Dolar (USD)
33.03
Euro (EUR)
35.94
Gram Altın
2510.33
BIST 100
10871.48
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE


Beyaz köle kapitalist efendi

Ne çok ve çabuk köle olurmuşuz da haberimiz olmazmış meğer. Halbuki modern zamanların köle algısı hep Afrika kıtasına yoğunlaşırdı. Hatta Afrika’daki köle ticaretinin uzun zaman limanı olan Gana’da kalırdı nazarlar. Ve oradan köle olarak satın aldıkları masum, bilhassa çocuk Afrikalıları ülkelerine götüren beyazlar efendi olduklarını ne çok gururla anlatırlardı. Bir şeyi ama bir şeyi ıskalayarak. Köle olarak alınan o Afrikalıların geride kalanlarının feryatlarını, göz yaşlarını, beddualarını ve gidenlerin çektiklerini unutarak.

Zaman geçti kapitalizm beyaz adamı esir aldı, siyah adamın yüz yıllardır birikmiş intikamının sistematik duyarsızlaştırmasıyla...

Kapitalizm beyaz adamı madde ile temas ettirerek varlığını sağlamlaştırırken beyaz adamın madde bağımlılığını artırdı. Maddeye mesafe koyamayan her toplum ve birey bundan yara aldı. Doymayan iştahlar, bitmeyen arzular, yetinilmeyen imkanlar ve sürekli güzel (hedonistik) yaşama arzusuyla kemendini imkanı olan her beyaz adamın boynuna attı ve ağzına gemi vurdu. Uzağa gitmeye gerek yok, bize bakalım.

Ülkemiz artık bir tatil cehennemine dönmüş durumda. İmkanı olan herkes maddeye temas etmek istiyor. Her bulduğu boşlukta ruhunu dinlendirmek yerine bedenine eziyeti bir tatil olarak kapitalizmin mabetlerinde tapındırıyor. Çılgınca harcanan paralar ve hiç hesabının verilmeyeceği kaygısızlığıyla savrulan imkanlar, akıllara ziyan.

Tatiller, çılgınca harcamanın dönemi, arzuların tatmin zemini, bir yılda birikmişlerimizin iyiliğe gideceği yerde iştahımızın çöplüğüne gömdüğümüz emeğimizin zamanı oldu artık. Adlandırmamız da çok masum ve insani duruyor.

Bayram tatilleri, okul tatili, resmi tatil, otel ve sahil tatili, muhafazakâr tatili, kaplıca tatili, doğa tatili, yıldızlı tatiller... Daha sayamadığımız ne çok tatil günümüz varmış bizim. Ne zaman çalışıyoruz, bilemedim.

Örneğin okullar tatil olur olmaz başlar evlerde kavga ve gürültü. Tatile nereye gideceğiz, tatilde ne yapacağız konuşmaları. Bazen şiddetli konuşmaların, bazen kibar duruşların, bazen de imkana göre konum alışların zaman doldurucu anları olur hanelerde bu durum. Çok azımız aylardır okul telaşesinden dolayı birbirimize ayıramadığımız zamanı evimizde ayırmayı veya gurbetlik hasretini giderecek ve akrabalık bağlarını güçlendirecek bir sıla-i rahim yapmayı aklımızın ucundan geçiririz.

Bayram tatilleri gelir. Evdekilerin gözü tatilde olur evden uzakta olan ebeveyn veya akrabaların gözü yollarda kalır. Kapitalizm ve mabetleri reklamın da rüzgarını arkalarına alarak köle gibi çalıştırarak biriktirdiğimizi yani kaşık ile verdiğini kepçe ile kısa zamanda almak için etrafı bulandırıp durur.

Duyuyorum müstehzi sesinizi. Burun kıvırarak, tepeden bakarak, alaylı bakışlarınızı üzerime yoğunlaştırarak bana güldüğünüzü. Hangi asırda yaşıyorsun efendi der gibi olduğunuzu. Hatta bu teraneleri çok duyduk, sanki kendin yapmıyor musun dediğinizi. Zaten sizin gibi olduğum ve eşekten düştüğüm, çağın bilhassa kapitalizmin modern kölesi olduğum için yazıyorum ya bunları.

