07 Aralık 2021

TÜİK Bozgunu (!)

Kamuda işimiz olduğunda teknolojik imkânlarından yararlanmak için özgür düşüncemizle taleplerimizi iletip verecekleri cevabın yasal zamanını bekleriz. Bazen de giderek kurumların etkili veya yetkilileriyle görüşmelerimizin olduğu vakidir.

Medenî ilişkiler içerisinde ortak yaşama kültürümüzle ilgili gelişmelerdir bunlar. Elbette birlikte yaşamanın en başında ‘tahammül edebilme’ gelmektedir ki, birbirimizi olduğumuz gibi kabullenip hayatımıza renk katmış oluruz.

Sanırım ray değiştirmiş olacak, son günlerde asıp-kesen, gürleyip yağan bir muhalefet lideri var. Ne dersiniz, acaba ben mi yanlış düşünüyorum? Bay Kemal (Sayın Cumhurbaşkanımızın tabiridir, isim hakkı patentli olabilir o nedenle dikkatle yazıyorum) geçtiğimiz günlerde T.C. Merkez Bankası başkanını ziyaretinden sonra para ve kur sistemi hakkında engin görüşlerini ifade ettiği medyada geniş yer alınca her zaman öyle olacak zannedip bu defa TBMM’ye yürüme mesafesinde Türkiye İstatistik Kurumu’na minibüsle giderken koltuklar boş kalmasın kalabalık görünelim diye olacak TBMM de işi fazla olmayan birkaç milletvekilini de yanına alıp kurumun demir kapısına dayanıverdi. Hazır gelmişken de daha önce uyardığı bürokratları hatırlatırcasına TÜİK çalışanlarının tamamını tehdit ediverdi.

SSK eski Genel Müdürü devlet bürokrasisinin nasıl çalıştığını gayet iyi bilir. Ancak sanırım son çıkışlarıyla akıl verenler değişmiş. O sebeple ‘reklamın kötüsü olmaz’ mantalitesi gereği medyatik olabilmek için bu hareketleri yapmıştır diye düşünüyorum.

Şimdi bazı akl-ı evveller; “Ne varmış bunda, ülkenin muhalefet lideri, milletvekili sıfatını taşıyan birisi TÜİK’e gidip bilgi almak istemiş” diyebilir. Ancak kazın ayağı hiç de öyle değil.  Kimse kafasına göre takılamaz, ama hiç kimse.

Şimdi gelelim CHP özgürlük meselesine bir göz atalım. ‘Özgür’ dedim de Manisa’nın  ‘Özel’ ni kastetmediğime açıklık getirmem gerekir.

Meclis TV yayınlarından da sorumlu olduğumuz günlerde CHP’nin 300 kişilik grup salonu o gün ellerini mor renge boyamış kadınlarla doldurulmuştu. Televizyon kumanda masası sorumlumuz teknik bir sorundan dolayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun görüntüsünü veremeyeceklerini belirtmişti. Sorunu çözmek için kapasite üstü ziyaretçi olduğunu CHP Grup Başkanvekilleri Levent Gök ve Engin Altay’ı ziyaret ederek salona giremediğimizin sebeplerini açıklamıştım.  Geç başlatılan grup toplantısı esnasında görüntünün verilmediğini duyan CHP’li Gürsel Tekin, Mahmut Tanal, Veli Ağbaba ve bir bayan milletvekili danışmanlarıyla birlikte görüntü merkezimize gelmişlerdi diyeceğim çünkü ben orada görev yaparken böylesi uygunsuzluğa asla müsaade etmeyeceğimi tanıyan dostlarımız bilirler. Tanal “Kim ulan buranın sorumlusu” der demez döner koltuktan hızlıca dönüşümde beni gördüğüne şaşırmıştı. Gürsel Tekin’e “Başkanım hoş geldiniz” dedikten sonra teknik sorun yaşandığını ve konuyu ilgili grup başkanvekilleriyle görüştüğümü söylediğimde Gürsel bey sadece empati yapmamı rica etmiş, ben de haklı olduklarını söylediğimde diğerleri konuştuklarımıza kulak tıkamış olacaklar bağırıp çağırmaya devam ediyordu. O anda TRT’nin görüntüsü gözüme iliştiğinde elemana TRT’den alıp vermeye başlayın talimatımın ardından görüntüleri meclis kapanışında yayınlayacağız sözümüzle ortam yumuşamıştı.

Anlattığımı sakın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’siyle karıştırmayınız. Geçenlerde yazdığım gibi önce ‘halleşmek’ lazım. Halleşmeden helalleşmek olmaz.  TBMM TV’ye gelip asıp gürleyenlerin oradaki görevlileri üzdüklerini, o sebeple de başkanlarının yolundan giderek helalleşmeleri gerektiğini TÜİK baskını vesilesiyle söylemek istedim ve’s-selam.

 

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement