Dolar (USD)
17.9331
Euro (EUR)
18.4099
Gram Altın
1039.38
BIST 100
2864.25
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

03 Temmuz 2022

Biyografiler, toplumun hafızasıdır

Geçmişte çok az biyografiler yazılıyordu. Son yıllarda bu türde ciddi bir artış var. Toplumun hafızasını yansıtan biyografiler şüphesiz ki çok önemlidir.

Bizde bundan 20-30 yıl kadar önce, biyografi alanında büyük bir eksiklik, hatta boşluk vardı. Tanınan, bilinen ve sevilen birçok şair, yazar, hattat, âlim, asker ve devlet adamı hakkında kaleme alınmış doğru dürüst biyografi metinleri bulamazdınız. Şimdi bu sahadaki eksiklik gideriliyor ve hayatlarıyla temayüz etmiş, eserleriyle iz bırakmış ve fikirleriyle hepimize istikamet vermiş olan şahsiyetler hakkında adamakıllı biyografiler yazılıyor. Şüphe yok ki bu müspet gelişme, sadece edebiyat dünyamız bakımından değil, ilim, fikir ve medeniyet âlemi açısından da büyük bir kazanç. Zira biyografiler toplumun gerçek hafızasıdır ve bu eserler sayesinde öne çıkan simaların nasıl yetiştiği, hangi merhalelerden geçtiği ve neler yaptığı bu şekilde anlaşılabiliyor.

Benim de ilk ciddi çalışmalarım arasında biyografiler vardır. Edebiyatçılarımızın Çocukluk Hatıraları’nı 1985’te hazırlarken yüzlerce şair ve yazarımızın biyografilerini incelemiş ve bunlardan süzülen hatıratı da kitapta toplamıştım. Bu şekilde 72 edibimizin çocukluk hatıraları bir araya gelmişti. Bu çalışmanın arkası geldi. Nasreddin Hoca, Mehmed Âkif, Yahya Kemal, Ömer Seyfettin, Refik Halit, Ziya Osman Saba, Sait Faik, Safiye Erol, Cahit Öney, Ziya Nur Aksun, Mehmet Zeki Akdağ ve daha birçok edibimizin biyografilerini yazmaya çalıştım. Şimdi de Neyzen Tevfik’in olağanüstü hayatını araştıramaya çalışıyorum. Kayıp İstasyon, Kalem Efendileri ve Aşina Çehreler’de de farklı biyografiler ve portre yazıları bulunuyor.

ESKİ ZAMAN SURETLERİ

Şimdi elimde bulunan ve incelediğim bazı biyografi kitaplarından kısa kısa da olsa bahsetmek istiyorum. Siz azı çoğa sayar ve kitapları edinir okursunuz. Muhit Kitap’tan çıkan Savaşta Yavuz Şiirde Selim isimli eserde “Yavuz Sultan Selim ve Şiirleri” ele alınıyor. Prof. Dr. Mehmet Fatih Köksal’ın bu yetkin eseri, bize ülkeler fetheden cevval bir padişahın perde arkasındaki ‘şair’ kimliğini gösteriyor. Kitapta şiirleri incelenen padişahın, ‘âşık’, ‘derviş’ ve ‘padişah’ başlıklı üç kişilik tarzının karşımıza çıktığı vurgulanıyor. Sultanın, devrin şairleriyle olan dostluğunun da yansıtıldığı eserde, Yavuz Selim’in hayatı, sanatı ve şiirleri bütün derinliğiyle gözler önüne seriliyor. Türkçe ve Farsça şiirlerini okuduğumuz cihangir padişahın cesareti kadar ince ruhluluğu da dikkatimizi çekiyor. Cihan Okuyucu’nun Akıl Fikir Yayınları’ndan çıkan Nâbî kitabında ise “mütefekkir bir şairin hayat hikâyesi”ni okuyoruz. Burada, klasik şiirimizin ‘düşünen adam’ı Nâbî’nin eserlerinde ortaya koyduğu ölçülü tenkit ve teklifleriyle çağının şahidi olduğu vurgulanıyor, Ayrıca şairin Hayriye’si ile sadece döneminde değil bugün de tarihçilerin ve sosyologların ilgisini çektiği belirtiliyor.

