09 Nisan 2021

Hadsizliğin bildirisi

Siyasî tarihimize yeni bir utanç bildirisi daha eklediler. 104 emekli amiralin imzacısı oldukları bildiri ile had bildirme pervasızlığının 15 Temmuz klas duruşunu sergilemiş millette karşılığı elbet yok hükmündedir. Ancak, darbe bezirgânlığı yapmanın hukuk önünde hesabı verilmelidir.

15 Temmuz bir duruş olduğu kadar yargıda 15 Temmuz davaları ile hukuk mücadelesinin de adı ise de halen bu darbeci zihniyetin bir şekilde “Yüce Türk Milleti’ne” diyerek millet iradesini hiçe sayan, “aksi hâlde” diyerek mütehakkim dille söz söyleyebilmesi hukukî takibin önemini bir kez daha gösteriyor. Maalesef böylesi her bir hadise ile darbe sevici görüştekilerin varlığını gördükçe hudutsuz tahkir pervasızlığındakilere hukuk sınırının elzem oluşu açık. Bunu 28 Şubat duruşmalarında da görmüştük; darbe davalarına sahip çıkmanın, darbeci zihniyetin yargılanmasına hassasiyet göstermenin ehemmiyeti sanık savunmasındaki şu sözde gizliydi: “O gün Batı Çalışma Grubu’nda çalıştık, siz bize ceza verin, bugün gene istenirse o görev yerine getirilir.” Bugün olsa yine yapılır zihniyetinin tümüyle tasfiyesi için yargı önünde hesap vermeleri sağlanmalı.

Darbecilerin tasfiyesi de, darbe yargılamaları da kolay değil; gerçeğin yürüyüşü zaman alıyor, ama çaba ve tanıklık önemli. Örneğin, 28 Şubat duruşmaları yıllarca sürdü; pervasız söylemler, Erbakan’ı yeren, darbe lafzına bile itiraz edilen savunular ile işli, 103 sanıklı davanın yargılama sürecinde de tüm aktörler hesap vermediğinden eksiklikler olsa da karar onandı. İşte o vakit, Yassıada darbe mağdurlarının savunulmasının baro mensubu avukatlarca üstlenilmeyeceği, “Başörtülüler giremez” ihtarları yakın zamana dek olan baro geçmişi bahsinde çoklu baro yasasına karşı tepkiler yükselirken 28 Şubat davasında istinaf onama kararının denk düşüşü ne denli anlamlı ise, bu emekli amiraller bildirisi ile darbeci zihniyeti konuştuğumuz günlerde Danıştay Kararı ile TSK’da başörtü serbestisinin kararı da işte böyle manidar durmuştur.

Milli Savunma Bakanlığı’nca, 2017'de yapılan Türk Silahlı Kuvvetleri Kıyafet Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile başörtüsü serbestisi getirilmesine karşı Danıştay’da açılan davada, “devletin niteliğinde hayat bulan, her ferdin istediği inanca, mezhebe sahip olabilmesini, ibadetini yapabilmesini ve dini inançlarından dolayı diğer vatandaşlardan farklı bir muameleye tabi kılınmamasını sağlayan, din ve vicdan hürriyetini teminat altına alındığı” gerekçesiyle yasakçı bakış reddedilmiştir. Bugün artık yasakçı, darbeci, millet iradesini tezyif eden, boyunduruk altına almaya çalışan, kah bildiri, kah tevil edilen sözlerle ama özünde demokrasiyi tanımayan her bakış terk edilmelidir. Vakıalar değişse de özünde nükseden durum aynı, sözde elitist bir kitlenin had bildirme rutini; kendisi gibi düşünmediğinde tezyif, fikrini evla görme, dikte… “Halkı tan eylemek neniz/Cümle küstahlık sizdedir” sözleri onlar için…

Hukuka, demokrasiye aykırı olan her girişim devlet organlarının egemenlik yetkisine müdahale, başta hukuk devleti ilkesini ve toplum barışını tahrip etmektedir.15 Temmuz, e-muhtırada ne duruş sergilendiği elbet önemlidir; darbe gölgeli mesajların, bildirilerin, yazıların hafifletilmesi, olağanlaştırılması ya da ‘bir şekilde’ tevili de hakkaniyetli değil. Başta milletin kabûl etmeyeceği bu duruşa hukuk boyutuyla takip kadar böyle anlarda her kesimin ortak paydada bir duruş sergilemesi, bunu yek ağız kınaması hem gerekli, hem Millet şuurunun varlığına dair en şeffaf turnusol. Zira muhalefet etmek demek, seçilmiş bir hükümete, lidere karşı darbeci köhnemiş bir kodla “… iktidarı düşürme şartıyla vatanı düşürmeye bile razı” olan anlayışı benimsettirmez. Erdemli muhalif bakış ülkemiz için en önemli ihtiyaç…

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement