Vakif_Katilim

14 Ocak 2021

Jeder ist seines glückes schmied

Akşam uyku öncesi eşimin söylediği Alman atasözü bütün gece beni etkiledi. “Jeder ist seines glückes schmied” Herkes kendi hayatına şekil verir. Uykudan uyanmama sebep olan sözler ise “seni aldatan nedir?” oldu...

Karında sıkışmış gaz misali aklımda sıralanan düşünce fırtınamın önünde duramadım. Beden neye alışık ise zamanı gelince yapmak istiyor. Bu hafta yazmaya ara vermeyi istememe rağmen diğer çalışmalarımı bırakıp yine içimi boşaltma derdine düştüm. 

Aklın yolunun bir olduğunu gösteren bu sözü Rahman’da kitabında vahiy etmiyor muydu?

 “Her insanın sorumluluğunu omuzuna yükledik. Kıyamet gününde insana, açılmış vaziyette önüne konulacak olan bir kitap çıkaracağız.”(İsra: 13)

İki dünya arasına sıkışmış yüreğimle ne kalıcı olmayı istemekte ne de haydi hemen gideyim demekteyim. Neredeyse her gün danışanlarımın bana bıraktıkları hayat yüklerinin altında ezilmemek için kendime dönüş yapmaktayım.

Alemlerin ve benim sahibim olan Rabbime Hamdi’mi tekrar sunmakta, bana bu dünyayı yaşanılır kılan diğer yarıma teşekkür etmekte, daha ne yapabilirim de daha iyilerden olabilirim derdini yaşamaktayım. 

Kalmak zor, gitmek ise çok daha zor.  Ne kalmak bizim elimizde ne de gitmek... Ne sessiz geminin aramızdan tek tek sevdiklerimizi almasına mani olabiliyor, ne de bana sakın gelme diyebiliyoruz. 

Sessizliği bu kadar derinden hissetmemiştik. Artık sevdiklerimize ne gel diyebiliyoruz, ne de gidebiliyoruz. Ne sarılabiliyor ne de bana sarıl diyebiliyoruz. Kocaman dünyanın içinde küçücük evlerimizin içine hapsolduk. 

Bir de her zaman devamlı gördüğümüz eşlerimizle aramız iyi değilse hele de etrafımızda sesimizi duyuracağımız kimsemiz kalmamışsa yalnızlığın dibini görüyoruz. 

Daha canımız tenimizde, nefesimiz içimizde ve dilimiz dönüyorken geç kalmış değiliz. Hayatımızın tek yönlendiricisi olduğumuzu bilmemiz yeterli. Her ne kadar herkesten uzak ve dokunamasak da sözlerimizle kendimize ve sevdiklerimize iyi gelebiliriz. 

Vermekle mutlu olacağımızı asla unutmamalıyız. Neyi verebilirim diye lütfen soralım kendimize. Neyi verirsem mutlu olurum?

Yazalım. Bu günler bizim nefisimizle hesaplaşma yaptığımız günlerimiz olsun. Modern psikolojinin bize sunduğu doğrulara da kulak vererek kendimizi keşfetme yolunda yolculuk yapalım. 

Çocukluğumuza kadar inip irademizle ya da irademiz dışı hareket ettiğimiz günlerde, istemsiz ya da istemli eylemlerimizin etkisinden kurtulmak için öncelikle Rabbimize yönelip af dileyelim, kendimizi de af edelim.  

Batıdan ya da doğudan gelen her doğru yine insana Rabbimin sunduğu ilhamın ürünüdür. Zira Rahman herkesin içine vahiy ettiğini şems suresinde söylemektedir. Sanırım bizim için en önemli olan ise, içimizdeki burhanı tıpkı Yusuf a.s. gibi kendimizin duyması ve doğru hareketi yapmamızdır. 

Karşımızdakinin yaptıkları bizi mutlu eder. Lakin bizim yaptıklarımız bize kalıcı huzur verir. Haklı olmak elbette her bir birimizin isteğidir. Lakin huzurlu olmak vazgeçilmez hakkımızdır. 

Hayatımızın sorumluluğunu üstlendiğimiz ve kendimizle hesaplaşmış olduğumuz gün gerçek özgürlüğe kavuşacak, öncelikle kendimiz, ailemiz, anne babamız için göz aydınlığı olacağız. Aksi takdirde dünya çölünde yolunu kaybetmiş yolcu ya da kocaman denizin içinde balığın karnında ki Yunus (a.s.) misali gibi olacağız. 

Kurtuluşumuz kendi elimizde. Sınırlarımızı, görevlerimizi, sorumluluklarımızı bilme ve üstlenmekle huzuru elde edeceğimizi bilmeliyiz. 

Sakın şeytana kanıp, nefsimize uyup mutsuzluğumuzun sebebi olarak muhatap olduklarımızı görmeyelim...