03 May 2021

Darbe zihniyeti (3)

Bundan 22 yıl önce bugün: 3 Mayıs 1999…

Başörtülü milletvekiline yemin ettirmediler. Yetmedi vatandaşlıktan da çıkardılar.

Bunu kadına şiddet saymıyorlardı.

Had bildirme” böyle bir şeydi.

Ancak Kasım 2013’te bu zulme son verilebildi.

Millî iradeyi yok saydılar…

14 Ekim 1973 seçimleri sonrası26 Ocak 1974’teCHP-MSP Koalisyon Hükümeti kuruldu.

22 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştiren bu hükümet, 17 Kasım 1974’te dağı(tı)ldı.

10 ay tahammül edebildiler.

Sadi Irmak Hükümeti kur(dur)ulur…

Anarşi, terör ve kıtlık yılları…

12 Eylül 1980 Millî Güvenlik Konseyi:

"Yüce Türk Milleti,

30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla sizlere radyo ve televizyondan hitap etmek imkânını bulmuş ve ayrılan kısıtlı süre içerisinde mümkün olduğu kadar, yurdumuzun içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumu ile anarşik ve bölücü eylemleri; alınması gereken tedbirleri çok kısa olarak izah etmeye çalışmıştım. Yine çok iyi hatırlayacaksınız ki, iki yıldır her fırsattan istifade ile muhtelif defalar verdiğim beyanat ve radyo-televizyon konuşmalarımda da bu hayati önemi olan konuları dile getirmiştim…” diyerek kendini meşrulaştırmaya çalışıyordu.

28 Şubat 1997 Post Modern Darbe Süreci de MGK toplantısı sonrası bildiriyle başlatıldı. “ Gerekirse silahla” diyerek TBMM ve hükümet tehdit edildi.

21 Mayıs 1997’de hükümet olan Refah Partisi’ne başörtüsüne özgürlük ve Taksim’e Camii yapılmasını istediğinden kapatma davası açıldı. 16 Ocak 1998’de de kapatıldı…

27 Nisan 2007 e-muhtırası;

Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır…”

Burada ‘alternatif kutlamalar’dan Kutlu Doğum Haftası kastediliyor…

Bu bildiriden sonra AYM, 367 kararını verdi; Cumhurbaşkanı seçimi tıkandı.

22 Temmuz’da erken genel seçimler yapıldı.

8 ay sonra…

Tek başına iktidar olan AK Parti’nin kapatılması için Mart 2008’de dava açıldı…

Ve

15 Temmuz 2016’da Yurtta Sulh Konseyi de bildiride:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin değerli vatandaşları,

Sistematik bir şekilde sürdürülen anayasa ve kanun ihlalleri; devletin temel nitelikleri ve hayati kurumlarının varlığı açısından önemli bir tehdit haline gelmiş, Türk Silahlı Kuvvetleri dâhil olmak üzere devletin tüm kurumları ideolojik Saiklerle dizayn edilmeye başlanmış ve dolayısıyla görevlerini yapamaz hale getirilmiştir.

Gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içerisinde olan Cumhurbaşkanı ve Hükümet yetkilileri tarafından; temel hak ve hürriyetler zedelenmiş, kuvvetler ayrılığına dayalı, laik ve demokratik hukuk düzeni fiilen ortadan kaldırılmıştır…”diyordu.

4 Nisan 2021; Emekli Amiraller Bildirisi’nde de:

"Yüce Türk Milletine,

….tartışmaya açılması endişe ile karşılanmaktadır.

(…)

Montrö Sözleşmesi'nin tartışma konusu yapılmasına/masaya gelmesine neden olabilecek her türlü söylem ve eylemden kaçınılması gerektiği kanaatindeyiz.

Diğer taraftan; son günlerde basında ve sosyal medyada yer alan kabul edilemez nitelikteki bazı görüntüler, haber ve tartışmalar…

(…) TSK’nin, anayasanın değişmez, değiştirilmesi teklif edilemez temel değerlerini titizlikle sürdürmesi zaruretidir.

Aksi halde, (…)” ifadeleri dikkat çekicidir.

“ Altına imzamızı atarız.” diyerek durumu ‘ifade özgürlüğüne’ bağlamaya çalışsalar da mızrak çuvala sığmıyor.

Zihniyet, üsluptan kendini ele veriyor.

                                                        ***

7 Mayıs cuma günü yapımı tamamlanan Taksim Camii ibadete açılacak…

Darbeciler, yine hüsrandalar…

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement