10 Ekim 2021

İmam-Hatip ruhuna itibar suikastı

Temelleri Osmanlı Devleti zamanında atılan ve Cumhuriyetimizin başından beri varlığını sürdüren, ilim ve irfan yuvası İmam-Hatip okullarının bu niteliği ve niceliği, bit(e)meyen  tartışma konusu olmaya devam ediyor.  İslamcı/Muhafazakar  çevrelerden tutun da kemalist/Marksist gruplara kadar, İmam- Hatip liselerinin varlığı da yokluğu da sorun...

Yüzyıllık bir geleneğe sahip olan İmam-Hatip liselerinin tarihçesini bilmekte fayda var. 

İmam-Hatip liselerinin ilk nüvesi, Osmanlı Devleti’nin son döneminde vaiz yetiştirmek amacıyla 1912 yılında açılan Medresetü’l-Vaizin ile imam ve hatip yetiştirmek üzere 1913’te açılan Medresetü’l-Eimme ve’l-Huteba’dır. Bu iki medrese 1919’da Medresetü’l-İrşad adıyla birleştirildi.

Bu okullar,  varlığını 3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na kadar sürdürmüştür.

İmam-Hatip okulları ilk kez 1924 yılında, 430 sayılı Öğretim Birliği Yasası’nın 4. maddesine dayanarak“Aydın din adamı” yetiştirmek amacıyla açılmıştır.

İlk aşamada,  29 merkezde İmam- Hatip okulu faaliyete girmiştir. Bu okullar dört yıllık ortaokul düzeyinde eğitim vermekteydiler.

1929 yılında sayıları 2’ye düşen imam hatip okulları, 1930 yılında öğrenci yokluğu nedeniyle tamamen kapatılmıştır. 1930-1948 yılları arasında din eğitimi, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde açılan Kur'an kurslarında verilmiştir. Bu kursların “Aydın din adamı” yetiştirmede yetersiz kaldığı bir raporla belirtilince 1949 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı İmam-Hatip kursları açılmıştır. Başlangıçta 10 ay olan bu kursların süresi, daha sonra 2 yıla çıkarılmıştır. 

*** 

1950 seçimlerinden sonra iktidara gelen Demokrat Parti, seçim döneminde söz vermiş olduğu şekilde, İmam- Hatip okulları'nı (İHO), iktidarının ilk yılında açtı.Birinci evre bölümü  4, ikinci evre 3 yıl olan 7 yıl süreli ve bir bütün teşkil eden İmam- Hatip okulları 1951-1952 yıllarında 7 ilde açıldı. 22 Mayıs 1972’de yayımlanan bir yönetmelikle, İmam- Hatip okulları ortaokuldan sonra 4 yıl eğitim veren bir meslek okulu haline getirildi ve lise kısmını bitirenlere tanınan yükseköğretimin tüm programlarında okuma hakkı kaldırıldı .

1973 yılında, o güne kadar İmam-Hatip okulları olarak anılan okulların adı İmam-Hatip liseleri (İHL) olarak değiştirildi.

1975'te İmam Hatip Liseleri, genel liselere denk sayılarak mezunlarının, kendi alanlarında üniversiteye doğrudan girmelerine izin verildi.

1976’da kızını İHL’ye kaydetmek isteyen bir velinin hukuk mücadelesi sonucu, o güne kadar sadece erkek öğrencilerin alındığı İHL'ye Danıştay kararıyla kız öğrenci alınmaya başladı.

12 Eylül yönetimi tarafından Temel Eğitim Kanunu’nun 32. maddesinde yapılan bir değişiklikle İHL mezunlarının üniversitelerin tüm bölümlerine gidebilmesine olanak tanındı.

1998 yılında YÖK ve ÖSYM tarafından üniversite sınavı puanları hesaplaması ile ilgili olarak alınan bir karar, İma- Hatip liseleri açısından büyük bir kırılmaya sebep oldu. 

28 Şubat sürecindeki iki uygulama, İmam-Hatip liselerini olumsuz etkilemiştir. Bunlardan biri, 8 yıllık kesintisiz eğitimin başlaması neticesinde, İmam -Hatip liselerindeki ortaöğretim bölümlerinin kapatılması; diğeri ise üniversite sınavlarındaki katsayı uygulaması ile mezunların kendi alanları dışında üniversiteye girmesinin engellenmesidir.

2011 yılından itibaren İmam- Hatip mezunlarının kendi alanları dışındaki üniversite bölümlerine yerleşme imkânı sağlandı. İmam-Hatip lisesi mezunlarının, üniversite sınavlarındaki başarısı yeniden yükseldi.

2012-2013 eğitim öğretim döneminde İmam- Hatip liselerinin ortaokul kademeleri tekrar açılmış ve 5. sınıf öğrencileri bu okullara kaydedilmeye başlanmıştır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında açılan göstermelik kursları saymazsak, İmam-Hatip okulları  mezunları " ölü  yıkayıcısı“ olarak lanse edilmiştir. 

Aydın din adamı yetiştirmek gayesiyle açılan İmam-Hatip okulları, kimi zaman siyaset malzemesine dönüştü, kimi  zaman da hesaplaşmaya... 

Özgeçmişini hatırlattığımız İmam- Hatipler, bugünkü  güncel durumları ile yüzyıllık varlıkla, hala  markalaşma mücadelesinde başarılı bir konumda değiller. İmam-Hatip mezunu olmanın gururunu, kivancını Yüreğinde taşıyan biri olarak haykırarak şunu söylemek istiyorum ki  İMAM HATİP SADECE BİR OKUL DEĞİLDİR!  

RESULULLAH'I TEK ÖNDER BİLİP KUR'AN VE SÜNNET ÇİZGİSİNDEN SAPMAMAKTIR!

İMAM HATİPLİ OLMAK AYRICALIKTIR!

MANEVİYATTA İLERLEMENİN ÖNCÜLÜĞÜNÜ YAPMAKTIR! 

İMAM HATİPLİ OLMAK ZOR İŞTİR VE ASLINDA ÇOK ŞEYDİR...

DAVA ADAMI OLMAKTIR!

HAKK İLE BATIL MÜCADELESİNDE HAKK'IN YILMAZ SAVUNUCUSU OLMAKTIR 

MERT OLMAKTIR! DÜŞMANININ BİLE SAYGI DUYACAĞI KADAR HEM DE... 

Ve bilinsin ki İmam Hatipler için itibar suikastine meyledenler, itibarsızlaştırma çabası içinde olanlar, tarihte olduğu gibi amacına ulaşamayacak, hezimete uğrayacaklardır.

Başarılarıyla derece yapan düşünen, üreten, sorgulayan, fikir eylemine militan ruhunu katan bir nesilden, sadece okul tercihlerinin son sıralarında dışarda kalmamayım kaygısıyla okuyan bir nesil veya ailelerin farklı bir okulda okumasının  zararlı olacağını düşünüp  kaydeden velilerin dayatması...

Bu durumda ne İmam- Hatipli olmanın bir anlamı kalıyor ve ne yazık ki bunca yıllar verilen mücadelenin de kıymeti. İtibar suikastine çanak tutan evrilmelerdir bunlar.

İmam-Hatip meselesini toplumsal-zihinsel-duygusal gelişimimizden ayrı ele almamalıyız. Zamanın ruhu”nu İmam Hatiplerin yakalaması gerektiğine inanıyorum. Gençler bizim gibi olmak istemiyorlar, olmamalılar da. Kendileri gibi olmalılar ama okudukları okulun ruhuna ihanet etmeden...

90'lı yıllarda bizim dilimizde pelesenk olmuş dizelerdir bunlar 

 Selam İmam-Hatiplim 

Karanlık boğsa yarınlarımı

Savunurum ben umutlarımı

Korkma düşürmem sancağımı

Küllerinden doğar İmam Hatipli

Ümmetin ümidi

Mazlumun umudu

Hem gönlü hem ilmi

İşte İmam Hatipli.

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement