Dolar (USD)
32.92
Euro (EUR)
35.80
Gram Altın
2536.78
BIST 100
11172.75
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE


Geçmişten günümüze liyakat ve ehliyet üzerine düşünceler

Liyakat dilimize pelesenk ettiğimiz ve son yıllarda kendinden çokça söz ettiğimiz bir kelimedir. Peki nedir liyakat literatürde. Yeterlilik, ehliyet, elverişli olma gibi kavramlarla ifade edilen liyakat, kelime olarak layık, uygun, yeterli olma gibi anlamlara gelmektedir. Kavram olarak ise, bir şeyi hak etme, bir şeye değer olma, ehil olma ve layık olma gibi anlamları bulunmaktadır.

Yüce Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’in Nisa Suresi’nin 58’nci ayetinde ‘Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder...’ buyurmaktadır.

Bu ayette emanetlerin ehline verilmesi ve adaletle hüküm vermenin yan yana zikredilmesi önemli bir husus olarak, adalet ile liyakat arasında yakın bir ilişki olduğunu göstermektedir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) ‘Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin.’ Ya Resulallah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur? denince, (Görev ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin) buyurdu. (Buhari)

Tarihsel açıdan baktığımızda düşünürlerin ve devlet başkanlarının bu konuyla ilgili söyledikleri önemli sözleri bulunmaktadır.

Platon’un ideal bir devlet yapısının nasıl olması gerektiği üzerine kaleme almış olduğu devlet isimli eserinde emanetlerin ehline verilmesi gerektiğini söylemiştir.

Liyakat için Mevlâna "Ey kardeş, inciyi sedefin içinde ara, mesleği meslek sahiplerinden iste.”

Kutadgu Bilig'de, yönetici özellikleri ayrı ayrı ele alınır. Mesela danışmanlara on özellik atfedilmiştir.

Bunlar, keskin göz, iyi işiten bir kulak, geniş bir gönül, güzel bir yüz, temiz bir kıyafet, uzun boy, güzel konuşma, anlayış, akıl ve bilgidir.

Çiçero’ya sormuşlar; "Roma İmparatorluğu nasıl yıkıldı?" verilen cevap manidar

” Bilgisizdik ve çok konuşuyorduk" der.

Geçmiş tarihimize baktığımızda da yaşanan bu tecrübeleri görmekteyiz. Büyük Selçuklu sultanı Sencer, Harzemşahlara esir düştüğünde ona büyük devletinin nasıl yıkıldığını sorarlar. O da şöyle der. “Büyük işleri küçük adamlara, küçük işleri de büyük adamlara verdiğim için yıkıldı” demiştir.

Selçuklu’nun büyük veziri, danışman olarak seçilecek kişide aranacak kriterleri ele alırken liyakat konusunu anlatmaktadır.

Nizamı Mülk’ün danışman kişide aradığı özellikleri bir araya getirdiğimizde şu kriterleri görmekteyiz. Vizyon, uzmanlık, bilgi, tecrübe, muhakeme, mukayese, yaş, zeka, tevazu, iletişim

Liyakat ve ehliyetin ortadan kalktığı durumlarda rüşvet, iltimas, biat ve kulluk toplumu esir alır. İbn-i Haldun’un deyimiyle liyakati hâkim kılmayan devlet ve toplumlar çöker.

Yarınlarımızdan emin olmak için kamu yönetiminde mutlaka hukuku olan bir liyakat sisteminin kurulması gereklidir.

. Bu kadar anlatımdan sonra aslında sözün özü şu; Atanacak yöneticilerde aranacak kriter sadakat mı olacak, yoksa liyakat mı bütün mesele burada.

Ne zaman önce liyakat, sonrasında sadakat esas alınırsa, işte o zaman bu doğru yolu bulmuş oluruz.

 
VF kat sağ