Dolar (USD)
18.0605
Euro (EUR)
18.3205
Gram Altın
1021.89
BIST 100
3020.01
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

15 Nisan 2021

Endülüs'e ağıt

(AHMET YASİN ALDI)

Müslümanlar tarih boyunca Hindistan’dan Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan birçok yeri fethetmiş, o ülkelere kendi mimarilerini, âdetlerini, yaşayış biçimlerini taşımış ve diğer insanlara bunları aktarmışlardır. İnsanlar zamanla Müslümanlara ısınmış ve onları örnek almaya başlamışlardır. Ancak yıllar geçtikçe bu durum değişmiş Müslümanların içerisindeki yozlaşma artmıştır.

Fetihten çöküşe

Arap yarım adasından dünyaya yayılmaya başlayan İslamiyet, bir İslam devletinin kurulmasıyla ilk olarak batıdan Afrika kıtasına doğru, kuzeyden Doğu Roma İmparatorluğu’na ve doğudan ise doğduğu Orta Doğu’nun diğer bölgelerine kadar genişlemiştir. Müslümanların özellikle batıya doğru ilerleme isteği doğrultusunda Musa Bin Nusayr toprakları genişletmeye devam ediyordu. Yapılan fetihlerin ardından yeni rota Vizigotların yönetimi altındaki İspanya olmuştu. Vizigotlar arasında çıkan sorunlar, Müslümanların coğrafyayı iyice tanımasına ve oraya bir sefer düzenlemelerine yol açacaktı. Bölgenin özellikleri göz önüne alınarak 711’de Tarık Bin Ziyad komutasındaki donanma İspanya’ya doğru yola çıktı. Uzun süren muharebeler sonucunda Tarık Bin Ziyad, Vizigotları mağlup ederek daha sonra Endülüs adını alacak olan topraklarını Müslümanların yönetimi altına kattı.

İspanyanın güneyinde yer alan ve nüfus bakımından günümüzde İspanya’nın en büyük bölgesi olan Endülüs, 711 ve 1492 yılları arasında tamı tamına 781 sene boyunca Müslümanların yönetiminde kalmıştır. Endülüs ilk başta fethedildiğinde Müslümanların mimarisi başta olmak üzere birçok özelliği İspanyolları etkilemiş hatta İspanyollar bunları birebir kopyalamıştır. Ancak yıllar geçtikçe Endülüs içindeki taht kavgaları, İspanyollara benzeme çabaları, eğlenceli ve gösterişli yaşam, devletin sonunu getirmeye başlamış ve nihayetinde 1492 yılında Endülüs, Müslümanların elinden çıkmıştır.

Müslümanların yüreğindeki kanayan yara olarak nitelendirebileceğimiz Endülüs’ü konu alan birçok belgesel veya filmlerin dışında kaleme alınan eserler de yazılmıştır. Bu kitaplardan biri de yazdığı romanlara tarihi sevdiren Yavuz Bahadıroğlu’na aittir. Bu yılın başında hayata gözlerini yuman usta yazar Endülüs’e Veda adlı kitabında Endülüs’ün son devleti olan Gırnata’daki taht kavgaları, İspanyollara olan özenti, ihtişamlı ve görkemli yaşam, halkından bir haber olan padişah gibi yıkılmaya yüz tutmuş devletteki sorunlarla birlikte içeride ve dışarıda dönen iyi ve kötü niyetli planlara da tüm hatlarıyla değiniyor.

Para, Pul, Gösteriş Yahut Güç Merakı

15. yüzyılın sonlarını ele alan Endülüs’e Veda adlı eser 236 sayfadan oluşuyor. O dönemde yaşanan olayları farklı farklı özelliklere sahip olan karakterler ile harmanlayarak insanı etkileyen bir eser ortaya çıkarmış Yavuz Bahadıroğlu. Can çekişen bir devlette yaşananları anlatan kitabın çokça beğenildiğini onlarca baskı yapmasından anlayabiliriz.

Büyük bir okur kitlesine ulaşan yapıtın içerisindeki bir iki cümleyle bile Endülüs’ün ve Gırnata devletinin durumunun vahametinin farkına varabiliyor okur. Eserde göze çarpan ilk karakter şüphesiz Emir Malik. Emir Malik, Gırnata’nda yaşananlara çok üzülen devlet sevdalısı, mert, cengâver biridir. Felakete yol açacak para, pul, gösteriş yahut güç meraklısı olmayan Emir Malik padişahı ve devleti içinde olduğu durumdan kurtarmak için mücadele edecektir. Karakterimiz devletin devamlılığının olmazsa olmazı olarak gördüğü hususları hep yeniden duymaya davet ediyor okurlara.

Bir diğer kahramanımız da ihtişamlı hayata alışan, gözü para, pul, güç sayesinde dönmüş olan padişah Ebu-l Hasan’dır. Kendini Elhamra sarayından dışarıya atmaktan bile aciz olan padişahın devleti gün geçtikçe gerilemektedir. Dikkat toplayan kahramanlarımızdan biri olan Ayşe Emir de gün geçtikçe İspanyol Kraliçesine benzemektedir. Kendi safına çektiği Hacip Hasan’la iş birliği yaprak kendi oğlunu tahta geçirip melike olmak her gün hayallerini daha da süslemektedir. En başında İspanyolların yaşadığı durumu artık emire yaşamaktadır ve bu durum devleti yiyip bitiriyordur.

Üzerinden yıllar geçmesine rağmen Müslümanların kanayan yarası olan Endülüs’ün yıkılmasının en büyük sebebi, kendi iç sorunlarıydı. Yıllar geçse de Müslümanların asla unutmayacağı Endülüs hakkındaki roman türündeki eser, okurların elinden düşmeyecek fevkalade bir eser. Endülüs’e Veda ele aldığı çöküş sürecini başlatan gelişmeler bakımından nelerden uzak durulması gerektiğini hatırlatarak önümüzde yeni ufuklar açıyor.

•••••••••••

Y E N İ L E R D E N

— Sezai Karakoç, Samanyolunda Ziyafet, Diriliş Yayınları.

Kitap, Sezai Karakoç’un yıllar evvel ramazan ayında farklı dergi ve gazetelerde yazdığı oruç hakkındaki yazılarından oluşmaktadır. Karakoç’un ramazan ayının oruç, iftar, sahur vakitleri, teravih, kadir gecesi, bayramlar gibi bu manevi alanla ilgili tüm sembollerini oldukça lirik, zaman zamanda didaktik bir üslup ile anlattığı eser iç zenginliğimizi artıracak nitelikte.

— Mustafa Kutlu, Akıntıya Karşı, Dergâh Yayınları.

Mustafa Kutlu’nun gazete yazılarından derleyerek yazdığı yeni eseri toplumumuzun tüm sorunlarına, eksiklerine, nereden nerelere gelindiğine ışık tutarken, çözümlerini de kelimelerinin arasında ilgililere sunuyor.

— Fatma Barbarasoğlu & Nazife Şişman, Adı Konmamış Çağda Yeni Anne Babalar, İnsan Yayınları.

Kitap, çağdaş çocuk yetiştirme süreçlerine ve ebeveynlerin karşı karşıya olduğu güncel sorunlara, tecrübe ile bilgiyi harmanlayan bir bakış açısı ile yaklaşıyor. Gelecek kuşakları yetiştirme sorumluluğunu sadece anne babalara yükleyen toplumsal çerçevenin artıları ve eksileri, filmler, romanlar, hikâye ve masallar üzerinden analiz ediliyor.

 
Advertisement Advertisement