Dolar (USD)
15.8213
Euro (EUR)
16.6907
Gram Altın
925.252
BIST 100
2397.03
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

18 Ocak 2022

İktidarın en büyük avantajı muhalefet!..

Her şeyi hızla yıpratan, tüketen bir ortamda yaşıyoruz…

Bu zamanda 20 sene çok uzun bir süre, eski hesapla belki 100 seneye denk gelir.

Türkiye gibi yönetilmesi çok çok zor olan bir ülkede 20 sene boyunca tek başına iktidarda kalan bir Parti’nin ve Lideri’nin  aşırı yıpranmaması çok zor.

Özellikle gezi olaylarından bu yana, peş peşe ağır dış kaynaklı operasyonları atlatan Türkiye, her seferinde çok büyük bedeller ödemek mecburiyetinde kalarak ayakta kalmayı başardı.

Bir de bütün dünyayı perişan eden “pandemi-plandemi” dalgası geldi, tam oldu!

Ak Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, Başbakan iken yaptığı  konuşmalardan birinde, “Son 2 yılda başımıza gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi!” demişti ki, o dönemde “pandemi-plândemi” dalgası da yoktu dünyada.

Sadece 2 yılda yaşananları ortaya koymak için “pişmiş tavuk” metaforuna ihtiyaç duyuluyorsa, 20 yıllık süreci nasıl anlatmalı?

İktidar Partisi, dış ve iç kaynaklı bir dolu sıkıntıyla uğraşıyor.

Özellikle, genç kuşakla iletişimde sıkıntılara yol açıyor.

Ak Parti’nin yaşlıları, gençlerin “geçmişle bugünü kıyaslayamadıklarını”  söyleyip dururken…

Gençler de, “anlaşılamamaktan” şikâyet ediyor.

Ve özellikle de…

 “Mutfak, tencere” meseleleri ortada.

Enflasyon azmış, fiyatlar sürekli olarak yükseliyor.

Geçen yıl, bir dostumuz için kiralık daire bakıyorduk…

Dairelerden birinin kirası 2250 liraydı.

Önceki gün baktım, aynı dairenin camında yine “kiralık” yazıyor.

Aradım sordum, tam “5 bin 500 lira” olmuş.

“Pazarlık var mı?” dedim, öylesine.

Çok az bir miktar olabilir belki!” diye cevap verdi beyefendi!

Satılık dairelerin fiyatları da böyle, en uygunu ikiye katlanmış vaziyette.

Avrupa’yı da kasıp kavuran benzin, mazot fiyat artışları, Türkiye’de de sokak gündeminin önde gelen maddelerinden…

“Tencere meselesi” hakkındaki o meşhur Demirel cümlesini tekrar etmeyim, mutfak işi hem vatandaş hem de siyasal iktidar açsından hayli sıkıntılı.

Böyle bir ortamda…

İktidarın büyük oranda oy kaybetmesi ve muhalefetin, özellikle de ana muhalefetin büyük oranda oy çekmesi beklenir değil mi?

Hayır, böyle olmuyor.

Her ikisi de gerçekleşmiyor.

İktidar Partisi’ni bilmem ama, Lideri Sayın Erdoğan’ın ciddi sayılabilecek bir “erime” sürecinde olmadığını çok net bir şekilde görebiliyoruz.

Hatta, dönem dönem yukarı yönlü ataklar yaptığı bile oluyor.

Ana Muhalefet ile diğer muhalefet partileri ise, belli oy oranlarına kilitlenmiş gibi.

Kemal Kılıçdaroğlu, zaman zaman “çatı adaylığı” için çıkışlar yapıyor ama, en koyu CHP’li bile onun Sayın Erdoğan karşısında seçim kazanabileceğine pek inanmıyor.

CHP’nin elindeki İstanbul ve Ankara Belediye yönetimlerinin bu kadar süre içinde şöyle “büyük iş” olarak ortaya koydukları ne var?

En koyu CHP’liye bile sorsanız, karşılık alamıyorsunuz.

Sayın Erdoğan, büyük ölçüde tek başına sürüklüyor İktidar Partisi’ni.

Dağılanları, dağıtılanları toparlama işi de Sayın Erdoğan’a düşüyor.

 “Recep Tayyip Erdoğan’a vefa” hissinin tabanı motive edici etkisi çok fazla.

Seçmenlerin önemli bir bölümü, “Bu iktidar giderse, gelecek olan neler yapar?” diye düşündüğünde, sıkıntılarını giderebilecek bir yapı göremiyor.

Üstelik…

“İktidar giderse, sisteme dış güçlerin Türkiye’yi yıkmak için kullandıkları terör örgütleri hakim olur!” endişeleri çok yerde dile getiriliyor.

*

Ak Parti iktidarı, iç ve dış kaynaklı birçok şoku öyle veya böyle atlatmayı başardı.

Sayın Erdoğan’ın güçlü liderliği ve hitap ettiği sosyolojik tabanın genişliği buna imkân verdi.

Bu iktidar giderse, yerine çok parçalı bir yapı gelecek…

İçinde, Gezi Olayları Organizasyonu’nun bütün üyeleri bulunacak.

Bu tablo, vatandaşların büyük bölümünü endişelendiriyor.

Türkiye’nin ekonomik ve sosyal alandaki sıkıntılarının hızla büyüyeceğine, ülkenin çatışma ve kaos ortamına gireceğine ve hatta “bölünme tehlikesiyle” karşı karşıya kalacağına inanan nice vatandaş, “Her şeye rağmen mevcutla devam!” diyor.

Öte yandan…

Kılıçdaroğlu’nun “helâlleşme” çağrısının  “seçimlik olduğunu” göremeyenlerin oranı çok düşük.

Hem Cumhur İttifakı hem de Millet İttifakı taraftarları, bu türden lâfların niçin edildiğini çok iyi biliyorlar.

CHP’nin bazı ağır toplarının ve CHP’nin arka bahçesindeki sanatçıların “mukaddesâta saldırıları” da vatandaştaki bu kanaati pekiştiriyor.

*

Siyasal iktidar, geçmişten bu güne yaptıklarını anlatmakta güçlük çekse de…

Vatandaş daha çok bugüne baksa da…

Gençlikle iletişimde sıkıntılar varsa da…

İktidar Partisi’nde birçok aksaklık dikkat çekiyorsa da…

Muhalefetin bu hâli, Cumhurbaşkanlığı seçimini, “her türlü olumsuzluğa rağmen” Sayın Erdoğan’ın kazanabileceği yönündeki değerlendirmelere güç veriyor.

Bunu sadece “Erdoğan taraftarları” değil, karşıtlarından bazıları da söylüyor.

“Araplardan para desteği gelir, bunlar yine kurtarır!” yollu tuhaf lâflar bile işitiyoruz, muhalefetten!..

Muhtemel yenilgiye kılıf arayışları dikkat çekiyor!

*

Ne diyelim…

Muhalefetin böylesi “dostlar” başına!

 

 

 
Advertisement Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement