Vakif_Katilim

14 Ocak 2021

Okullar açılmalı mı?

Normalde kısıtlamaları savunan Habertük yazarlarından Nagehan Alçı’nın okulların açılmasını talep etmesi doğrusu beni şaşırttı.

Ortalama bir Türk gazetecinin yaptığı gibi lafı evirip çevirip öğretmenlerin tembelliğine getirmesine ise hiç şaşırmadım. Bunu hep yapıyorlar.

Elbette öğretmenler kutsal birer varlık değildir. Yeri geldiğinde eleştirilebilir ancak laflarımızı genellemeden ve haksızlık yapmadan sarf etmeliyiz. Bu erdemli davranışı göstermek zor olmasa gerek.

İstediği vakit bakanlara ulaşabilen Nagehan Hanım, bu önemli meselede Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a ulaşsaydı eminim ki Ziya Hoca, öğretmenlerin bu süreçteki performanslarına varana kadar birçok konuda kendisini bilgilendirirdi.

Kaldı ki okulların açılması ya da kapalı tutulması öğretmenlerin taleplerine göre belirlenmiyor. Bu kararları alan Bilim Kurulu’dur. Ne var ki Nagehan Hanım’ın isyanında, itirazlarında Bilim Kurulu’nun adı tek bir yerde geçmiyor.

Buna rağmen yarım yamalak da olsa eğitim konusuna alaka göstermesi sevindirici bir durum. Ancak bilmesini isterim ki; bir neslin kaybedilmemesi için belki okulların açılması da kâfi gelmeyecektir. Biraz da bu konulara kafa yormasını dilerim.

***

Gelelim asıl meseleye;

2018-19 verilerine göre, Türkiye’de okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde, 9 milyon 435 bin'i erkek, 8 milyon 806 bin 881'i kız olmak üzere toplam 18 milyon 241 bin 881 öğrencimiz var 

Toplamda öğrenci sayımız 18 milyonu geçmiş durumda. Bu rakam dünyada 143 ülkenin nüfusunu geride bırakıyor. Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’nin öğrenci sayısı Hollanda’nın nüfusundan daha fazla.

Öğretmen sayımız ise 1 milyon 117 bin 686 oldu.

Örgün eğitimde, 54 bin 715'i resmi okul, 13 bin 870'i özel okul, 4'ü açık öğretim okulu olmak üzere toplamda da 68 bin 589 okul bulunuyor.

Yani haydi okulları açalım demekle olmuyor bu işler. Bu kadar büyük bir kurumun böylesi zor bir dönemde radikal kararlar alması beklenemez.

Buna rağmen Ziya Selçuk’un da gayretleriyle eğitim faaliyetleri hiç sekteye uğramadan devam etti.

Üç ayrı televizyon kanalından yayınlar yapıldı. EBA üzerinden evde yapılabilecek deney videolarından tutun 1600’den fazla ders ve 20 binin üzerinde etkileşimli içerik sunuldu.

ERG’nin verilere göre 2019-20 eğitim-öğretim yılında 1.176.128 öğretmen EBA’ya giriş yaptı. Aktif öğretmen oranı YÜZDE 96,1 oldu.

“Uzaktan eğitimde imkânları ne kadar çok artırsak da bizim isteğimiz okulların yüz yüze açılması" diyen Bakan Ziya Selçuk, ikinci dönemde okulların açılmasından bir hayli umutlu.

Hatta okula dönüşle ilgili olarak pandemi sürecinde psikolojik olarak etkilenen öğrencilere yönelik hazırlıklar yapılmış bile. Dönüşte hem psikolojik hem sosyal hem fiziksel açıdan hem de sağlık açısından öğrencilerin uyum sorunuyla ilgili hemen her şey düşünülmüş.

Yani MEB, okulların açılması durumunda tüm hazırlıklarını yapmış durumda.

Bilindiği gibi pandemi nedeniyle dünyada yaklaşık 1 milyar 560 milyon 687 bin öğrenci yüz yüze eğitimden mahrum kaldı.

UNESCO verilerine göre 14 Aralık 2020 itibarıyla toplam 210 ülkeden 106’sında okullar açık, 43’ünde ise kısmen açıktır. Okullar 34 ülkede ara tatilde, 27 ülkede ise kapalıdır.

Geçtiğimiz yıla bakıldığında ülkeler, okulları açma konusunda daha cesaretli. Ben de okulların açılması taraftarıyım. Ancak asıl işin okullar açıldıktan sonra başlaması gerektiğini düşünüyorum.

Okullarda herkes için standardize edilmiş, geleneksel ezberci eğitim modellerinin artık bu çağda yeterli olmadığını hatta öğrencilerimizin yeteneklerini körelttiğini düşünüyorum.

Nagehan Hanım gibi hemen her gün okullar açılsın diye haykıran tayfa ile burada ayrışıyoruz. Okul temelli yüzyıllık standart eğitim modelleri artık iflas etmiştir.

Okulları açalım ama çocuklarımızı orada yepyeni, farklı ve özgün bir eğitim müfredatı ile eğitim mimarisine uygun sevimli binalar beklesin.

Nesil ancak böyle kaybedilmez.

Peki, bu ne zaman olur? Toplum, eğitimin, devlet laboratuvarlarında imal edilmiş bir uyku ilacı olduğunu idrak ettiğinde…