26 Eylül 2021

Musibetler karşısında müminin tavrı...

Hayatın akışı içerisinde yaşadığımız zorluklar, çile ve kederler, maddî ve manevî sıkıntılar olması çok normaldir. Çünkü-adı üstünde- imtihan dünyasında yaşıyoruz. Kurtulmak için büyük uğraş verdiğimiz bu imtihanlardan çok daha fazlasını Fahr-i kâinat Efendimiz aleyhisselam yaşamıştır. O, daha doğmadan babasını, henüz altı yaşındayken annesini kaybetmiş, yetim ve öksüz olarak büyümüştür. O, altı evladını kendi mübarek elleriyle toprağa vermiştir.

Binaenaleyh biz müminler olarak biliriz ki, hayatın güzel ve rahat anları kadar, sıkıntılı ve zor zamanları da vardır. Cenab-ı Hak, insanı bazen elindekileri alarak imtihan eder. Bu yüzden, musibet karşısında sâkin ve metanetli olmaya gayret gösteririz. Sağduyu ve akl-ı selim ile hareket ederiz. Sıkıntıyı aşmak için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiririz. Aynı zamanda, her musibetten dünyamıza ve âhiretimize yönelik dersler çıkartırız.

Allahü Teâlânın emir ve yasaklarındaki nimet, hikmet ve mükâfâtları düşünmek, sabretmeyi kolaylaştırır. Bazen tabiî bir felâketle karşılaşır ve katlanmaktan başka çaremiz olmaz. Her çaresizliğin yegene çaresi, Allah’tır. Böyle bir durumda  şikâyetler, feryad û figanlar ve sızlanmalar, yükümüzü hafifletmez ve derdimize çare olmaz. Bunun içindir ki, başımıza gelen karşı konulamazhâdiselere sabredip Cenâb-ı Hakk’a sığınmak, her şeyin O’ndan geldiğini bilmek ve bunun bizim için bir imtihan olduğunu idrak edip mükâfâtını beklemek, en akıllıca iştir.

İnsanın bu imtihan dünyasında her arzu ettiğine nâil olması mümkün değildir. O zaman, erişemediğimiz şeyler için;“bunun olmaması, hakkımda daha hayırlı olabilir” veya “başıma gelen budurum, benim için hayır olabilir,” demek, kulluğa en uygun olan ve bizi manevî derecelere kavuşturan bir haldir.

Dünya, kimin daha iyi olduğunun, kimin güzel iş yaptığının anlaşılacağı bir sınanma yeridir. Bu sınanmada insanlar bela ve musibetlerle karşılaşırlar. Maddî ve manevî sıkıntılarla, dertlerle, külfetlerle imtihan olurlar.

Başta peygamberler aleyhimüsselam olmak üzere herkes bu sınanmaya tabidir. Hatta İlâhî hikmetin bir tecellisi olarak en çok denenmiş olanlar da peygamberlerdir. En zor, en şiddetli işler ve musibetler, peygamberlerin ve onlara tabi olanların başına gelmiştir. Aslında bütün insanlık denenmektedir ve bu denenme işi, farklı şekillerde cereyan etmektedir. Fakat bu inceliği, ancak basiretliinsanlar anlamaktadır.

Allah, dünyada Kendisine iman edenlerle etmeyenleri birbirinden ayırmak ve iman edenlerden de hangisinin daha güzel davranışlarda bulunacağını göstermek için insanları dener. Bunun için bir insanın “ben iman ettim,” demesi yeterli değildir. İnsanın, yaşadığı müddetçe; Allah’a olan imanı ve bağlılığı, dindeki kararlılığı, kısacası Allah’a kulluktaki sabrı, özel olarak yaratılan şartlar ve ortamlarla denenir. Allahü Teâlâ, bu gerçeği âyet-i kerimede şöyle bildiriyor:

“Allah, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.” (Mülk 2)

Musibetler karşısında müminlerden beklenen ise,sükunet, sabır ve metanettir. Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “Andolsun ki, sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince, ‘biz şüphesiz(her şeyimizle)Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz,’ derler. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da onlardır.” (Bakara 155-157)

Dolayısıyla müminin başına bir musibet gelince; korkmaz, sızlanıp şikayet etmez. Çünkü bilir ki; herşey Allah’a aittir ve O, her şeyi dilediği gibi idare eder. O’nun tasarrufuna asla itiraz edilemez, bilakis kaza ve kaderine rıza gösterilir. Ayrıca bu durum karşısında sabır ve namazla Rabbinden yardım diler.

Evet…İnsan, bir gayeye doğru yürümektedir. Bu gaye, İlâhî rızadır. Bu gayeye yürürken çeşitli imtihanlardan geçecek; dışarıda dünyanın, içeride de nefsin çıkardığı zorluklarla, çeşitli bela ve musibetlerle sabrederek baş etmeye çalışacaktır. Bu şekilde olgunlaşacak ve kemale erecektir…

 
Advertisement Advertisement Advertisement