20 Ekim 2021

Bu Televizyonlarımızın Hâli Ne Olacak?

Televizyon kanallarımızda yapılan tartışma programları, çoğu giderek tek tipleşiyor. Bu durum çocukluğumuzda dere yamaçlarında yankılanan sesimizi bize hatırlatıyor. Bunu ilk keşfettiğimizde heyecanla sesimizin yankısını tekrar tekrar dinlerdik. Ama belli bir süre sonra, sıradanlaştığı için terk ederdik.

Açıkça söylemem gerekirse, birkaç istisna dışındaki programlar, bize sessimizin yankılandığı dereleri hatırlatıyor. Aynı duygu ve düşüncelere sahip şahıslarla yapılan programlardan, topluma ufuk kazandıracak düşünceler çıkmıyor. Çıkmazda. Sürekli birbirini teyit eden konuklar, sadece kendi sesinin yankısını dinliyor.

Hâlbuki sürekli teyit eden değil, tefekkür ettiren sözlere ihtiyacımız vardır. Çünkü hayat, son derece dinamiktir. Farkında olsak da olmasak da bazı şeyler doğup ve gelişirken, bazı şeyler dağılıp yok olmaktadır. Aynı düşüncelere sahip ve aynı yüzleri devamlı ekranlarda görmek hayatın dinamiğine aykırıdır.

Bu bakımdan farklı fikirlere fırsat vermek, onları saygıyla dinlemek toplumda bir dinamizm yaratır. Düşüncelerin karşılıklı konuşulması toplumda anlamlı bir canlılık kazandırır. Çünkü farklı fikirlerin konuşulması havadan oksijeni alıp, havaya karbonik gaz ve su buharı veren bir bitki gibidir.

Küresel ısınmayla birlikte çölleşen topraklarımız gibi, zihinlerimizin de çölleşmesine fırsat vermemek gerekir. Bunun için iktidar muhalefet ayrımı yapmadan söylüyorum: Televizyon kanallarımız, olaylara farklı açılardan bakabilen, farklı fikirlere sahip konuklara imkân vermesi gerektiğini düşünüyorum.

Tek seslilikle toplum uyuşur. Farklı fikirler topluma heyecan verir. Farklı siyasi anlayışlara sahip insanların toplumun önünde konuşabilmesi önemlidir. Değişik görüşler arasında ortak noktaların bulunması toplumsal barışımıza katkı sağlar.

Bir tartışma programında farklı fikirlerin tartışılmasına imkân vermek, uzlaşma alışkanlığını yaygınlaştırır. İzleyiciye, kendisi gibi bireylerin farklı isteklerine saygı duyulmasının mesajını verir.

Farklılığı genel kabul görmüş birey, siyasi gücün itici unsuru olur. Bu bağlamda tartışma programları iyi organize edilebilirse gerçekten topluma çok ciddi katkı sağlayabilir. Televizyonlarımızın artık ‘’körler sağırlar birbirini ağırlar’’ anlayışından vazgeçmesi gerektiğini düşünüyorum.

Devletin çarkları elbette dönmekte ve demokratik hayat devam etmektedir. Ancak her siyasi parti kendi kanallarında sadece anlayışındaki insanları konuk etmeye devam ederse, bu hem iç politikada hem de dış politikada inandırıcılığını kaybeder.

Bir misalle bu bahsi kapatmak istiyorum. Madde kendi başına edilgen bir yığından ibarettir. Ama madde düşüncenin damgasını taşıdığı zaman şekil alır, hareket kazanır. Nasıl ki maddeyi harekete geçiren düşünceyse, düşünceyi de harekete geçirecek toplumun ilgisidir. Toplumun ilgisini çekmenin yollarından biri de televizyonlardaki tartışma programlarına bağlıdır.

İletişim: mehbeyhan@gmail.com -  Twiter: @MehmetB78849685

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement