KV Web

28 Eylül 2021

Sosyal Medyada Stres Atmak!..

SOSYAL medya (internet)bağımlılığından ciddi biçimde endişe ediyorum. Öncelikle kendim için!

Bu endişemi paylaşan ve beni sosyal medyadan biraz olsun “uzak tutmaya” çalışan okuyucularıma ne kadar teşekkür etsem az.

Geçtiğimiz günlerde genç okuyucularımdan biri, “Senin evin yok mu ağabey?” diye mesaj atmış.

“Hayırdır?” dedim.

Beni devamlı sosyal medyada görüyormuş…

“Ailenize ve kendinize ayırmanız gereken vakti niçin buralarda harcıyorsunuz?” yollu bir serzenişmiş onunkisi.

“Benim buralarda vakit harcadığımı gördüğünüze göre, siz de benim gibisiniz!” diyecektim.

Demedim.

Sonra, birkaç okuyucum daha üst üste böyle şeyler yazdı.

Bir sevdiklerinin “sigarayı” bırakmasını ister gibiydiler.

“Sağ olsunlar” dedim.

Biri bizi ikaz ettiğinde hemen “savunma mekanizmasını” harekete geçiriyor, kaşları kaldırıyoruz.

“Dost ikaz edendir!” demek ve söylenenlerden hisse kapmak yerine, karşı tarafı hedef alıyoruz.

Ah nefislerimiz!..

Yanlışımızın,  hatamızın söylenmesine biraz olsun tahammül edebilsek.

Kendimizi, daha doğrusu nefsimizi savunmaya bu kadar da çok önem vermesek…

Çok daha huzurlu olacağız.

Şahsımıza, kendimize yakın hissettiğimiz partiye, şuna buna en ufak bir “eleştiri” yöneltildiğinde, hemen tırnaklarımızı çıkartıyor ve karşı saldırıya geçiyoruz.

Hazret-i Ömer (r.a.)’in şöyle dediği rivayet edilir:

“Yanlış yaptığımızda bizi ikaz etmezseniz,

SİZDE HAYIR YOKTUR!

Bizi ikaz ettiğiniz halde sizi dinlemezsek,

BİZDE HAYIR YOKTUR!”

Meselelere böyle bakabilsek, her eleştirenin “kötü niyetli” olduğu ön yargısını biraz olsun aşabilsek, içinde yaşadığımız toplumun gerilimi azalacak.

Bunu yapamıyoruz.

Çok tahammülsüz insanlar olduk!

Tahammülsüz hale gelmemizin sebeplerinden biri de “sosyal medya” ortamı.

 Daha doğrusu, “sosyal medyayı kontrolsüz bir şekilde kullanmamız!”

“Sosyal medyaya fazla takılma!” diyen okuyucularım haklı.

 “Sosyal medya bağımlılığı” büyük sıkıntı.

Oralarda yoğun bir şekilde bulunanlar için adeta bir “stres atma” yolu.

Sosyal medyadaki insan, bambaşka bir insan oluyor.

Klavyenin altından olmadık lâflar atan insanlarla, bir yolunu bulup da yüz yüze iletişim kurduğunuzda bambaşka suretler çıkıyor karşınıza.

Sosyal medyadaki gibi “hırçın” olmuyorlar çoğu vakit.

Bir yere “stres atmak” için giderseniz, büyük ihtimalle stresiniz artar.

Bağımlılık, başlı başına bir stres kaynağıdır.

Neye “bağımlı” iseniz, olmadığı vakit stresiniz katlanarak geri döner.

Sosyal medya bağımlılığı da böyle…

Orada vakit çılgın nehirlerin aktığı gibi akıyor, zaman önemini kaybediyor, farklı bir dünyaya giriyorsunuz ve kontrolü elden kaçırmışsanız, yuvarlanıp gidiyorsunuz!

“Sosyal medya bağımlısı” olmuş bir insan için internetsiz kalmak büyük felâket!

“Nefsine hâkim olamıyorsan, kredi kartı taşıma!” derler, çok doğru söylerler.

O an sanki para vermiyormuşsun gibi bir hisse kapılırsın…

“Amaaan, nasıl olsa bir şekilde öderim!” dersin.

Bir süre sonra, harcamalar boyunu aşar.

Kredi kartların çeşitlenir.

Günün birinde de evine, iş yerine haciz gelir!..

Sosyal medya da böyle, orada bir hesap sahibi olmak çok kolay.

 Herkes girebiliyor.

Sosyal medya,

 “sınırsız özgürlükler ortamı” gibi de, öyle değil.

“Sovyet kafası” bütün halkını “sudan ucuz votkaya” alıştırır ki, düşünemesin!..

“Amerikan kafası” da, elindeki küresel sosyal medya markaları üzerinden “votkalıyor” milyarları!..

Şeytan böyle, bir “sol”dan, bir “sağ”dan yaklaşıyor!..

Nihayetinde…

“Sol” da, “sağ” da aynı fabrikanın üretimi!..

Dedik ya…

Bizi “sosyal medya bağımlılığı” ile mücadeleye çağıran okuyucularımız son derece haklı!.

İnternet dünyası, “mayınlara basmadan” ilerlemenin yol ve yöntemlerini bilenler için “faydalanılabilecek” bir ortam sunuyor.

Şuursuzca girdiğinde ise, alıp seni götürüyor!

Sohbetten uzaklaştırıyor.

Kitaptan uzaklaştırıyor.

Aileni ihmal ettiriyor.

Sinirlendiriyor.

“Narsisizm” e” sürüklüyor.

“Adalet duygunun” aşınmasına sebep oluyor.

Saçma sapan bir ortam.

Hilesi çok, “takipçi satın alma” bile var, parayı bastıran istediğini linç ettiriyor, kendisini öne çıkarttırıyor…

Sosyal medya bağımlılığının takipçi sayısıyla doğru orantılı olduğunu gösteren araştırmalar var.

Özellikle narsisistik eğilimlere sahip insanlar, “like”larla kendilerinden geçiyor.

Bu da bağımlılığı artıyor.

Bir vakitler hemen her gün ekranlarda olan kişilerden bazılarının, “çağrılmadıklarında”, ne büyük ruhi sıkıntılar içine düştüklerini az çok tahmin edersiniz.

Hileyle hurdayla, trol gruplarının desteği ile “bir şeyler yapabilmiş” bir zat  için, günün birinde bu ilgiden mahrum kalmak, kim bilir ne kötü bir şeydir!..

Sosyal medya, “kontrolsüz kullanılması halinde”,

kitap okuma arzusunu da, adalet duygusunu da,  “yüz yüze iletişim”i de bitme noktasına getiriyor.

Aynı evde, birbirlerinin suratına bakmadan yaşayan insanlar…

Kafalar önde, boyun fıtığı kapıda, ha bire cep telefonu, ha bire sosyal medya.

Sonra da uykusu geliyor insanın.

Had git yat!..

***

Sosyal medya bağımlılığı alanında epeyce çalışma var.

Bunlara bakıldığında, sosyal medya kullanım oranının artmasının “benlik saygısını azalttığı, içe kapanıklığı teşvik ettiği, toplum önünde konuşabilme cesaretini tükettiği” net bir şekilde görülebilir.

Ademoğlu, hayatın içindeki kolaylıkları ve zorlukları yaşayarak öğrenebilmelidir.

Sağlıklı ruhî ve fizikî gelişim ancak böyle sağlanabilir.

Aslan yavrularının avlanmayı “sosyal medyadan” öğrenmeye çalıştıklarını tasavvur edin lütfen.

Amma da saçma !

Değil mi?

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement