31 May 2021

​Sherman'ın Maskesi

 

Türkiye’de aktörler değişse de oyun değişmiyor. Aktör yetiştirmek te kolay olmadığı için gözümüzün içine baka baka eski aktörlere yeni roller verilerek oyun tekrar sahneye sürülüyor. Erdoğan-Biden görüşmesine hazırlık için Türkiye’ye gelen ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’ın ‘İstanbul Sözleşmesi Bizim’ yazılı maske takması, Biden’in Türkiye’deki dostlarıyla ilgili ipuçları vermiştir bizlere.

Geçtiğimiz Cuma günü açılan Taksim camisinin hikayesi oyunun taraflarını netleştiriyor. Taksim camisinin yapılmasından yana olanlarla, yaptırmamak için debelenenlere baktığımızda, Türkiye’nin otomobil, uçak, ağır sanayi, tank, top, İHA, nükleer enerji, yol, baraj, maden, petrol, enerji, uzay sanayii, kalkınma konusunda kimin hangi tarafta olduğunun hikayesini anlamış oluruz.

ABD dışişleri yetkililerinin resmi ve gayrı resmi ziyaretlerinde Patrikhaneyi es geçememeleri Kavganın büyüğünün İstanbul için verildiğini gösteriyor. 1918’de işgalden beri İstanbul’da tasarrufları olduğunu vehmediyor bazı karanlık güçler. Onun için Taksim Camisi’ni yaptırmamak için gezi gibi bir ihaneti organize ettiler. Ayasofya açılmasın diye yemedikleri halt kalmadı. İstanbul’a Türk’ün her vurduğu mühür bunları rahatsız ediyor. Şimdi de Kanal İstanbul’u yaptırmamak için tepinecekler yerli işbirlikçileriyle birlikte. İstanbul’u gerdanlık gibi süsleyen üç köprü, Marmaray, Avrasya Tüneli, Üçüncü Havaalanı, Kuzey otobanı, hatta ve hatta İstanbul trafiğini rahatlatacak, Osman Gazi ve Çanakkale köprüleri bile bu zevatın hedefinde. Güya Türkiye’nin kaynaklarının 5 müteahhide peşkeş çekildiği propagandasının altında, bu projeleri gerçekleştirenleri cezalandırma gayreti yok mu? Bu zevatın tüm engellemelerine rağmen İstanbul’a eserleriyle Türk-İslam mührünü vuran Erdoğan’ı ne yapıp edip indirmeleri gerekiyor.

Oyundan da aktörden de ne anlatmak istediğimi tahmin etmişsinizdir. Sultan Abdulhamit, Menderes, Demirel, Özal, Erbakan, Erdoğan çizgisi ile İttihat Terakki, İnönü, 27 Mayısçılar, Ecevit, Baykal, Kılıçdaroğlu çizgisi arasında mücadelenin yansımalarıyla ana fikrini çıkartabileceğimiz bu oyunda yeni bir perde açıldı.

15 Temmuz hain darbe girişimi öncesi ve sonrasında John Bass ile teşriki mesai eden Kemal Kılıçdaroğlu, Biden’in dostları arasındaki yerini kaybetmemek için geçen hafta parti genel merkezinde ABD Ankara Büyükelçisi David Satterfield ile bir araya geldi. Kılıçdaroğlu’na Bilderbergci başdanışmanı Ünal Çeviköz eşlit etti. Görüşmenin ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’ın Türkiye ziyaretinin öncesinde olması, Satterfield-Sherman’ın daha sonra resmi görüşmelere beraber katılmaları, sufle verdikleri  Kılıçdaroğlu’na aman ha gaza gelerek, İmamoğlu’ndan rol çalma ikazını gündeme getirdi.

Aynı günlerde Çeviköz’ün mecliste yaptığı konuşmaya bakarsanız, bölgede istikrarın bozulmasını önlemeye çalışan Türkiye dış politikasındaki zorluklar, ABD’den, AB’den, Yunanistan’dan, Ermenistan’dan, Suud-BAE’den, hatta hatta Netanyahu, Sisi, Esed’den kaynaklanmıyor. Türkiye’nin yanlış dış politikasından kaynaklanıyor.

Çeviköz ile paralel görüşü paylaşan AB Konsey Başkanı Charles Michel de, Çavuşoğlu’ndan önce gittiği Yunanistan’da yaptığı açıklamada, Ankara’nın yakın geçmişte Libya, Suriye ve Kafkasya gibi yerlerde politikalarının Avrupa’nın çıkarına uygun olmadığını ifade ediyor. Yani Türkiye Akdeniz’de haklarından vazgeçerek enerji aramaz, Yunanistan’ın arkasındaki AB’ye terk ederse, AB ile uyum içinde olacak. Filistin’e, Azerbaycan’a, Libya’ya, Suriye’deki muhaliflere destek vermezse ABD ve AB’nin bakış açısına göre doğru politika uygulamış olacak.

Türkiye de, ABD ve dostları da 14 Haziran NATO zirvesinde yapılacak Erdoğan-Biden görüşmesine hazırlanıyor. Herkes eteğindekini dökecek mutlaka. S-400 bahanesi ile F-35 projesinden çıkartılan Türkiye’nin alternatiflerini üretmesi kudurtuyor bay bunak Biden’i. Türkiye kimseden uçak almasa bile F-16’ların ömrünü 2048’e kadar uzatarak, Milli Savaş uçağını devreye sokana kadar kimseye eyvallah etmeyeceği ikazında bulundu. Türkiye’nin savunma sanayiinde de üst liglerde oynaması oyun kurucuların oyununu bozuyor. ABD bir yandan Türkiye’ye sözde müttefiklik elini uzatırken öbür yandan, PKK’ya verdiği deştiği 2022 bütçesine de koyarak, FETÖ gibi müttefiklerini kollayarak zaten patronluk taslıyor.

Sahte patronluğun göstergesi ise Sherman’ın maskesi tabiki. Hatuna şunu sormak lazım. İstanbul sözleşmesi madem sizin. Niçin o zaman bu güne kadar imza atmadınız. Türkiye’nin sözleşmeden çıkmasıyla bu kadar ilgileniyorsunuz da, sözleşmeye imza atmayan İsrail’e niye gıkınız çıkmıyor. İngiltere’nin koyduğu şerhlere, Polonya’nın tavrına niye bir şey demiyor, diyemiyorsunuz. Elinizde Türkiye’yi suçlayacak bir bahane olsun da gerisi önemli değil. Sözde Ermeni soykırım iddiaları doğruymuş yalanmış sizin umurunuzda mı? Filistinde soykırım uygulanıyor muş, sizde vicdan var mı? Suriye’de Esed zulmünden kaçan milyonlara Türkiye bakıyormuş, size ne. Libya’da kardeş kavgası olacakmış, Karabağ’da Ermenistan işgali derinleştirecekmiş, siz ancak çıkarınızı bilirsiniz. Gezi ihanetini de, Boğaziçi alçaklığını da İstanbul sözleşmesi arkasına gizlediğiniz güdümlü toplarınız eliyle yapmadınız mı? Evet İstanbul sözleşmesi sizin, Ama İstanbul bizim. 1453 tarihini unuttuysanız hatırlatalım. Kanal İstanbul da yapılacak. Kılıçdarooğlu’nun kulağına sufle ettiğiniz ne idüğü belirsiz güçlendirilmiş parlamenter sisteminiz de sizin olsun. Madem çok iyi bir şey, kendi ülkenizde uygulayın da görelim. Sizin olan İstanbul sözleşmesine de bir imza atın da görelim vesselam…..

 

 

 

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement