21 Ocak 2021

Korona mı paranoya mı?

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) 2018-2019 sezonunda sadece Amerika’da yaklaşık 35,5 milyon kişinin grip nedeniyle hastalandığını, 16,5 milyon kişinin hastalıkları nedeniyle bir sağlık kuruluşuna gittiğini, 490,600 kişinin hastaneye yattığını ve 34,200 kişinin de gripten öldüğünü söylüyor.

Yine aynı dönemde Amerika’da çocuklarda griple ilişkili yaklaşık 480 ölüm gerçekleşmiş.

Profesör Canan Karatay ise koronavirüs yeni bir şey değil diyor. Bir TV programında o da CDC’den bir rapor okumuştu. CDC’nin Kasım, Aralık ve Ocak aylarını kapsayan(2020) raporunda 18 Ocak’a kadar Amerika’da 15 milyon kişi grip oluyor.

Bunlardan 140 bin kişi hastaneye kaldırılıyor ve 8.200 kişi ise gripten vefat ediyor.

Canan Karatay’a göre şimdiye kadar zaten altı tane koronavirüs var. Bu yedincisi covid-19 oldu. “Bunu panik olarak ortaya yayıyorlar ama biz bu virüslerle senelerce yaşıyoruz” diyor. 

Öyle ki vücudumuzdaki hücrelerin sayısından çok virüs var. Bağışıklık sistemi güçlü olanlar yakalanmıyorlar. Mevcut korana diğer virüslere nazaran daha az insanı öldürdü.

O güne kadar TV’lerin baş konuğu olan Canan Karatay bu ifadelerinden sonra bir daha ekranlarda görülmedi. Belli ki o da birileri tarafından bağnaz, bilim karşıtı, komplocu tayfaya dahil edildi.

Göğüs, Kalp Damar Cerrahisi uzmanı Dr. Okan Özdemir, “Geçen yıl dünyada toplamda 7 milyon insanın grip ve griple tetiklenen komplikasyonlardan kaybedildiğinin altını çiziyor. Ve “Siz hiç bu insanların gripten öldü, nezleden öldü” diye istatistiklerinin yayınlandığını duydunuz mu?” diyor.

82 milyon nüfusu olan ülkemizde her yıl yaklaşık 82.000 (seksen iki bin) kişi grip ve gribal enfeksiyonların sonucunda kronik akciğer, kalp, hipertansiyon, diabet, immün yetersizlik hastalarında gelişen komplikasyonlarla kaybedilir.

2010 yılında TBMM Araştırma Merkezi, hazırladığı raporda bir yılda standart gripten ölenlerin sayısının domuz gribinden kat kat fazla olduğu belirtmişti.

Meclis Araştırma Merkezi’nin aşı raporunda 17 Ocak 2010 itibariyle dünyada domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsünden ölen sayısının 14 bin 142 olduğu ifade ediliyor.

Meclis raporu;  “Standart grip salgınlarında her sene dünyada 250-500 bin insanın öldüğü düşünülürse büyük paniğe yol açan uyarıların pek isabetli olmadığı ortaya çıkmaktadır” diyor.

Aynı rapor, aşı ve ilaç firmalarına dikkat çekerek; kampanyalara rağmen kamuoyunda ciddi bir güven sorununun ortaya çıktığını belirtmiş ve İngiltere’yi örnek göstermiştir.

Çünkü o kış İngiltere’de 19 bin-65 bin kişinin domuz gribinden ölebileceği uyarısı yapılmıştı ancak Aralık ortası itibariyle orada 79 ölüm vakası gerçekleşti.

Stanford Üniversitesi'nden Dr. John PA Ioannidis ise bu dönemdeki bilimsel metotları ve araştırmaları evvela yöntem bakımından eleştiriyor ve mevcut koronavirüs hastalığı olan Covid-19, yüzyılda bir pandemi olarak adlandırılıyor.

“Ancak bu aynı zamanda yüzyılda bir kez ortaya çıkan bir fiyaskosu da olabilir” diyor.

Dr. John PA Ioannidis’e göre şimdiye kadar kaç kişinin enfekte olduğuna ve salgının nasıl geliştiğine dair toplanan veriler tamamen güvenilmez.

Aslında Dr. John PA Ioannidis, örneğin Türkiye’deki bilim kurulu üyelerinin sürekli olarak sosyal medyada ekmekten de bulaşabilir, havadan da sudan da vs şeklindeki kısa demeçlerini pek de bilimsel bulmuyor.

Peki, mevcut grip hastalığından vefat edenlerin sayısı ortada iken Covid-19 neden bu denli paniğe yol açtı. Sadece Amerika’da üç ayda normal gripten 8.200 insan öldüğünde bu durum neden bilim adamlarının dikkatini çekmedi?

Bugün neredeyse sosyal, iktisadi, kültür, sanat ve eğitim alanlarında siyasi iradeye yön veren bilim adamlarımızın salgın sürecinde nasıl bir tahribata yol açtığını kestirebiliyor muyuz?

Verilen desteklere rağmen küçük esnafın ekonomik olarak son derece zorda kaldığı, ticari faaliyetlerin sekteye uğradığı, okulların kapatıldığı, hayatın durduğu bir dönemde tüm bu kısıtlama tedbirleri sırf salgın sebebiyle ölenlerin istatistikleri tutulduğu için mi acaba?

Ünlü tıp dergisi BMJ, mevcut Covid-19 aşılarından hiçbirinin pandemiyi bitireceğine ya da bu konuda yardımcı olabileceğine dair ciddi bir kanıt olmadığını söylüyor. Hal böyleyken estirilen bu fırtına neyin nesidir?

Geçekten birileri neler olup bittiğini söyleyecek mi?