01 Mart 2021

İz Bırakan Darbeler

Türkiye’de 1960 sonrası darbelerin hepsi sözde müttefiklerimiz ABD ve NATO’nun gözetiminde yapıldı.  Adına post modern darbe dediğimiz 28 Şubat’ın da klişe spotla kriptosu ABD, finansı ise  İsrail’den sağlandı. ABD’li Bakan Warren Cristopher’ın 15 Ekim 1996’da, ABD Ankara Büyükelçiliği’ne çektiği kriptolu mesajla 28 Şubat süreci başlatıldı. Çevik Bir’in başında olduğu BÇG (Batı Çalışma Grubu) post modern darbeyi fiilen yönetti. İsrail ise darbe aparatlarını finanse etmek için 17 milyar dolar para transferi yaptı. 28 Şubat süreci Oval Ofis seks skandalı ile meşhur Bill Clinton kadrolarının eseri idi.

 

Türkiye’de yapılan bütün darbeler Siyonist batı çıkarlarını korumak için yapılmıştır. Her darbe sonrası özellikle Yunanistan lehine adımlar atılması darbelerin bir başka gerçeğidir. 1960 darbesinin sebeplerinden birisinin de, 1958 yılından itibaren Türk hükümetinin, Yunan terör örgütü EOKA’ya karşı Türk Mukavemet Teşkilatını desteklemeye başlaması olduğu gizlenir. Darbecilerin ilk yaptığı işlerden biri de Türk Mukavemet Teşkilatı’na desteği kesmek olmuştur. Darbe sonrasında Akritas planına göre bütün Kıbrıs Türklerini yok etmeye dönük saldırılar başlar. 1974’e kadar resmen bir soykırım yaşatılır Kıbrıslı Türklere.

. 12 Eylül darbecilerinin, batılı efendilerine hoş görünmek için  Rogers planı çerçevesinde Yunanistan’ın NATO’ya girişine yol açan vetoyu kaldırmaları da darbenin amaçlarından biri idi. 15 Temmuz darbe girişimi de garip bir tesadüf yine bu demokrat kadrolar Barak Obama döneminde organize edildi.

Biden’in İslam coğrafyasını dizayn edecek dostlarının öncelikle NATO şemsiyesi altında toplama planı işlemeye başladı. NATO 2030 vizyonuna göre, Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti, İsrail dahil olmak üzere Türkiye’yi çevreleyecek bütün AB ülkelerini ittifaka dahil etmek istiyorlar. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Avrupa Konseyi Liderlerine 2030 vizyonuyla ilgili geçen Cuma günü yaptığı konuşmada, “Batı Balkanların istikrarı, Ege’de güçlü mücadele” hedefini ortaya koyuyor. Kıbrıs Türklerine, Akdeniz’e bakış açıları ise herkes tarafından malum.

ABD’nin Yunanistan’a soğuk savaş mantığı dışında kuracağı 20’den fazla askeri üssle çevreleyeceği ülke Türkiye’dir. Kırım, Kafkaslar, Doğu Türkistan, Irak, Suriye, Yemen, Libya coğrafyasının dizaynına karşı çıkacak  Türkiye’nin elini kolunu bağlamak politikalarının ana eksenini oluşturuyor.

Biden Ekibi, S-400, F-35 gibi akıl dışı yaptırımların dışında 15 Temmuz öncesinde olduğu gibi başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerini demokrasi, bağımsız medya, yolsuzluk ve insan hakları klişeleriyle sıkıştırmak için çalışıyor.

Ortaya bir Kaşıkçı dosyası atıldı. 2018 yılından beri saklanan bu dosyada Prens Selman’ın infaz emri verdiği alenen ortada iken, Selman dışında 76 kişiye yaptırım uygulayıp, asıl faile karşı sessiz kalmak Amerika’nın demokrasi anlayışını özetlemesi bakamından anlamlı. İran’a nükleer yaptırımları sona erdirip, Husileri terör örgütü listesinden çıkartan bir ABD yönetimi, Suudi Arabistan’ı biraz daha köşeye sıkıştırarak Şii-Sunni çatışmasını körükleyip, her iki tarafın kontrolünü de elinde tutmak niyetinde.

Son söz, 28 Şubat’ın acı günlerinin yeniden geri dönmemesi için, içimizdeki Biden dostlarına dikkat edelim. Hayıtını Siyonizmle mücadele ile geçiren Rahmetli Erbakan’a rahmet dileyerek, bağımsızlığımızın yolunun güçlü ekonomiden geçtiğini hatırlatalım, vesselam. 

 
Advertisement Advertisement Advertisement