Vakif_Katilim

13 Ocak 2021

FETÖ'nün Emniyet ayağı!...

Diyarbakır A.Gaffar Okkan Polis Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün “Polis Okuluna yeni gelen öğrencilere bir avukat olarak hukuk dersleri verip, tecrübelerinizi de paylaşır mısınız?” teklifini onur ve mutlulukla kabul etmiştim. Aylarca hukuk ve polis mevzuatı derslerine gönüllü olarak, ücretsiz girdim. İlk dersimde polis adayı kardeşlerime hukuk ve mevzuat konularından önce; “iyi birer insan ve vatansever olun; sakın ha devletinize ve milletinize hiçbir şart ve durumda ihanet etmeyin; bütün görevlerde sadece devlet hiyerarşisine bağlı olun, paralel devlet yapılanmalarına karşı uyanık olun; insanlara tuzak ve kumpas kurmayın; doğduğu topraklara, vatandaşı olduğu ve ekmeğini yediği ülkeye ihanet edenlerden, kendi meclisini bombalayanlardan, kendi Cumhurbaşkanını öldürmeye çalışan ihanetçilerden olmayın” nasihatlerinde bulundum. 

EN KRİTİK BİRİMLERE SIZMIŞTILAR

FETÖ’cüler emniyetin en kritik birimleri olan Kaçakçılık ve Organize, Terörle Mücadele, İstihbarat, Personel ve Polis okulları eğitim şubelerinde hakimiyeti ele geçirmişlerdi. Devleti ele geçirmek amacıyla 1970’li yıllardan itibaren emniyette örgütlenmeye başlayan ve 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunan FETÖ/PDY özellikle 80’li yıllarda emniyet piramidinin tabandan tavana tüm basamaklarında güçlenmişti. Emniyet teşkilatında gözle görülür ilk yapılanma, 1974'te, Ali Osman Kahya, Mustafa Sağlam ve Ramazan Akyürek'le beraberindeki birkaç öğrencinin polis kolejine girmesiyle olmuştu. 

HSYK SEÇİMLERİYLE ZİRVE YAPTILAR

Özellikle 2010 HSYK seçimleri sonrası yargıda ele geçirdikleri özel yetkili savcılık ve mahkemelerle beraber “17-25 Aralık yargı-emniyet darbe girişiminde operasyonel faaliyet yapma güçleri “zirveye” çıkmıştı. Polis okullarında ders veren bazı FETÖ’cü öğretim üyeleri, derslerde kendi ideolojilerini benimsetecek kendi kitaplarını okutuyorlardı. Anadolu'nun farklı bölgelerinden mütedeyyin ailelerden gelen ve tüm umutlarını polislik mesleğine bağlayan gençlerin en büyük idolü, ilk kez resmi üniformalı olarak gördükleri FETÖ’cü sınıf komiseri ve amirleri oldu. Hafta sonları ise bazı polis adayları, FETÖ’nün evlerine götürülüp, sohbet bahanesiyle beyinleri yıkanan militanlara dönüştürülüyordu. Rus büyükelçisi Karlov’un katili polis memuru Mert Altıntaş, geçmişte FETÖ’nün merkez üslerinden biri olan İzmir Rüştü Ünsal Polis Okulu mezunuydu. FETÖ’cü olmayan polisler, dışlanıyordu, yalnızlaştırılıyordu, yıpratılıyordu, önemli ve hassas noktalara getirilmiyordu. Yurt dışı görevlendirilmeleri ve taltiflerde adaletsizlik yapılıyordu. FETÖ’nün sivil imamları emniyet müdürlerini ve diğer rütbelileri yönetiyordu.

74 İL EMNİYET MÜDÜRÜ FETÖ’CÜYDÜ

FETÖ’nün emniyet ayağıyla ilk etkin mücadele özellikle “17-25 Aralık yargı-emniyet darbe girişimi” sonrası başladı. Eski İçişleri Bakanı Efkan Ala, “17-25 Aralık sonrası göreve geldiğimizde 81 İl Emniyet Müdürünün 74’ü, daire başkanlarının tamamına yakını FETÖ’cüydü, onları bir bir temizledik.”  ifadeleriyle tehlikenin ne kadar da büyümüş olduğunu, emniyette yapılması gereken büyük tasfiye harekatının zorunluluğunu tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştu. Yakından takip ettiğimiz tasfiyeler sonrası bugün de birçok kritik noktadaki sıkıntılar; vatanın bekası ve birliği için canla başla mücadele eden, “eşlerinden, çocuklarından, sosyal hayatlarından” fedakârlık gösteren polis memurundan tutun da müdürlerine kadar gösterilen büyük azim ve yüksek performanslarla atlatılmaya çalışılıyor. Artık emniyet ve istihbarat birimlerinde personel alımı ve yönetici atamalarında, rütbe ve taltif dağıtımlarında daha adil ve liyakat esasına özen gösterilerek iş ve eylemler icra edilmektedir. Emniyet birimleri, aldıkları moral ve destek ile sahada gözle görülen üstün bir operasyonel başarı elde etmeye; binlerce görevli ile 81 ilde aynı anda ülke çaplı asayiş uygulamalarını başarıyla icra etmeye; hiç ummadık yerlerden de yağmur gibi istihbari bilgi yakalamaya başlamıştır. Ayrıca emniyet teşkilatının “maaş ve özlük haklarının, jandarma teşkilatı ile eşitlenmesi, eşit işe eşit ücret verilmesi” moral ve motivasyon açısından da haklı ve pozitif bir düzenleme olacaktır. Polis teşkilatı ne kadar moralli ve güçlü olursa yeniden yapılandırılan devlet aygıtı da o kadar moralli ve güçlü olacaktır.