CEVDET PAŞA’YA DAİR

Ahmet Zeki İzgöer ve İsmail Kara’nın hazırladığı Cevdet Paşa’nın Lâyihaları isimli eser, “Devlet Din Islahat Hukuk Maarif” alt başlığıyla meraklılara takdim ediliyor. Bilindiği gibi Ahmet Cevdet Paşa, Osmanlı’nın son devrinde iyi yetişmiş bir medreseli talebe. Sağlam bir tahsil görüyor ve ‘vezirlik’ rütbesine kadar yükseliyor sonra da çeşitli kademelerde hizmetler ediyor. Sadece bir tarihçi ve hukukçu kimliğiyle değil mütefekkir vasfıyla da münevverlerin ve devlet adamlarının dikkatini çeken Paşa, ıslahat, idare, hukuk-adliye, maarif-modern eğitim, vakıflar, tarih, mektep ve ders kitapları konularında fikir beyan etmiş ve bu sahalara dair mühim katkılarda bulunmuştur. Arşivlerden derlenen eserde, Cevdet Paşa’nın günümüze de ışık tutan 96 kıymetli metni bir araya getirilmiş bulunuyor. Osmanlı Devleti’nin son devrinde yaşananları daha iyi idrak edebilmek için bir kısmı küçük bir risale hacmindeki bu makaleler okunmalı ve üzerlerinde düşünülmelidir. Aydınlarımızın, Tarih-i Cevdet, Tezâkir, Maruzât, Kısas-ı Enbiya gibi mühim eserlerin müellifi Cevdet Paşa’yı bugün de daha yakından tanımaları, anlamaları ve fikirlerinden istifade etmeleri gerekiyor. Eser Dergâh Yayınları’ndan okuyucuya ulaştı.

TANBURÎ CEMİL BEY

“Efsane ve Realite Arasında Bir Portre” üst başlığıyla musiki dünyamızın dikkatine sunulan Tanburî Cemil Bey isimli eserin yazarı Bekir Şahin Baloğlu. Tanburî Cemil Bey’in, Türk müziğinin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişi sırasında yaptığı ‘ses kayıtları’nın, en büyük köprülerden biri olduğu vurgulanırken sanatkârın ‘eski’ ve ‘yeni’ medeniyet anlayışlarının ortasında bir kimliği temsil ettiği, ancak gerçek rolünün tam anlaşılamadığı ifade ediliyor. Dâhi müzisyen Tanburî Cemil Bey’in çalışkanlığı, yaşadığı devri algılayışı ve fikirlerinin de sanatı kadar önemli olduğu vurgulanan kitapta kitabın yazılış gayesi şöyle açıklanıyor: “Bu kitabın amacı, Cemil Bey’in müziğinin nasıl yapıldığından çok hangi sosyolojik şartlarda yapıldığı ve sanatçının böylesi bir icraya yönelmesinin sebeplerini anlatmaktır.” (Dergâh Yayınları)

HÜR FİKİRLİ TÜRK

Azerbaycan Türk edebiyatı alanında yapılan çalışmalara bir yenisi eklendi. Mehdi Genceli, Hür Fikirli Türk Abdullah Sur isimli eseri kültürümüze kazandırdı. Edibimizin hayatı, çalışmaları, görüşleri ve hakkında yazılanların ayrıntılı biçimde işlendiği eserde Abdullah Sur’un sadece Azerbaycan edebiyatı çerçevesinde kalmadığı, Türk edebiyatının tamamını kucaklayan milliyetçi bir edebiyat sanatı anlayışına sahip olduğu vurgulanıyor. Onun eserleri ve fikirleri sadece Kafkas bölgesini de değil bütün Türk dünyasını ilgilendiriyor. Kısa hayatına pek çok eseri sığdıran Sur’un eğitim, kadın ve kültür-medeniyet konularında kayıtsız kalmadığının altı çiziliyor. Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan eseri, herkese tavsiye ediyorum.

TANPINAR FARKI

Galiba son yıllarda eserleri en çok okunan ve hakkında en çok çalışma yapılan, kitap hazırlanan edebiyatçılarımızdan biri de Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Fatih Belediyesi tarafından edebiyatseverlere armağan edilen “Hakikî Ruh Mimarimiz” Tanpınar’ın İstanbul’u isimli eserin yazarı Mehmet Samsakçı. Arka kapaktan birkaç satır: “İstanbul’u ‘hakikî ruh mimarımız’ olarak gören, bir kahramanına ‘İstanbul’u tanımadıkça kendimizi bulamayız.’ dedirten Tanpınar’ın İstanbul’a dair dikkatleri bir şehri en yoğun ve kaliteli biçimde duyup yaşayan, düşünen, onu bütün veçheleriyle göre, bütün cepheleriyle kuşatan bir aydının dikkatleridir.” Murat Koç’un eseri Her Şey Bana Karşı, Tanpınar’ın bir bakıma romanı. “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Son Savunması” başlığıyla da sunulan kitapta, Tanpınar’ın geniş bir ruh tahlili ve fizikî portresi de bulunuyor. Kitaptaki şu satırlar onu anlatmaya dair bir çabanın ifadesidir: “Ahmet Hamdi kim diye sorsalar kendimi de tam olarak tanımlayamıyor. Cevap olarak sadece şu dağınık cümleler geliyor aklıma. 1923’te Erzurum’da ‘yayından yeni çıkmış ok’, ardından Konya’da Selçuk mimarisinde kaybolan ve Mevlâna’nın güneşiyle ısınan yolunu kaybetmiş biri, Ankara’da resim ve musiki peşinde bir gurbetzede, İstanbul’da hülyalarının mücadelesinin adamı, Paris’te ilerleyen yaşına rağmen yine edebiyattaki yolunu arayan şair…” (Eren Yayıncılık)

