25 Eylül 2021

​Merkez Bankası Faizi İndirdi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yüzde 19 olan politika faizini yüzde 18’e indirdi.

Beklenti ise faiz oranının yüzde 19'da sabit tutulacağı yönündeydi. Bu beklentinin nedeni de Merkez Bankası’nın daha önceden yapmış olduğu reel faiz açıklamasıydı. Diğer bir ifadeyle mevcut faiz oranı manşet enflasyonun üzerinde kalacaktı. En son yayımlanan Ağustos ayı TÜFE oranı ise yüzde 19,25’e yükselerek faiz oranını geçmişti. Ancak baz etkisi nedeniyle Kasım ve Aralık aylarında enflasyonda sınırlı da olsa bir düşüş bekleniyordu. Dolayısıyla faizlerin yıl sonuna doğru düşeceği tahmin ediliyordu. Bu nedenle 100 baz puanlık faiz indirimi biraz sürpriz oldu.

Beklenti anketlerine katılan birkaç kurum ise faiz indiriminin daha erken yapılabileceği yönünde görüş bildirmişti. Çünkü Merkez Bankası Başkanı, Eylül ayında katıldığı iki toplantıda da çekirdek enflasyon vurgusu yapmıştı.

Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (C) Ağustos ayında yıllık yüzde 16,76 artmıştı. Faiz indirimi için yeterli alanın olduğu çekirdek enflasyonda Merkez Bankası’nın kontrol edemediği enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın kalemleri hariç tutuluyor.

Çekirdek enflasyon yeni bir kavram değil ve her ne kadar ekonomik yapılarımız benzemese de bu göstergeyi baz alan başka ülkeler de var. Yine TÜİK tarafından açıklanan çekirdek enflasyon, kur geçişkenliğini (döviz kurundaki hareketin fiyatlar üzerindeki etkisi) gösterdiği için manşet enflasyon kadar önemli bir gösterge. Döviz kurunun yatay bir seyir izlediği yaz aylarında çekirdek enflasyon manşet enflasyonun yaklaşık 2-2,5 puan altında kalmıştı. Ancak son 3 haftadır dolar kuru artış eğilimine girdi. Eylül ayı başında 8,25’e kadar gerileyen dolar kuru 23 Eylül PPK toplantısından hemen önce 8,65 TL’den işlem görüyordu. Dün öğle saatlerinde ise dolar rekor tazeledi ve 8,85’i geçti. 3 haftada yüzde 7 artan dolar kurunun fiyatlara yansımasını hemen olmasa da bir süre sonra göreceğiz. Bu durumda çekirdek enflasyon manşet enflasyonu yakalayabilir. Bu aşamadan sonra faiz oranı belirlenirken çekirdek enflasyon baz alınmaya devam edilecek mi, merak ediliyor.

“Para politikasındaki mevcut sıkı duruş” ve “politika faizi, enflasyonun üzerinde kalmaya devam edecek” ifadelerinin çıkarıldığı son toplantı metninde “Enflasyonda son dönemde gözlenen yükselişte; gıda ve ithalat fiyatlarındaki artışlar ile tedarik süreçlerindeki aksaklıklar gibi arz yönlü unsurlar, yönetilen/yönlendirilen fiyatlardaki artışlar ve açılmaya bağlı talep gelişmeleri etkili olmaktadır. Bu etkilerin arızi unsurlardan kaynaklı olduğu değerlendirilmektedir. Parasal duruşun sıkılığı ticari kredilerde öngörülenin ötesinde daraltıcı etki yapmaya başlamıştır.” ifadeleri de ön plana çıkıyor.

Sonuç olarak özellikle yurt içi tasarrufların yetersiz kaldığı ülkelerde yatırım kararlarını olumsuz etkileyen, buna bağlı olarak da istihdamın artmasına engel olan faktörlerin başında hiç kuşkusuz yüksek faiz oranı geliyor. Diğer ülke ekonomilerinin faiz oranları kıyaslandığında Türkiye ne yazık ki negatif yönde ayrışıyor. Dolayısıyla faiz indirimi muhakkak doğru bir adımdı ancak doğru bir zaman mıydı, bunu önümüzdeki dönem göreceğiz.

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement