YAZARLAR

Tüm Yazıları Ufuk Coşkun

Dindar nesil meselesi

14.11.2019 00:02

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “dindar nesil istiyoruz” demesinin, benim de “Tevhid-i Tedrisat” engelini işaret etmemin üzerinden tam yedi yıl geçmiş.

Bu sürede kendisini “dindar/muhafazakâr” olarak nitelendiren gençlerin oranı yüzde 28’den 15’e geriledi. Gençlerin inanç seviyesi ve örtünme oranları da ülke geneline göre düştü.

Başkanlık referandumunda 18-25 yaş arası “hayır” diyenlerin oy oranı da %60 olarak tespit edildi.

Daha da vahimi, Prof. İhsan Fazlıoğlu, 17 tane başörtülü öğrencisinin ateist olduğunu söylüyor.

Müesses nizamın İHL’lerin üzerine heyula gibi çöktüğü 28 Şubat’ın üzerinden de çok zaman geçti. Bu vakitten sonra yeteri kadar İHL açıldı mı bilmiyorum ancak bunun dindar nesile olan katkısı tartışılır.

1924 yılında ulus devletin ihtiyaçları doğrultusunda tek bir ideolojinin hükümranlığında kurgulanan eğitim sisteminin o vakitten sonra hiç değişime uğramadığını da bir kenara not edelim.

Bırakınız reformu, bu ülkede eğitim meseleleri tartışılırken Tevhid-i Tedrisat hep konu dışı bırakılmıştır.

Oysa bugün farklı kesimlerin kendi inanç sistemlerine göre insan yetiştirmesinin önündeki en büyük engellerden birisidir bu yasa. Çünkü bu yasa ile hedeflenen tüm ulusun tek bir terbiye sistemi ile yetiştirilmesidir. (Kanun gerekçesi)

Bu yasa ile eğitim kurumları tamamen devlet tekeline alınarak Althusser’in ifadesiyle birer ideolojik aygıta dönüştürülmüştür.

Bu bakımdan bugün Sayın Cumhurbaşkanı’nın “dindar nesil yetiştirme” talebi Tevhid-i Tedrisat yasasıyla birlikte ele alınırsa daha sağlıklı neticeler elde edileceğine dair ümitlerim var.

Çünkü bugünkü neslin de bağışıklık sistemini zayıflatan bir eğitim modeline sahibiz.

Açıkçası ben dindar nesilden evvel ahlaklı nesil yetiştirilmesini ve buna öncelik verilmesini daha yerinde buluyorum. Geçenlerde sosyal medyada Diyarbakır’da bir caminin kapısında asılı duran bir tabloyu paylaşmıştım.

Orada şöyle diyor;” Çocuklarımıza, ibadetleri öğretmeden önce ahlaklı olmayı öğretelim. Yoksa çocuklarımız namaz kılan bir hırsız, yalan söyleyen ve oruç tutan bir sapık, umreye ve hacca giden yalancı, zekât veren, kurban kesen bir tefeci, şehadet getiren bir terörist olabilir.”

Mesele tam olarak budur.

Mesleklerden önce ahlak gelir/gelmelidir. Okullarda “başarı” adı altında birbirleriyle yarıştırılan çocuklarımız ileride iyi bir meslek sahibi olduğunda bunun sorumluğunu taşıyabiliyorlar mı?

Eğer ahlak sahibi bir birey olarak yetişmedilerse sonuç tam bir felaket olacaktır.

Organ mafyasına karışmış başarılı bir doktor, malzemeden çalarak ilk depremde binlerce insanın ölümüne neden olan başarılı bir mimar, ülkesini bir çırpıda satan başarılı ancak hain bir gazeteci…

Sonra makamda yükselmek için bir diğerinin hakkını gasp eden bir memur, hırsızlık yapan bankacı, domuz etini dana eti diyerek satan kasap, kiremit tozunu renk biberi diye yutturan esnaf…

Bu insanların kahir ekseriyeti ortalama Cuma namazına giden, kurban kesen, oruç tutan, birçoğu da “dava dava” diyerek ayet-hadis paylaşan insanlar değil midir?

Bana kalırsa dindar nesil istemek yerine bir dindar nasıl böyle ahlaksız ve namussuz olabilir bunu sorgulamalıyız. Zorda kaldığında en temel ilkelerini rahatlıkla gözden çıkarabilen bir dindar bizi düşündürmeli.

Peki, neden böyle oluyor?

Oysa bugün tüm sivil alanı zapturapt altına alan katı, otoriter bir zihinsel atmosfer de yok.

Özgürlükler alanında çok ciddi gelişmeler yaşandı. Ve Türkiye her geçen gün büyüyerek yoluna devam ediyor. Ne var ki bu büyüme, ahlaki anlamda yeterince değil. Çünkü okulları problemli.

Örneğin AK Parti, kendi hükümetleri döneminde doğup büyüyen çocukların neden CHP’ye sempati beslediğini sorgulamalıdır.

Bir yazımda da ifade etmiştim; ruhsuz mektep, şuursuz gençlik demektir. Bu ülkenin Müslüman ahalisi neredeyse yüz yıldır açlık çekiyor. Devlet bu ailelerin açlığını gidermek mecburiyetindedir.

Lakin ben öncelikle devletin bir karar vermesini diliyorum. Bugün devlet nasıl bir nesil istiyor? Bu sorunun cevabının henüz verilmediğini düşünüyorum.

“Aliya İzzetbegoviç’in ordusunun %10’nu neden Hristiyanlardan oluşmaktaydı” sorusuna kafa yorabilirsek belki bir çıkış yolu bulabiliriz.

 

 

Son Haberler

  • 1

    Merkel Erdoğan'ın davet üzerine İstanbul'a geldi

  • 2

    Malatyaspor'un yeni teknik direktörü belli oldu

  • 3

    İran'dan Süleymani'nin halefini 'tehdit eden' ABD'ye kınama

  • 4

    Hafter milisleri Trablus'ta ateşkesi yine ihlal etti

  • 5

    Trabzonspor kupada penaltılarla çeyrek finale yükseldi

Günün Manşetleri

ABD 'doğum turizmi' için vize vermeyecek
İran'dan nükleer anlaşma yerine 'Trump Anlaşması' teklifine tepki
Korona virüsü Singapur'da da görüldü
Bakan Albayrak: Merkez Bankası FED kadar bağımsız
Kudüs'teki meydan artık Rusya'nın
Kobani'de Türk askerine saldırı
Suriye'deki El Bab Ulu Camisi yarın yeniden ibadete açılacak
Türkiye'den NATO'ya S-400 için teklif
Trump rahat, Demokratlar diken üstünde
Adalet Divanı'ndan Arakanlı Müslümanlara yönelik tedbir kararı