Kapitalizm beyaz adama der ki; bedenin senin olduğu gibi kazandığın da senindir. Ve önermesini istediği gibi tamamlar. O halde bedeninde tasarruf edebildiğin gibi kazandığını da istediğin gibi harcayabilirsin. Kimse sana karışamaz. Hikmet ve marifet insan yaptıkları kadar yapmadıklarıyla da insandır çoğu zaman ya da harcadığın değil yaptığın iyilik senindir deyip dursun.

Kapitalizm, kölelerini tatillerde şehrin dışına doğru yollara döker. Hatta bir çok tehlike bile atlatırız. Yorgunluğumuzu alalım derken ceplerimizi boşaltmak için üzerimizi soyar sonra da suyun kucağına atar. Suyun içindeyken kendimizden geçeriz. Cebimizin boşaldığını fark ettiğimizde iş işten geçmiştir. Sudan çıkmış balık gibi can çekişmeye başlarız. Durumu anlarız ancak geç kalırız.

Senenin sair vakitlerinde de biz köleyiz kapitalizm efendi. Akşamları ev gezmeleri ve çocuklarımızın akraba ve komşuları görerek sosyalleşmeleri bitti. Örneğin dışarıda kapitalist mabetlerin abitleriyiz. Yemeğimizi yer iştahımızı doyururuz. İhtiyacımız olmayanları alarak nesneyle temas eder hislerimizi tatmin ederiz. Evdeki yalnızlığımızı giderecek tek şeyin buralardaki nesneler olduğunu düşünür onları evde istif ederiz. İçeride de kapitalizmin kölesiyiz. Her birimiz elimizdeki telefonla evin dışındakilerle çevrimiçi evdekilerle son görülmenin bir kaç saati bulduğu çevrimdışını yaşayarak durumumuzu özetleriz.

Öyle diyordu ya meğer bizim ne çok acımız var Cahit Zarifoğlu. Ben de derim ki beyaz adam ne çok köle olmuş da haberi kendinden yok.

Kenyalı devlet adamı demişti ki batılılar gelince ülkemize, onların ellerinde İncil bizim elimizde topraklarımız vardı. Gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda bizim elimizde İncil onların elinde topraklarımız vardı.

Diyorum ki beyaz adam siyah adamı köle olarak satın aldı, midesini doyurdu gözlerini kapattı. Siyah adam ne zaman gözlerini açtı midesini aç bıraktıysa o zaman beyaz adam köle olmaya başladı.

Siyah adam maddenin esaretinden kurtulup hakiki hürriyete kavuşurken beyaz adam bataklığa saplanıp kaldı. Çırpındıkça daha çok batıyor ve battıkça da hareket alanını daraltıp ruhun ölümünü gerçekleştiriyor.

Ne zamandan beri evimizi ve soframızı birileriyle bilhassa muhtaç olanlarla paylaştık (paylaşmayacak mazeret çok).

Kendimiz adına değil başkaları adına alışveriş yaptık mı bu aralar (konuşmak lüzumsuz).

Bu seneki normal olmayan harcamalarımızı yakın muhtaçlarımızdan uzaktaki Afrikalı kardeşlerimize vereceğiz düşüncesi ve eylemi bizde var oldu mu (başka kimse yok mu).

Gardırobumuzu -tekrar doldurmamak şartıyla- başkalarının ihtiyacı var diye boşaltmaya karar verdik mi hiç (hep bize yükleniyorsun).

Cüzdanımı ihtiyacı olanlar için kullanacağımı, içini onlar için boşaltacağımı en son ne zaman söyledik (sırası mı şimdi bunun).

Artık tatil harcamalarımı Afrikalı kardeşlerime su, gıda, giyim, eğitim ve sağlık gideri olarak planlayıp uygulayacağım. İyilik dünyayı kurtaracak kervanına ben de katılacağım dedik mi yoksa (boş ver bu ütopyaları) diyoruz.

Virginia Woolf’un yaşamdan kaçarak huzur bulamazsın dediğini biliyorum. Lakin nevimin tarihin en utanç devirlerini yaşadığını düşündükçe de çok acı çekiyorum. Sizleri incittiysem de özrümün affını diliyorum.

 
VF kat sağ