15 Nisan 2021

Libya'da gördüklerine bak da inanma

Devrim öncesi Libya ile devrim sonrası Libya; Kendisini Dünya’nın efendisi olarak görenlerle ülkesini bataktan kurtarmaya çalışanlar arasındaki fark kadardır.

Muammer Kaddafi Libya’yı yönettiği 42 yıl boyunca yazar yakınlarına yazdırdığı yeşil kitap ile yakın bir gelecekte dünyaya hükmedeceğine inandırmıştı Libyalıları.

Yeşil kitap Libya için bir anayasa, bir doktrin, Libyalıların yenidünya düzenine meydan okuyuş kitabıydı.

Libyalılar, Kaddafi’yi gördükleri her yerde  ‘tehadda tehadda, nehnu ricalek yevmu’ş-şidde’ yani ‘diren diren biz senin zor günde adamlarınız’ sloganıyla gökleri inletirlerdi. 

Zor gün geldi

19 Mart 2011’de Fransız uçakları NATO adına Libya’yı bombalamaya başladı. 

Savaş kızıştı, Kaddafi ilk Yeşil Meydan’dan seslendi Libyalılara. 

Pek gelen olmadı. Öyle bağırıp slogan atan da yoktu. 

Sonunda üstü açık arabasıyla sokaklara çıktı Libyalıları savaşmaya çağırdı. 

Eli boş, arkası boş, Trablus’un göbeğindeki muhteşem evine döndü ve sonunu bekledi.

2010 yılında Libya’da bulunduğumuz bir sırada üç arkadaş taksiye binmiştik, otelimize gitmek istiyorduk. 

Otelin ismi Büyük Otel’di. Ben şakadan Küçük Otel’e gitmek istiyoruz deyince, taksici bir anda çıldırdı;

Sen ‘Büyük Otele’ nasıl olur da ‘Küçük Otel’ dersin? Bak ben seni ‘Küçük Eve’ götürürüm de görürsün gününü dedi bana. 

Küçük evden kastı hapishaneydi. 

Öfkesinin nedenini anlamakta zorlanmış nedenini sormuştuk.

‘Büyük’ adını bu otele veren Liderimiz Kaddafi’dir. Sen bu durumda Liderin koyduğu adla dalga geçmiş oluyorsun, demişti.

O zamanlar Libya’da neredeyse herkes rejimin bekası için ufak da olsa bir katkı sağlamanın peşindeydi; gördükleri muhalif her detayı yetkililere taşımayı bir sadakat nişanesi olarak görürlerdi.

Biz taksi şoförüyle anlaşıp arkadaş olmasaydık, kendimizi Libya devrim komite üyelerinin önünde sorguda bulabilirdik.

Savaş sonrasında İstanbul’da karşılaştığım Libyalı üst düzey bir yetkili; ‘Kaddafi bizi kırk yıl hayal denizinde yüzdürdü, kendimizi dünyanın efendisi zannederdik. Gerçeğimizi savaş ile birlikte anladık,’ demişti.

Kaddafi’nin Liderliğinde bir 42 yıl ve ardından yaklaşık on yıllık bir iç savaş süreci. 

Libya, Türkiye Cumhuriyetinin bıraktığı aynı yerde duruyor.

Libya’da Türk tarihi yeniden tekerrür ediyor.

Osmanlıdan Türkiye Cumhuriyetine kadar uzanan dönemde Libya ile münasebetlerimiz iki ülke ilişkilerinden öte bir kader birliğidir. 

1510 İspanyol işgalinde Osmanlı müdahalesi,  Libya’ya gönderilen Hadım Murat Ağa ardından Turgut Reis. 

1911’de İtalyanlar işgalinde Libya’ya giden Mustafa Kemaller, Enver Paşalar ve Libya direnişinin koordine edilmesi, Libyalılarla omuz omuza savaşan Türk subayları. 

En sonunda Libya’nın kendi içinden ve uzaktan kumanda edilen birisiyle işgale uğramak üzereyken Libya’nın imdadına yine biz yetiştik.    

Türk güçleri, serhat gibi imanlarıyla dünyanın dört bir yanından aldığı destekle başkent Trablus’un içlerine kadar gelip ulaşan Hafter güçlerini çok kısa bir zamanda püskürterek Libyalıları kurtardı.  

Libyalılar üçüncü kez Türkler sayesinde kendi ülkelerinde özgürce yaşama hakkı elde etmiş oldu. 

Son birkaç gündü Libya’daydım.

Libyalılar onlarca yıl süren bir sömürü düzeninden kurtulmanın zevkini çıkarıyorlar sanki.  

Deşarj olmuş, içini dökmüş, rahatlamış bir duruş var herkeste.

Türk olduğunuzu anlayınca gözleri parlıyor herkesin, içlerine neşe doluyor, sizi alıp bağırlarına basmak istiyorlar.

Bizi Türkiye kurtardı, Türkiye olmasaydı Dünyada eşi benzeri olmayan bir diktatörlük döngüsüne girecektik, hepimiz ölecektik diyorlar. 

NATO müdahalesinin başladığı 2011’den sonra, deyim yerindeyse; taş üstüne taş konmamış.

Savaşın yıkamadıkları, Türk firmalarının bıraktığı gibi; tamamlanmamış, yarım yarım duruyor.

Yeni dönemin arifesinde Libya hükümeti, önceki dönemlerde olduğu gibi en geniş heyetiyle ilk ziyaretini yine Türkiye’ye yaptı;

İç dinamiklerinin korunmasında, dış dünyaya karşı direnişin sürekliliğinde, yeniden imarda Türkiye’den destek istedi.

Heyetteki 14 Bakanın varlığı destek talebinin kapsam ve hacmini gösteriyor.

Libya, Afrika ülkeleri için bir rol model, Orta Afrika-Türkiye arasında bir kilometre taşı ve önemli bir lojistik merkezdir.

Türkiye, sahip olduğu teknik altyapı ile Libya’yı 10 yıl içinde Afrika’nın Singapur’u haline dönüştürebilir.

Türk inşaat firmaları 1980’li yıllarda ilk yurtdışı tecrübelerini Libya’da yaşamışlardı. 

2021’de de Libya’da ustalıklarının zirvesini yaşayacaklar; Libya’yı Afrika’nın gözdesi, cenneti yapacaklar.

Hem kazanacak hem kazandıracaklar.

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement