Dolar (USD)
32.94
Euro (EUR)
35.83
Gram Altın
2537.98
BIST 100
11172.75
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

01 Aralık 2020

Devrana Devrana Bak Bu Devrana...

Bir anda gündeme bomba gibi düştü Sayın Bülent Arınç’ın açıklamaları.Herkes olayı farklı bir tarafından ele aldı. Kimi nasıl olur da bir teröriste özgürlük ister derken, kimi de kitabın reklamını yapıyor dedi.

Kitabın içeriğinden bahsetmiş ve bu kitabı okuduktan sonra ‘’Kürtler ve Kürtlerin yaşadığı travma üzerinden kafanızda çok şeyler değişecek’’ diye bir cümle kurmuştu Sayın Arınç.

Bu yaşanmışlıkları ilk defa “Devran” adlı kitap’ta duymuş gibi anlatınca, şaşırdım ve derin bir ah çektim desem yeridir. Benim için konuşmanın önemli yeri burasıydı aslında...

Kırk ve üzeri yaşlarda olan her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kürt, Diyarbakır cezaevinde yaşanan süreci, sonra bu sürecin PKK’nın doğuşuna nasıl evrildiğini bilir, sorarsanız da anlatır.

Kürtler arasında bugünkü fikirsel ayrışmanın başladığı yerlerden biri de 80’li yılların başında Diyarbakır cezaevinde yaşanan sistematik devlet düşmanı yetiştirme projesidir aslında…

1980 darbesi ile tüm sol örgütlerin bir anda kaybolması, PKK’nın her geçen gün gizli eller tarafından daha da güçlendirilmesi, köy yakmalar ve gözaltında yaşanan işkenceler...

PKK’ya eleman temininin adeta bir takım kirli devlet kadroları tarafından sağlanması ve akabinde kürtlerin bir kısmının tam istenilen kıvama gelmiş olması…

Tüm kürtler HDP gibi mi düşünüyordu peki ? Elbette hayır...

Türklerin ve kürtlerin aralarında daha derin uçurumlar açmak ve kabuk tutmayacak yaralar oluşturmak maksadıyla kirli eller tarafından tezgahlanan oyunları farkederek hareket eden kürtler de vardı...

Bu düşünceye sahip olanlar, anlaşılmayanlar oldular genelde…

HDP ve önceki türevlerine sahip zihniyet için bu kürtler asimile olmuş hainlerdi.

Türk milliyetçileri için ise bu düşünceye sahip olanlar, türk kimliğini anlamamış kürtçülerdi. Oysa tek suçları kürt olmak ve devletin gün gelir yanlış politikalarından döner ümidini taşımaktı...

Türklerin, kürtlerin ve diğer tüm etnik unsurların yine eskisi gibi devletine güvenebileceğine, ülkenin büyük bir güç olarak meydana çıkabileceğine her daim inandılar.

Çözüm süreci başlayınca bir sevinç aldı bu kürtleri... Zira yanlışını anlamaya başlamış ve geçmişteki hataları ile yüzleşen bir devlet portresi vardı artık karşılarında.

Ne yazık ki bu sürecin de muhatap alınmayanları oldular…

Yine de küsmediler devletlerine...

Kürtlerin devlete olan bakışında değişikliğe katkı sağlayacağı için desteklediler çözüm sürecini.

Yine sahipsizdiler, zira bölgede HDP zihniyeti hükümranlığında yaşamak zorunda kaldılar birkaç yıl. Devlet bir süre ölü taklidi yapmış, bu süreçte en büyük sıkıntıyı yıllarca devletine güvenen kürtler çekmişti bölgede.

Selahattin Demirtaş’ın çağrısıyla yaşanan 6-7 ekim olayları bu sahipsizliğin zirvesi olmuştu aslında. Ölenler de , öldürülenler de kürtler olmuştu yine bu kanlı çoğrafyada… Çözüm süreci rafa kalkmış ve yeni bir dönem başlamıştı…

Nereye bağlayacağımı merak edenleri, daha fazla meraklandırmayayım …

Yıllarca siyaset yapmış, Meclis Başkanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevlerini üstlenmiş biri, bugüne kadar kürtlerin yaşadıklarını iliklerine kadar hissetmemişse...

Devran kitabında yazılan hikayelerden daha fazlasına dert ortağı olmamışsa...

Kürtlerin yaşadıklarının anlaşılmasını bu kitaptan ve yazarından bekliyorsa...

Sözün bittiği yerdeyiz diyerek, yazımı eskiden kalma “bu devran” türküsünün dizesiyle sonlandırayım.

Bu Devran Bu Devran Zalım Bu Devran

Taşımaz Yükümü Bu Garip Kervan

Harap Eyledi Beni Eyledi Veran

Diyemem Derdimi Düşmana Dosta

Devrana Devrana Bak Bu Devrana .

 
VF kat sağ