21 Ocak 2021

Üniversiteyi Profesörler mi ya da Profesyoneller mi Yönetmeli?

Bir önceki yazımda, rektörlerin seçilme yöntemini değerlendirmiş ve bir öneri yapmıştım. Bu yazımda rektör olacak birinde hangi özellik aranmalı sorusuna cevap arayacağım.

Yasa ne der?

Yüksek Öğretim Kanunun (2547 sayılı) 13. Maddesi a fıkrasında “…Devlet ve vakıf üniversitelerine rektör, Cumhurbaşkanınca atanır” denilmektedir. Bu cümlenin devamında ise “...Rektörlerin yaşhaddi 67 yaştır” ifadesi var.

Kanunun bu şeklinde rektör olacak birisinde yaş dışında bir özellik (hatta akademisyen olması bile) istenmemektedir.

YÖK Başkanı Sayın Prof. Dr. Yekta Saraç, 2015 yılının sonuna doğru ulusal bir gazeteye verdiği mülakatta “Yükseköğretimin idaresi ile profesör unvanına sahip olmak doğrudan ilişkili bir husus değil” ifadesini kullanmıştı. Sayın Başkan, “İyi bir akademisyen olabilirsiniz ama bu iyi bir yönetici olmanız için yeterli olmayabilir” anlamında bu sözü söylemiş olabilir. Ya da profesyonel bir yönetici mi yönetmeli?

ODTÜ’de akademisyen olmayan rektör yönetimi çok az hatırlanmaktadır: 1961-1969 dönemde rektör M. Kemal Kurdaş böyle biridir. Kanaatimce gelişmişlik durumumuz dikkate alındığında rektör olmak isteyen birisinin akademik unvana sahip olması (Prof.) bir süre daha aranmalıdır.

Bir anı

Yeni kurulan bir üniversiteye verilen ilana binaen rektör olmak için 2008 yılında YÖK’e müracaat etmiştim. Daha sonra YÖK Başkanı ve üyeleri tarafından yapılan mülakata katıldım. Bana yöneltilen ilk soru şuydu: “Niçin rektör olmak istiyorsun?” Böyle bir sorunun sorulması o günlerde de bana çok anlamlı gelmemişti. Cevap verirken verilen ilanda profesör olmak dışında bir şart yazılmadığını özellikle belirttim. O yıllarda da bir üniversitede “Hangi özelliklere sahip biri rektör olmalı” sorusunun cevabını karşılayacak bir adayın aranması gerektiği düşüncesindeydim. Aradan geçen 13 yıl sonra hangi özellik aranması gerektiğini bir gazete köşesinde tartışmaya çalışıyorum. Bir üniversitenin gelmesi arzulanan hedeflere göre rektör seçilmelidir. Akademisyenlik yanında rektörde daha farklı özelliklerin de bulunması gerekir. Bunlardan bazıları şunlar olabilir:

Hangi özellikler

Rektör olacak bir akademisyende öncelikle bilimsel yayın ve proje kültürünün olması gerekir.

Rektör olacak bir akademisyen görevin gerektirdiği fiziksel ve psikolojik dayanıklılığa sahip olmalıdır. Her insanda düşüncelerin olgunlaştığı ve biyolojik anlamda enerjisini hala kullanabildiği bir hayat dilimi vardır. Bu durumu özetleyen Türkçemizde “gençler düşünebilse, yaşlılar yapabilse” şeklinde güzel bir deyim vardır. Analitik bir düşünme özelliğine ve tecrübeye sahip olmak uygulama yeteneği (enerjisi) ile birleşirse büyük işler başarılabilir.

Rektör bilimsel ve fiziksel olarak üniversiteyi geliştirme becerisi yanında karmaşık sosyal ve bürokratik ilişkileri birlikte ve denge içerisinde götürebilme yeteneğine de sahip olmalıdır.

Rektör, dünya yükseköğretimindeki gelişmeleri yakında izleyen biri olmalıdır.

Rektör; bilim tarihi, bilim felsefesi gibi konularda asgari bilgi birikimine sahip olmalıdır.

Son olarak rektör iyi bir yönetici bulunması gereken özelliklere sahip olmalıdır. Bu son özellik bir başka bakış açısı ile “profesörler değil profesyoneller üniversiteyi yönetmeli” yaklaşımına bizi götürebilir. 

Profesyonel yönetim

“Üçüncü Kuşak Üniversiteye Doğru” kitabında Wissema üniversitelerinin karşılaştırılması yaparken yönetimin; Birinci Kuşak Üniversite Şansölye, İkinci Kuşak Üniversite Akademisyenler ve Üçüncü Kuşak Üniversite profesyonel yönetim olmasını öngörmektedir (bk. Wissema, J.G. 2009., S:314). Sanayi toplumundaki klasik yönetici anlayışı ülkeyi, kurumları veya üniversiteleri bir yere götürmez. Bilgi toplumu eğitim modelinde yöneticinin rolü öğretim-yönetim lideri olmasıdır. Ancak yukarda da söyledim gelişme hızımıza göre bu durum erken bir öneri kabul edilebilir. Üniversite modeli çağdaşlaştırmadan sadece yönetici üzerinde durmak tabiri caizse yaşlı ata genç jokey bindirmek gibi olur.