Kızılay Web
Dolar (USD)
17.0118
Euro (EUR)
17.5172
Gram Altın
968.71
BIST 100
2371.25
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE


Meslek odalarının mesleğe hizmet dışı faaliyetlerine karşı hukuk niçin etkin işletilmiyor?

Millet olma bilincinin sağlanması için toplumun aklı selim zeminin de buluşarak, doğrulara sımsıkı sarılması ve tefrikaya düşmemesi gereklidir. Geçmişte toplumda oluşmuş düşmanlıklar aşılmış, toplumsal kaynaşma sağlanmış ve bu sayede kardeşlik tesis edilmiştir. Toplumsal çekişmeler toplumda korkuya neden olur ve kuvvet elden gider. Toplumsal düzeni bozup millet olma bilincini baltalayanlara, “fersat çıkartmayın” dendiği zaman, “Hayır, Biz ancak ıslah edicileriz” derler. Dikkat edin! Onlar bozguncuların ta kendileridir; fakat bunun farkına varmazlar. Toplumsal düzeni bozanlar birbirleri ile sıkı dayanışma ve işbirliği halinde iş yaparlar. Eğer aklı selim sahipleri de aynı şekilde birbirine arka çıkmaz ve destek olmazsa, ne götürüp ne getireceğini kestiremeyeceğimiz büyük bir fitne, kargaşa ve büyük bir bozgunculuk patlak verir.

Toplumumuzda kitle oluşturan ve kitleleri temsil eden önemli kurumlardan biri de meslek odaları ve bunların üst yapısı olan Birlikleridir. Barolar, Tabipler Odası, Mimar ve Mühendisler Odası, Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası, diğer meslek odaları ve bunların Birlikleri Anayasal “kamu tüzel kişileri”, hizmet bakımdan yerinden yönetim idaresidir. Anayasa m.135 gereği, meslek odaları, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleridir. Bu meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar. Amaçları dışında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının görevine, son verilir ve yerlerine yenileri seçtirilir...” Yani, kısaca bir mesleğe hizmet etmek amacıyla kurulur ve bu amacın dışında faaliyette bulunmaları hukuka aykırıdır. Hepsinin ayrı birer Kanunu bulunmaktadır; görev, yetki ve sorumlulukları ilgili kanunlarda belirtilmiştir.

Avukatlık Kanunu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu, Türk Tabipleri Birliği Kanunu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu gibi çok sayıda kanunla düzenlenmiştir. Bu kanunlarla meslek odalarının faaliyet konusu ve sınırı belirlenmiş, keyfi şekilde kullanılması, suistimal edilmesi yasaklanmıştır. Faaliyet konusu Anayasa ve ilgili kanunlar gereğince “mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak,” ile sınırlıdır. Bu sınırın aşılması da açıkça Anayasa ve ilgili özel kanunlarında “kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.” hükmü getirilerek sınırlandırılmış ve yasaklanmıştır. Buna aykırı hareket edenler için de açık hüküm getirilmiş “Amaçları dışında faaliyet gösteren … Birlik ve Oda yöneticilerinin görevlerine son verileceği” de Anayasa ve kanunlarda açıkça düzenlenmiştir. Bu konuda da “Bakanlıklar veya Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince karar verileceği” düzenlenmiştir. Ayrıca, Bakanlığın düzenlemelerine ve uyarılarına uymayan yöneticilerin de görevlerine son verileceği düzenlenmiştir. Bunlara ek olarak, “milli güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa” derhal faaliyetten men edilir ve karar yargı denetimine sunulur, hükmü ile konu netleştirilmiştir.

Meslek odaları, doğru çalıştırılsa ülkemize çok büyük faydalar sağlayacağı, sivil diyalog sürecinde kendi konularındaki sorunların çözümünde, birincil paydaş olarak çok büyük faydalar sağlayacakları apaçık ortadadır. Bu verimlilik kaybının ortadan kaldırılması, kamu kurumlarının ortak amaç doğrultusunda senkronize çalışmasının sağlanması, buna engel olanlar ile ilgili de hukuk etkin şekilde işletilmesi sağlanmalıdır.

Uzun zamandır kamuoyunda bilindiği üzere, bazı meslek odaları veya birlikleri faaliyet konuları ile sınırlı hareket etmeyip adeta bir siyasi parti veya bir ideoloji birlikteliği gibi hareketlerde bulunmaktadır. Meslek mensuplarının mesleki sorunlarının çözülmesi için çalıştığından çok daha fazla, mesleki sorunların çözümü ile hiçbir ilgisi bulunmayan konularda yaptıkları faaliyetler ve açıklamalar ile kamuoyu gündemine gelmektedir. O kadar ki, meslekleri ile hiçbir ilgisi olmayan konularda, hatta, suç ve suçlu ile ilgili konularda, daha da ötesi, yargılamalar sonucunda verilmiş mahkeme kararları ile ilgili olarak bile açıklama ve eylemler yapmaktan geri durmamaktadır. Kamu düzeninin sağlanması her gerçek ve tüzel kişinin hukukun meşru sınırları içinde kalması ile mümkündür. Bu sınırın aşılması kaotik ve anarşik bir toplumsal yapı doğurur. Toplumsal düzenin sağlıklı işlemesi için, meslek odaları, “mesleki sorunlar ile sınırlı” hareket etmeli, eğer bu sınırları aşarlarsa Kanunda “Bu meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar. Amaçları dışında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının görevine, son verilir ve yerlerine yenileri seçtirilir...” hükmünü işletmekle yetkili/görevli kamu kurumları bu madde hükmünü işletmelidir. Kamu idarecileri ve siyasetçiler açısından da kamuoyu önüne çıkıp mağduriyet şikayetleri yapmak veya paralel meslek odası kurmak hukuku işletmek değil, sistemsizliğin sistem olduğu toplumda hukuk sisteminde de sistemsizliğin sistem haline getirilmesi adımlarıdır. Her iki davranış da toplumsal düzeni bozmaktadır.

Mevcut hukuk sistemimizdeki kurallar odaların faaliyet amacı olan “mesleki sorunlar ile sınırlı” hareket etmesini zorunlu kıldığı için, hukukun işletilmesi bu konudaki kaotik/anarşik yapıyı önlemeye yeterlidir. Buna rağmen, mevcut hukuki düzenlemelerin yeterince etkili olmadığı da görülmektedir. Bu nedenle mevzuatımız özel bir ceza hükmü ile takviye edilerek, “kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunan” mesleki kuruluşların yöneticilerinin bu eylemleri özel bir ceza hükmü ile cezalandırılmalı, görevi kötüye kullanma suçu kapsamına alınmalı veya özel bir suç tipi oluşturulmalıdır.

 
TDV sağ
Advertisement Advertisement