Dolar (USD)
32.97
Euro (EUR)
35.79
Gram Altın
2503.05
BIST 100
10871.48
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

04 May 2020

Petro-Dolar İmparatorluğu Çöküyor

Petrol almak isteyen her ülke, karşılığında dolar vermek ve bu doları da bir yerlerden bulmak zorundadır. Bu sisteme itiraz edenlerin de başlarına gelmeyen kalmaz.

Örnek mi, Saddam Hüseyin, Hugo Chavez, Muammer Kaddafi… listeyi uzatın uzattığınız kadar. İran bu sisteme her ne kadar itiraz etse de, ticaretini dolarla yapmaya devam ettiği için ambargo ile işi geçiştirir. Rusya-Çin bu sisteme darbe vuracak bir alternatife cesaret edemez. Türkiye aleyhinde ABD’de FETÖ’cüler eliyle yürütülen Halk Bankası davasına da baktığınızda, Petrolü dolar yerine altınla alma girişimi olduğunu görürsünüz.

1970’lere kadar altın rezervleri para basma ölçütü olmuştu. 1944 yılında ABD’de altının yanında dolar da rezerv değer haline getirildi. Vietnam savaşı sonrasında başta İngiltere olmak üzere ABD’de altını olanların altınlarını çekmesi sonrasında 2. Dünya savaşı ile kurulan ABD hegemonyası tepetaklak gitmek üzereyken imdada Suudi Arabistan yetişti. 1973’de petro dolar sistemi kuruldu.

Petrol zengini ülkeler, Venezuela, Suudi Arabistan, Kanada, İran, Irak, Kuveyt, BAE, Rusya, Libya şeklinde sıralanır gider. Ama bu ülkelerin halklarına kuruş gitmez. Paranın yüzde 80’i kartellere, yüzde onu petrol bulunan ülkelere, yüzde 10’da tedarik zincirine gider. Ülkelerine giden payı artırmak için girişimde bulunmak istediklerinde ise darbe, ölüm, kaos, hırsızlıkla suçlanma gibi yaptırımlara maruz kalırlar.

Saddam’ın günahının Petro-dolara alternatif para birimiyle ticaret yapmak olduğunu söylemiştik. Kaddafi de aynı suçu işlediği için al aşağı edildi. Mısır, Suriye, Libya, Sudan, Etiyopya petro dolar imparatorluğunun çökmemesi için bedel ödüyorlar.

1820’de islam ümmetinin kaynaklarını İngilizlere peşkeş çekerek Körfez’de zengin petrol kaynakları üzerine oturtulan BAE de 7 prensliğiyle aynı İngiliz tipi petrol tedarik imparatorluğunun başında görüyor kendini. Yemen’i, Sudan’ı, Libya’yı, Suriye’yi o yüzden karıştırıyor. Bir yandan bölgenin tabii siyasi güçleri olan Türkiye ve İran’ın önünü kesmek öbür yandan da işbirliği yaptıkları neocanlara dayanarak imparatorluklarını sürdürmek istiyorlar. BAE’nin ordusu birçok kirli ismi danışman olarak tutuyor. Filistinli İsrail ajanı dahlan, Balack water kurucu Eric Prince gibi. Trump’ın seçim kampanyasına da o yüzden milyarlarca dolar akıtıyorlar.

BAE, Petro-deniz imparatorluğunu limanlar eliyle yürütüyor. Rusya için Suriye’de Tartus ne ise, BAE için Yemen, Libya Bingazi, Sudan aynı anlama geliyor. Bu yüzden Sudan’dan sürekli savaşçıları Libya’ya gönderiyor.

Türkiye güneyinde Suriye ve Irak’ta oluşturulmak istenen terör koridoruna darbe vurduktan sonra, Akdenizde sıkıştırılmışlığını Libya ile aşmaya çalıştı. Ve bu politika da da başarılı oldu. Petro-dolar kartelinin Mısır’da Sisi eliyle Mursi’ye yaptığını, Yemen’de oynadığı oyunu, Suriye ve Irak tezgahını bozacak köşe taşı Libya’dır.

Kaddafi’nin petrolü alternatif para birimiyle satacağını açıklamasının ardından hareket geçen demokrasi havarileri, Libya’nın petrol kaynaklarının yanında en az 200 milyar dolarına da el koydular. Alman’ı, İtalyan’ı, Fransız’ı, Amerikalısı Libyalılardan çaldıkları bu paraların ellerinden gitmemesi için çabalıyorlar. Kızıldeniz’de Mısıra vermek zorunda oldukları yıllık 100 milyar doları vermemek için Mursi’yi devirenler İstanbul boğazındaki bedava geçiş hakkını sürdürmek için Kanal İstanbul’a karşı kampanya yürütüyorlar.

Koronavirüs ile mücadelede Türkiye’den yardım dilenen ABD’nin PKK/PYD teröristlerine 2 milyon dolarlık maske, eldiven, dezenfektan göndermesini işin neresine oturtacaksınız. Suriye’de rejim yanlısı milislerden 1300 tanesinin Libya’da darbeci Hafter adına savaşmaşını nereye koyacaksınız. Türkiye’den insani yardım aldığı halde, hala S-400, Halk Bankası, Ermeni yalanlarıyla güya bize ders vermeye çalışan korona virüsü ile kağıt kaplan olduğu gün yüzüne çıkan bu çakalların imparatorluğunun sonu geldi. Eksi değerleri gören petrol fiyatları yüzünden artık ne BAE, ne Suudi Arabistan, nede hizmet ettikleri neoconların yönettiği İngiliz ve ABD kumpaslarını artık eskisi gibi rahat yürütemeyecektir. Darbeci Hafter’in Trablus’u ele geçirememesi üzerine yaptıkları şey bütün petrol üretimini durdurmak olmuştu. Eğer Libya bu süreçte petrol üretiyor olsa idi, ABD ekonomisi de Rus ekonomisi de büyük darbe alacaktı. Libya’nın pazarlarına petrol gönderemeyecek, Suudi Arabistan’a bu kadar rahat petrol kısıtlamasına gitmesini emredemeyeceklerdi. Hafter’in arkasındaki güçlerin güçsüzlüğünü gören Libya halkı artık ülkelerine ve zenginliklerine sahip çıkacak, bir dönem CİA, şimdi de KGB’nin gönüllü ajanlığını yapan Hafter’i Abu Dabiye veya Moskova’ya gönderecektir.

Bu çakallar Suriye’de barış ve çözümü sistemlerini devam ettirmek için istemedikleri gibi Libya’da da barış ve çözüm istememektedirler. Koronavirüs, dünyanın havasında ve doğasında nasıl bir temizlik yaptıysa, sömürü sistemlerinin yıkılmaması için insanlığı açlığa, sefalete, çatışmalara ve savaşlara sürükleyen bu petro-dolar pisliklerinden de temizleyecektir. Libya’da bayraktarın yazdığı destana, Türk insanı yerli savaş uçağıyla, yerli solunum cihazıyla yenilerini eklemektedir. Teknolojik üstünlüğünü de kaybeden bu çakallar yeni sömürü araçları bulmak zorunda kalacaklardır.

Mısır’ın, Suriye’nin, Irak’ın kurtuluşu yakındır. Kudüs’ün kurtuluşu yakındır. Vesselam…..

 
VF kat sağ