TDV Kurban

10 May 2021

Covid, PCR ve aşılar üzerine bir söyleşi

O, her gün ekranlara çağrılan ve sürekli insanlara korku pompalayan, tehditler savuran, agresif hekimlerden değil. Eğer öyle biri olsaydı muhtemelen birçok kanalda görürdünüz.

“Ben Hipokrat yeminime bağlı kalarak bu kutsal görevimi insan lehine yapmaya devam edeceğim” diyen ve birçok uluslararası ödüle sahip olan başarılı hekimProf. Dr. Serhat Fındık Hoca’dan bahsediyorum.

Geçen gün telefonda salgın üzerine uzunca bir sohbet ettik. Kafama takılan her şeyi sordum. Serhat Hoca; “Bugüne kadar benim kendi branşımla ilgili takip ettiğim hastalarımdan hiçbiri covid olmadı, covid olarak gelenler de iyileşti” diyor.

Öncelikle Covid-19 virüsünü sordum, kendi ağzından dinleyelim;

Kesinlikle emin olduğum şey bunun bir laboratuvar virüsü olduğudur.  Daha evvel domuz gribi, sars, mers ve kuş gribinde başarılı olamadılar ancak bunda biraz daha başarılı oldular. Tüm insanları evlerine kapatmayı başardılar.

Bu salgın bilinen salgınlardan farklı bir seyir gösteriyor. Bu bakımdan covid elde üretilmiş bir virüstür. Bakın size şöyle anlatayım. Normal olan, Yüce Allah’ın yarattığı mikroplar, virüsler var bunların bir kısmı vücudumuzda da vardır.

Bağışıklık sistemimiz zayıfladığı zaman hastalık yapabiliyorlar. Birçok enfeksiyon hastalığı gördüm. Takip ettim.

Ama burada bir gariplik var. Covid-19 bilindiği gibi %99 oranında solunum yoluyla bulaşıyor.Yani biri öksürecek, hapşıracak ve yakın temas yoluyla bulaşıyor. Açık havada bulaşmaz.

Peki, ne yapıyor bu virüs?

Bu virüsün hedeflediği bir hücre var. Yani akciğerlere girmesi yetmiyor bir de akciğerlerin içinde bir hücre var o hücrenin içine giriyor ve bir reaksiyon başlatıyor. Hepimizde değil ancak zayıf bünyelerde bağışıklık sistemi bu durumu çok güçlü bir düşman zannederek inanılmaz bir yanıt veriyor.

Yani 100 kişilik bir düşman ordusuna ordunuzdan 100 bin kişilik asker göndermek gibi bir şey bu. Üstelik elinizdeki tüm cephanenizi kullanarak yaptırıyorsunuz bunu. Yani vücut çok güçlü bir düşman varmış gibi kendi kendine savaşıyor.

Örneğin buzlu cam görüntülerinde virüsü göremezsiniz çünkü virüs olayı başlatıyor ve sonra yok oluyor.

PCR testi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tam bir kandırmaca. Uzun bir çubukla üstelik beyin zarına yakın bir bölgeden yapılıyor test. Ancak zaten o bölgede normal mikroorganizmalar, bakteriler ve virüsler var daha önce geçirilmiş olan gribin, soğuk algınlığının vs virüsleri var. PCR de tam olarak bunların varlığını onaylıyor bize. Yani pozitif gösteriyor.

Bu bakımdan klinik tablo ve kan testleri önemlidir. Vakaların yüksekliğini PCR testi üzerinden değerlendirmek bir hatadır.

Aşılar ne kadar güvenli?

Aşı düşmanı değilim. Bilindiği gibi çocukluk aşıları vazgeçilmezdir. Ve bu aşıların mazisi vardır ve deneyimler sonucu bulunmuştur. Ancak covid henüz 1,5- 2 yıllık bir süreç. Hastalığın bir mazisi yok ve bu kadar kısa sürede bulunan bir aşıyı topluma açamazsınız.

Faz 4’e ulaştığı zaman ancak topluma açılabilir. Bir de bu aşıyı baskı ve tehdit ile değil gönüllülük esasıyla topluma tanıtabilirsiniz ve aşılayabilirsiniz.

RNA aşıları;

Dört çeşit aşıdan en problemli olanı bu aşıdır. Her şeyden evvel bugüne kadar gelen aşılara hiç benzemiyor. Normalde aşıların temeli antikordur.

Şimdi bakın RNA aşısında ne oluyor?

Virüsler canlı bir ortam dışında yaşayamazlar. Bu insana özgü bir virüs ise insan vücudu olacak yani canlı bir ortama girmesi gerekiyor. O yüzden açık havadan korkmamak lazım.

RNA aşısında virüsün canlı bir birimini alıyorlar ve vücuda veriyorlar. Elçi RNA’nın hedeflediği yer de DNA’mızdır. Şimdi savunma sistemimizden beyine ve kalbe oradan tüm hücrelere hepsinde DNA var.

Ve burada örneğin kanseri önleyici, pıhtılaşmayı önleyici, felç önleyici vs birçok genler var. Şimdi bu tüm genlerimizi RNA aşısındaki etkene açık hale getiriyorsunuz.  Ve maalesef bu RNA’nın nereye yapışacağına nereyi etkileyeceğine dair hiçbir bulgu yok.

Bugüne kadar hiçbir aşıda kullanılmayan bir teknoloji ile üretilen bu aşıyı kullanın diye dayatırsam tıbba ihanet etmiş olurum.

Bu virüse yakalanmamak için ne öneriyorsunuz?

Öncelikle bağışıklık sistemimizi güçlendirmeliyiz ve mutlaka günde iki litre su içilmeli. Doktor önerisiyle C ve D vitamini alınmalıdır.

Verdiği bilgiler için kendisine çok teşekkür ederim…

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement