Dolar (USD)
33.02
Euro (EUR)
35.95
Gram Altın
2548.70
BIST 100
11156.2
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

27 Nisan 2020

Hakimiyet … komitesinin / Konseyinindir (2)

27 Nisan 2007 : E muhtıranın yayımlandığı gün.

On birinci cumhurbaşkanını seçtirmemek için gece yarısı Genel Kurmay Sitesine konulan bildirinin on üçüncü yılı…

Sayısal değil, siyasal çoğunluk…

Başörtülüler Suudi Arabistan’a gitsinler…

Ekim 2003 ‘Ordu Göreve’

“Yüzde doksan beşle de iktidara gelseniz size ülkeyi teslim etmeyiz.”

16 Nisan 2017’de referandumunda ‘evet’ çıkarsa İzmir’de denize dökeriz.

“367 reddedilirse çatışma çıkar.”

“ Seçim her şey değil. ” 2013 Gezi Darbe Girişiminde)

"Böyle bir başkanlık sistemini kan dökmeden bu ülkede gerçekleştiremezsiniz"

Egemenlik…

23 Nisan kutlamaları koronavirüs salgını nedeniyle evlerimizde kutladık. Bilinmesi gereken: Türkiye’de darbeciliği hayat tarzı kabul edenlerin ‘egemenliği’ hiç umursamadıklarıdır.

Halkın seçtiklerine hiçbir zaman saygı göstermediler; ya diktatör ya mürteci ya da 864 rakımlı tepenin sakini ifadeleriyle alaya almaya çalıştılar.

E Muhtıra’dan; ( kısaltılarak…)

“ Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir.” diye başlayan muhtırada; Hz. Peygamberi anma programı 23 Nisan kutlamalarına tehdit olarak görülmüş ve bunun üzerinden darbe şartları oluşturulmak istenmiştir.

O gün bu bildiriyi savunan sapkın siyasiler, bugün de 15 Temmuz darbe ve işgal girişimine alkış tutmaktan geri durmuyorlar.

“ Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.

Bu bağlamda;

Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.

o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş,

(…)

Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi - Bu da ‘Yaşar Büyükanıt İlkesi’ (!)) - ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.

…Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır…”

Bunu hep yaptılar…

12 Eylül cuntası için Cumhuriyet Savcılarının hazırladığı iddianamede bu ‘mücadele etmeme’ hususu özellikle vurgulanmıştır.

28 Şubat 1997 öncesi bilinmeden sonrası da anlaşılamaz.

1970’ler…

Teknokratlar hükümetleri, uyumsuz koalisyonlar…

Yokluk, kıtlık anarşi ve terör yılları. Şehirlerin, sokakların, okulların kurtarılmış bölge ilan edildiği yıllar…

Akaryakıt yokluğu nedeniyle fabrikaların yüzde sekseninin üretimi durdurduğu,

yıllık enflasyonun yüzde yüz altı olduğu, üniversitelerin süresiz kapatıldığı yıllar.

Ve 1980’ler…

1983- 1989 Özal’ın Başbakanlık ve 1989- 1993 Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönem…

1983 seçimlerinde Özal’a oy verilmemesini açıktan ifade etti cunta. Bir aya yakın hükümeti kurma görevi vermedi, K. Evren.

1984’te FETÖ ve PKK’yı besiye alanlar, Türkiye’yi kendilerince kontrole alıyorlardı, eksen kaymasını önlemeye çalışıyorlardı.

Haziran 1988 Özal’a suikast düzenlediler, buna da ‘tiyatro’ dediler.

1989’da Cumhurbaşkanı seçilmesini istemediler, oylamaya katılmadılar. Özal’a hiçbir zaman alışamadılar. Çünkü o, seçimle gelmiş ilk sivil cumhurbaşkanıydı. Cumhurbaşkanları ‘asker’ kökenli olmalıydılar, onlara göre.

Haftaya inşallah devam…

 
VF kat sağ