Advertisement
Kuveyttürk

10 Ocak 2021

İslam Ülkelerindeki İslamo-fobi!..

Maalesef yüce dinimiz İslam, -bırakın Batıyı-birçok Müslüman ülkede dahi büyük sorunlar yaşıyor, şiddetli baskılar görüyor ve kendisini şiddet hareketleriyle irtibatlandırmaya çalışan çok çirkin propaganda kampanyalarıyla boğuşuyor. Evet İslam, bu ülkelerde zaten hayatın birçok alanında ya marjinalize edilmiş veya tamamen günlük yaşamdan uzaklaştırılmış durumda. Ne hazindir ki; bu ülkelerin eğitimli elitleri; İslami kavram ve değerleri çarpıtma ve kamuoyuna yanlış aksettirme konusunda birbirleriyle yarışıyorlar.

Bu ülkelerde İslam’a gönül vermiş ve O’nu kendine yaşam tarzı seçmiş kişileri; İslam dışı hayat tarzını veya Batılı değerleri benimseyen eğitimli seçkinler güruhu tarafından daima kuşkuyla karşılanıyor ve suçlanıyorlar. Bu suçlanma, İslam’ı kendisi için tehlikeli gören veya çeşitli sebeplerle; kendisini, İslam karşıtı güç odaklarıyla yürümek zorunda hisseden devletler tarafından genel bir atmosfer haline getirilmiştir. İşte bu ülkeler, durmadan İslam’a ait her ne varsa ya tamamen ortadan kaldırıyorlar ya da hızla zayıflatmaya çalışıyorlar. Bunlar, İslami değerler yerine; nefislerine daha uygun gördükleri İslam dışı teori ve düşünceleri büyük bir keyifle ikame ediyorlar, sonra da elhamdü lillah biz Müslümanız, diyorlar.

Dolayısıyla, bu ülkelerde İslam’a uygulanan bu marjinalleştirme, kısıtlama ve baskı, resmî veya yarı resmi bir karakter halini almıştır. Bunun için gerçek anlamda İslam’ı benimseyen kişiler; gazete çıkaramaz, fikrî veya kültürel bir platform kuramaz, materyalist ve beşerî fikirleri benimseyenler gibi düşüncelerini korkmadan açıkça ifade edemezler. 

Evet geçtiğimiz yüzyıldaki siyasî dalgalanmalar, İslam’ı; Müslüman kamuoyu nezdinde dahi korkunç bir hayalet haline getirdi. İş bununla da kalmadı; İslami değerler eğitimi, okul müfredatlarından ya tamamen çıkarıldı veya içi boşaltıldı. Bunun için öğretmen de öğrenci de İslami eğitimi ihmal etti.

En tehlikelisi ise bunların; bazı sapkın fikirli cemaatler ve küresel istihbarat kuruluşları tarafından yönlendirilen gruplar aracılığıyla İslam’ı; şiddet, terörizm ve aşırılıkla ilişkilendirmeleri oldu. Bunlara göre İslam; insan karşıtı bir canavar olup geri kalmışlıkla eşanlamlıdır.

Bu iftira ve tersine çevrilmiş durum maalesef; medya, propaganda araçları ve İslam karşıtları tarafından kontrol edilen eğitim kurumları aracılığıyla kalıcı hale getirildi. Bu müfteri yapılar; gazete sayfalarında, radyo frekanslarında, televizyon ekranlarında ve her türlü kurumlarında İslam’ı, sadece Ramazan ayında, Hac mevsiminde veya Mevlit kandilinde yapılan birer kutlamadan ibaret hale getirdiler. Çünkü onlara göre İslam, hayatın her alanına hükmeden bir din ve topyekûn bir yaşam tarzı değildir ve olmamalıdır. 

Eğitim, kütür ve enformasyon gibi millet aklının teşekkülü ile ilgilenen kurumlar vasıtasıyla, yüce dinimiz İslam’ın Müslüman kimliğinin belkemiği, varlığının odak noktası ve geleceğinin temel dayanağı olduğu gibi fikirler konuşulmaz oldu. Bunların yerine halkın kafası; Batı kaynaklı İslam karşıtı birtakım bâtıl fikir ve ideolojilerle dolduruldu. Bütün bunların yanından, bu tür İslam karşıtı çağrı, fikir ve teorilerin antitezlerini üretmeyen Müslümanlar da, bu safsataların daha çok yayılmalarına ve tekrarlanmalarına izin vermiş, en azından göz yummuş oldular.

Mevzubahis ülkelerdeki medya ve yayınevleri, İslam'ın özünü ve hakikatini olduğu gibi ortaya koyan kitapların yayınlanmasına müsamaha göstermezken, yüce Dinimize düşman olan her türlü bâtıl fikirleri; aydınlanma, yenilik ve hoşgörü adı altında utanmadan yayınlıyor ve İslam’a ait her şeyi; gericilik, şiddet ve radikalizmle yaftalayıp terörize etmeye çalışıyorlar. 

Bunun neticesinde bu ülkelerdeki kültürel yaşam; hepimizin dini olan yüce İslam’ı artık hem reddediyor hem de ayrımcılıkla itham ediyor! Evet öyle oldu ki Müslüman; İslami anlayıştan ve İslami yaşam tarzından korkar hale geldi. Gerçekten asıl İslamo-fobi Müslüman ülkelerde yaşanıyor. Çünkü bu yüz yılın başından beri Batı hayranlığına kapılan Müslümanların okumuş aydın takımı; İslam’ı, terakkinin önünde bir engel olarak görüyorlar.

Bu zavallılar, Müslümanların; asil bir Kuran’a, onurlu bir Sünnete, yüksek bir Nebevî Siret’e ve şerefle yaşanmış bir İslam tarihine sahip oldukları gerçeğini görmezden geliyorlar.