BİR DEHA: MEHMET GENÇ

Mümtaz bir ilim adamı, sahasında zirvede olan bir Osmanlı iktisatçısı ve bir mütefekkir olan Mehmet Genç hakkındaki kitabı, Abdullah Mesud Küçükkalay kaleme aldı. Yazar Mehmet Genç adlı eserini, “Bir Âlimin Hayatı ve İlim Serencamı” ifadesiyle okurun önüne çıkarıyor. Ötüken titizliğiyle raflarda yerini alan hacimli eser, tam 544 sayfa. Mehmet Genç’in ilmî derinliği kadar fikir zenginliğine de temas edilen eser Mehmet Genç’in şahsında bir bakıma son dönem aydınlarımızın da anlatıldığı bir destan. Üniversite mensubiyetinin dışında ‘Marmara Kıraathanesi’ gibi bir ilim, irfan mahfilinin de iyi bir müdavimi olan Genç, hem eserleri hem de fikirlerini aktardığı sohbetleriyle hatırlanıyor. Eserin takdiminde şu mühim satırları pürdikkat okuyoruz:

“Bu kitap, hayatını ezelî hikmetin peşinden gitmeye ve ona ulaşmaya adayan, kâinatı, insanı ve maddeyi anlamak ve onların gerçekliklerini kavrayabilmek için bitmez tükenmez bir gayret gösteren, ilmî faaliyetlerini haytanın değil, hayatını ilmî faaliyetlerinin bir amacı olarak kabul etmiş bir âlimin, Mehmet Genç hocanın çile dolu hayat ve ilim yolculuğunu anlatmaktadır. Bir ilim insanının nasıl yaşaması, nasıl olması ve nasıl çalışması gerektiğinin mümtaz bir örneğini, ilim yolculuğunun izlerinden hareketle bütün çalışmalarının ayrıntılı bir tahlilini ve onun Osmanlı-Türk tarihi ve iktisat tarihi araştırmalarına yaptığı önemi, orijinal, ufuk açıcı ve hedef belirleyici katkılarını okuyucu ile buluşturmaktadır.”

SEZAİ KARAKOÇ’TA VARLIĞA BAKIŞ

Sadece bir şair ve edip olarak değil bir düşünce, sanat ve medeniyet adamı olarak da gönüllerde taht kuran merhum üstat Sezai Karakoç hakkında kaleme alınan eserlerin sayısı artıyor. Mehmet Özger’in kaleme aldığı Sezai Karakoç’ta Varlığa Bakış isimli eser, Muhit Kitap’tan çıktı. Karakoç, estetiğe önem veren, bizim estetiğimiz ile Batı kaynaklı estetik anlayışını vukuflu bir şekilde mukayese ediyor ve İslam’ın bu sahada da üstünlüğünü ortaya koyuyor. Üstadın şiirlerinden yola çıkarak ortaya koyduğu ‘Diriliş Estetiği’ne başta vurgu yapılırken farklı şiirlerindeki ‘medeniyet’ odaklı duygu, düşünce ve endişeleri de toplu olarak görmek mümkün.

BİROL EMİL ARMAĞANI

Son iki yılın salgın dönemi pek çok eserin de duyulmasını ve okura ulaşmasını engelledi. Yayıncılarımız da neşrettikleri eserleri doğru dürüst tanıtamadılar, okuyucularına ulaştırmadılar. Doğrusu benim de geç fark ettiğim kıymetli bir hediyedir Prof. Dr. Birol Emil Armağanı. Bahtiyar Aslan, Münevver Ebru Zeren, Meriç Kurtuluş ve Nuran Altuner’in editörlüğünde hazırlanan kitabın başında Hocanın hayat hikâyesi ve eserleri ile kendi kaleminden hayat hikâyesini artarda okuyoruz. Ardından “Hatıralar” geliyor. Hocaya dair hatıratını yazanlar arasında Abdullah Uçman, Prof. Dr. Mehdi Ergüzel, İsa Kocakaplan ve diğerleri de var. Daha sonra “Makaleler” bölümü önümüze çıkıyor. Burada birçok imza sahibinin kaleme aldığı değerli makaleler bulunuyor. Son bölüm ise “Albüm” ile tamamlanıyor. Ama ondan önce Kemal Yavuz’un “Türkçem” başlıklı nefis bir şiiri var. Büyük boy olan 736 sayfalık eser, Türk Edebiyatı Vakfı’nın bir cemilesi ama Birol Hocamız için yerine getirilmiş bir hizmet ve vefa borcudur. Armağana katkıda bulunan herkese, kültür dünyamız adına yürekten teşekkür ediyoruz.