29 Eylül 2021

İlahiyatlar ne iş yapar?

                                                                                                    

Türkiye’de din konusundaki tartışmaların popüler düzeye kadar inmesini belirli ölçüde anlaşılabilir bulmaktayım. Çünkü insanlar büyük oranda bir dini anlayışa sahip olduklarından ve bunu gündelik hayatın farklı zamanlarında sohbetlerine taşıdıklarından ister istemez popüler bir gündem olmaktadır.

Diğer yandan insanın nereden geldiği ve en önemlisi ölümlü bir varlık olarak nereye gideceği sorusu onun ister istemez dinin cevaplarına doğru dikkat kesilmesini sağlamaktadır. Özellikle belirli bir yaştan sonra insanların dine yönelik ilgilerinde bir artma olur. Daha çok ibadet etmeye başlarlar; çünkü ileride bir yerde onları ölüm beklemektedir.

Kant fakültelerle ilgili yazısında insan için önemli üç fakülteyi sırasıyla ilahiyat, hukuk ve tıp olarak belirtir. Fakat Kant analizinde, insanın “hayat”a odaklanması sebebiyle pratikte tıpın birinci sırada olduğunu söylemektedir. Her halükarda en ilgisiz insanlar bile göz ucuyla dini takip etme gereği duyarlar; çünkü ölüm vardır ve dinler ya doğru söylüyorlarsa diye dini de kulak kesilirler büyük oranda. Hemen parantez içi belirtelim ki, bugün dinin devrinin bittiğini iddia edenler, teknolojiden bilime, yeni sosyal hareketlere kadar birçok şeyin dinimsi bir yapıya büründüğünü gözden kaçırmaktadırlar.

Popüler düzeyde insanların dine yönelik ilgileri bir türlü yansımasını bulmaktadır. Bir kısmı, herhangi bir cemaat mensubu olarak kendi cemaatinin görüşünün bizzat dinin kendisi olduğunu yüksek iddialı biçimde dile getirmektedir. Cemaatler popüler yaygın din eğitiminin temel mekanları olarak işlev görmektedirler. Bir kısım cemaatlerin ilahiyata yönelik eleştirileri ve hatta itirazları “pazar payı”nı kaptırma endişesinden kaynaklanmaktadır.

İkinci bir kesim de bir şekilde dini sohbetlere katılanlardan oluşmaktadır. Özellikle sohbete katılanlardan bir kısmı, dinin ilahiyat fakültelerinde yörüngesi değiştirilmiş bir şekilde anlatıldığı görüşündedirler. Üçüncü bir kesim de, sivil ortamlarda dini kitaplar okuma sonucunda edindikleri din anlayışı ile ilahiyat fakültelerini yetersiz bulmaktadırlar. Ancak her halükarda eleştirilerin örtük bir sebebi de, dini bilgi konusunda ilahiyat dışındaki kurumların “resmi” bir nitelik taşımamasıdır.

İlahiyat fakültesinden bir hoca olarak yaşadığım tecrübe şudur ki, öğrencilerimiz farklı cemaat, mezhep ve düşüncelerden gelmektedirler. Özellikle benim alanım olan din sosyolojisi gibi dini sosyolojik bilimsel bir incelemeye tabi tutan derslerde, öğrenciler önemli oranda derste anlattıklarımızı “anlamak”tan daha çok kendi düşüncelerine uygun olup olmadığını “denetlemek”tedirler. Toplumumuzda her farklı dini görüşten insan, ilahiyat fakültesini kendi görüşüne uygun homojen ve monolitik bir şekilde görmek istemektedir.

İlahiyat fakültelerinin bu şekilde bilimsel olmayan tartışmalar içinde ele alınması, en başta bu kurumun kendi işlevini yerine getirememesine sebep olmaktadır. Meselâ; Türkiye’de hukuk, tıp, eğitim, edebiyat, iletişim fakültelerinin müfredatlarının tartışıldığı duyulmamıştır. Bunlar ancak ilgili kurullarda tartışma konusu yapılmaktadır. Fakat ilahiyat müfredatı sıklıkla ve popüler düzeyde de tartışılmaktadır.

İlahiyat fakülteleri özelde İslam’ın ve genelde bütün dinlerin ilmi olarak incelendiği kurumlardır. Burada bilimselliğe uygun olarak farklı görüşten insanların olması, zaten kurumun doğasında olan bir şeydir. Bu, aslında öğrencilerin tüm fikirlere açık olması ve dünyada kendi alanında ilmi rekabet gücünü artırmak anlamına gelir. Öğrencileri küresel ölçekte donanımlı olarak yetiştirmeliyiz. Burada ilahiyat öğrencilerini propaganda malzemesi görmek kesinlikle yanlıştır. Nasıl bir fikre sahip olacağını öğrencinin kendisi tüm farklı fikirleri dinleyerek karar vermelidir. Nihayetinde 18 yaşını geçmiş bireylerden bahsetmekteyiz.

Kur’an ve Sünnet’e inanan bir ilahiyat hocası olarak elbette toplumda varolan hassasiyetlerin gözetilmesini önemsemekteyim. Elbette her şey gibi ilahiyatlar da eleştirilere açık olmalıdır. Ancak takdir edilmelidir ki, dışarıdan ne derler diye ilim yapılmaz.

 

 

 

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement