Dolar (USD)
28.9317
Euro (EUR)
31.2237
Gram Altın
1887.082
BIST 100
7913.76
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

04 Haziran 2023

Muhalefet havlu attı

2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilleri seçimleri tamamlandı. Yeni yüzyıllın ilk seçimi; çok ittifaklı ve farklı ideolojileri içinde barındıran, Türkiye siyasetinde ilk defa yaşanan bir deneyimle tarihe geçti.

Bu seçimin, mutlak galibi her anlamda iktidar oldu. Meclis çoğunluğunu ve Cumhurbaşkanlığı yetkisini AK parti kazandı. Ülkeyi beş yıl daha yönetme hakkını halk Erdoğan ve ekibine verdi.

Seçim süreci başladığında, 21 yıllık iktidarın yorgunluğu, ekonomik kriz, deprem ve afetler AK parti ve hükümetin karnesinde eksilerdeydi…

Muhalefet ise bu seçimlere, iktidarın yıpranmışlığı ve bu karne eksilerinden aldığı cesaretle, çok daha heyecanlı ve coşkulu kampanya başlatmıştı. Büyük umutlarla girdiği bu seçimde ağır bir yenilgiye uğradı. Siyaseten ortaya koydukları siyasi dil olgunlaşmıştı ama meyve vermeye yetmedi.

Seçim bitti, seçilen milletvekilleri yemin ederek görevlerine başladılar. Yeni kabinenin açıklanmasıyla iktidar “şahlanış” dönemine hazır olacak. İktidar kendisine verilen yetki ile ülkeyi yönetmeye kaldığı yerden devam edecek.

Pandora’nın kutusu açıldı; muhalefet partilerinde istifalar, suçlamalar, itiraflar ve hesaplaşmalar başladı. Deyim yerindeyse “yaprak dökümü” başladı.

CHP MYK üyelerinin tamamı istifa etti. Asıl beklenen istifanın sahibi Kemal Kılıçdaroğlu olması gerekirken, kendisi bu durumu üstüne hiç alınmadı. Kemal Kılıçdaroğlu girdiği 12. seçimi kaybetmenin sorumluğunu göstermeyince CHP‘nin A takımı toplu istifa etti. CHP içinden, muhalif medyadan, yandaş köşe yazarlarından, yayıncı, gazetecilerden istifa çağrısı yapıldı. Bu çağrılara tepki verende cevap verende olmadı…

CHP MYK üyelerinin istifası belki de sadece öfkeleri sakinleştirme adına sembolik bir durumda olabilir veya gaz alma operasyonu da. Sonuçta yeni bir MYK oluşacak ve istifa edenler arasında görev alanlar olabilir.

Bu seçimin en büyük kaybedeni HDP/ YSP yüzünden Kürtler oldu. Siyasi stratejisini eksik ve yanlış yapmanın bedelini en ağır şekilde ödediler. Bu duruma ilk sesli isyan veya özeleştiri Demirtaş’tan geldi…

"Kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum" diyerek aktif politikayı bıraktığını duyurdu.

Demirtaş, Artı Gerçek'te yer alan yazısında partisinin seçim çalışmalarına yönelik eleştirilerini dile getirmişti. "Alarm zilleri zaten uzun zamandır çalıyordu, bu seçim sonuçları da son uyarı oldu" diyen Demirtaş, "Partimiz, oylama gününe bir ay kala seçim çalışmasına yüklendi, o da yarım yamalak ve dağınık bir çalışma şeklinde olabildi ancak."

Demirtaş yazısında ayrıca "Son beş yıldır HDP Genel merkezine yazdığım mektuplarla, gönderdiğim mesajlarla ve makalelerimle bu gerçeği anlatmaya çalışıyorum fakat her seferinde, sesim yankılanıp bana geri dönüyor. Yaşanan birçok şey var ve bunları halka yansıtmayı doğru bulmadığım için kurumları işletmeye gayret ediyorum. Ne yazık ki çoğu zaman da kurumlar işlemiyor" ifadelerini kullandı.

Demirtaş’ın açıklamasına karşılık Ahmet Türk’ten geldi. “Ahmet Türk de Demirtaş ile eleştirileri ve verdiği kararın nedenlerini konuşacağını belirtti. Demirtaş’ın “Sesim yankılanıp bana geri dönüyor” diyerek eleştirilerinin dikkate alınmadığını belirttiği kısmı "doğru bulmadığını" belirten Türk, “Partinin bir merkezi var, onlarla dayanışma içinde sürdürülmesi gerekiyor” dedi. Demirtaş’ın seçim sürecine dair eleştirilerine ise destek veren Türk, “Örgütlü bir yapı yoktu. Parti içinde birçok genel merkez oluştu” dedi. Sandıktan çıkan sonuçların ortada olduğunu belirten Türk, “Hepimizin yeniden düşünmesi gerekiyor” diyerek özeleştiri yapılması gerektiğini kaydetti. Türk eleştirilerin haklı olduğunu belirterek “Seçim sürecinde eksiklik vardı. Bu eksiklikler, adaylıklardan programa birçok yerdeydi. Kürt bölgelerindeki sonuçlar bunu gösteriyor. Bundan sonra halk konuşacaktır” diye konuştu.

Muhalefetin 1. ve 2. partilerinde sular durulmuyor. Küçük partiler de durum şuan için stabil. Türkiye siyasetinin en büyük sorunu, güçlü, erdemli ve başarılı bir muhalefetinin olmamasıdır. Muhalefet ve iktidar birbirlerinin hem zehiri hem de panzehiridir. Demokrasiyle yönetilmenin temel koşullardan biri, iktidarın karşısında örgütlü bir muhalefetin bulunmasıdır. Türkiye siyasetinde muhalefet görevinin bilincinde ve idrakında değil. Muhalefeti sadece kendi iktidarını koruma olarak bilen anlayışlar asıl diktatördür…

Yeni dönemin ülkemize ve halkımıza hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye yeni yüzyılı başlasın…