesaretlendirecektir.

Rüzgâra karşı duranlar artık kendilerini yormasınlar.

Necip Fazıl’ın dediği gibi;

Surda bir gedik açtık

Mukaddes mi mukaddes

Ey kahbe rüzgâr artık,

Ne yandan esersen es!

 
Advertisement Advertisement Advertisement