Vakif_Katilim

01 Ocak 2021

Nüans Farkı

Takipçilerimden; aşı olacak mıyız? Aşıda ÇİP var mı? Ne zaman bitecek bu salgın? Türünde sorular alıyorum. Hemen söyleyeyim. Gelen son veriler ve şahsi kanaatim, bir müddet daha tedbirlerle ve aşı çalışmalarıyla, virüsün kontrol altına alınacağı yönünde. Belki Ramazan ayından sonra, böyle bir iklime kavuşabiliriz, kim bilir. Sağlık Bakanımız ve arkadaşlarının, bu hususta KILI KIRK YARARAK ilerledikleri tartışılmaz. Aşının yeni bulunmasından sebep, olası yan etkilerini de inceleyerek, her türlü analizi yaptıkları da malumunuz. Elbette bütün ihtimaller göz önüne alındığında, son kerte de KARARI SİZLER vereceksiniz. Lakin “AŞI’DA ÇİP VAR” iddiasına, çok takılmadığımı bilmenizi isterim. Neden mi? Dünyada onlarca aşı çalışması yapıldığı net… Devletimizde de, 8 farklı çalışma devam etmekte. Çipi koyacak olanların, bunların HEPSİNE NÜFUZ ETMESİ akla aykırı evvela. Ayrıca aşının içine bile girebilecek kadar küçük bir ÇİP söz konusuysa, bunları neden insanların sürekli tükettiği şeylere zerk etmedikleri, çok daha mantıklı bir soru olacaktır. 

*** 

Diğer bir konu da, gündemdeki aşı pasaportu olayı… Bu noktada aşı olunduğuna dair, belge almakta bir beis görünmüyor. Fakat asıl sıkıntı, aşının NE KADAR SÜRE, etkinliğini sürdüreceğinden kaynaklanmakta ki “4 ay” diyen de var, “6 ay” diyen de. Tamamen antikor sayılarıyla ilgili bir husus kısaca… Peki, bunu nasıl bilecekler? İşte tartışılmaların başlangıcı da burası... Makul bir çözüm bulunması yerine, şayet ANLIK BİR BİLDİRİM için çip meselesi gündeme getirilirse, işte o zaman endişelenmek normal ve kabul etmemekte hakkımız. Ama özel bilgilerimizi; akıllı telefonlar, kullandığımız bilgisayarın işletim sistemleri ve sosyal medya hesaplarımız sayesinde, şimdiye dek elde etmediklerini/etmeyeceklerini de kimse iddia edemez. 

O yüzden üzerinde durmak istediğimiz asıl mevzunun, Davos’da ki konuşmalarda da apaçık dile getirmekten çekinmedikleri, GREAT RESET olması önem arz ediyor. Peki, nedir bu Great Reset… Ekonomik bir değişimin anahtarı mı, insanlığı “kamusuzlaştırıp” “teknofaşizmi” kurgulayan bir dönüşüm mü, yoksa ucu iç çatışma ve savaşlara uzanan kaotik bir atmosferin adı mı? Bu konuda çeşitli analizler yapıldığını duymuşsunuzdur şüphesiz. Çoğunu “KOMPLO TEORİSİ” diyerek önemsemesek de, aslında GERÇEKLERE YAKIN seyrettiği muhakkaktır. Ama bunların arasında en dikkat çekici olanı, Great Reset’in sayılan teorilerden çok daha derin, ZİHİNSEL BİR SIFIRLAMAYA karşılık gelmesinden ibarettir. Öyle ki bazı stratejilerin MEALEN; “şimdiye kadar hayatımızdaki değerler (din, cinsiyet, milliyet…) sayesinde bir yerlere geldik, böyle devam edemeyiz. Kapitalizm tıkandı. Paylaşım için değerlerin kaldırılması lazım” diyenlerin bir operasyonunu işaret etmesi, insanın kanını donduruyor. Yani “toplumsal ve sosyolojik tüm engelleri kaldırmak, değerleri yıkmak, insanları sadece yalın bireyler haline getirmek” üzerine kurulu bir proje… Tabi amaçları için, insana reset atılmalı onlara göre. İlk olarak da dini inanışlarına… Bu açıdan nihai hedeflerini; “içi boşaltılmış, bilime dayalı, koydukları şartlara uygun, ORTAK BİR DİN meydana getirmek” şeklinde özetlemek mümkün.

*** 

Hal böyleyken aynı çevrelerin CİNSİYET AYRIMINI da, bu doğrultuda değerlendirdikleri inkâr edilemez. Keza Avrupa’nın birçok ülkesinde “18 yaşına gelen kişiler cinsiyetini de, dinini de kendi seçmeli” türünde hazırlanan yasa tasarıları aşikâr. Amerika’nın Kaliforniya Eyaletinde, kişilere bay-bayan diye hitap edilememesi ve WC’ lerde bile bay-bayan ayrımı yapılmaması da fazla söze hacet bırakmıyor. Ekim ayında Papa’nın ALIŞILMIŞIN DIŞINA çıkarak, eşcinsel evliliğe yeşil ışık yakması ve “medeni birliktelik yasası çıkarılması gerektiğini” belirtmesi de cabası… Anlayacağınız “Toplum; yeni bir din anlayışıyla, milliyetsiz, cinsiyetsiz… hale getirilince, ortak paydayı buluruz” fikrinin bir nevi tezahürü… Hadi hepsini geçtik… Almanya’da kiliselerin son yirmi yılda %55’inin kapanmasını, ABD de ise bu sayının haftada 100’lere ulaşmasını engelleyemeyen Vatikan’ın, Noel kutlamalarında Hristiyanlarca da tepki görmesine ne demeli?  Zira St Peters meydanında, başında ilk kez örtü olmayan bir Meryem Ana heykelinin sergilenmesi, diğer tarafta bir uzaylı heykeli ve bu uzaylının karnında cinsiyeti belli olmayan bir bebek figürü… vb. garip gösterimler, düşündürücü sayılmaz mı? Yâ da şöyle soralım; seremonide bu HEYKELLERİ YAPAN okul yöneticisinin, sosyal ve ahlaki çöküntünün önlenmesi yerine, “toplumumuzun ahlaki ve sosyal inşasına yeniden başlamalıyız…” sözlerini, nasıl yorumlamalı o halde. ARADAKİ NÜANS FARKI, sizce de manidar değil mi?