06 Ağustos 2021

'Yeşil Vatan'da yanan sadece ağaç değil...

Bir tarafta dünyayı esir alan yeni tip Koronavirüs (Kovid-19)...

Bir tarafta Elazığ’ı, Malatya’yı, İzmir’i yıkan depremler...

Bir tarafta Karadeniz’i, Doğu Anadolu’yu vuran seller...

Bir tarafta Afrika’yı andıran kuraklık...

Bir tarafta Marmara’yı istila eden müsilaj (deniz salyası)...

Bir tarafta PKK...

Bir tarafta “küresel haydutlar” tarafından başlatılan kirli savaşın piyonu olarak üzerimize sürülen milyonlarca mülteci...

Bir tarafta dezenformasyon terörü...

Bir tarafta 28 Temmuz’da Antalya’nın Manavgat ilçesinde başlayan ve bir türlü durdurulamayan orman yangınları, cehennem ateşi gibi sadece “yeşil vatan”ımızı değil, ciğerlerimizi kavuruyor.

*

Fatih, Yavuz,  Oruçreis, Barboros Hayreddin Paşa’yı karşılarında gören “korsan devletler” bir kaşık suda fırtınalar kopartarak bizi “Mavi Vatan”ımızda denizimize olta atamayacak hale getirmek için her yolu denedi. Başaramadılar.

Fakat bugün adına ne derseniz deyin; ister “küresel ısınma”, ister “ateşin çocukları”, isterse “tedbirsizlik”. Vak’a net; “Mavi Vatan”ın sahillerindeki “Yeşil Vatan”da 187 noktada 9 gündür “küçük kıyamet” yaşanıyor. Yangın fırtınasına tutulan Antalya, Mersin, Hatay, Adana, Muğla, Aydın, Denizli ve Isparta’da bir anda “cehennem” ateşinde küle dönüyor.

Bir dönem güvenlik problemi yüzünden “olağanüstü hâl” uygulamasının yerini bu defa afetlerin artmasıyla “afet bölgesi” ilanı alıyor.

Zor günler geçiriyoruz...

Tam da “turizmin sezonu”nun zirve yaptığı, ülke ekonomisinin iyi sinyaller verdiği bir dönemde. Bütün bu hadiseler yaşanırken sosyal medya trolleri organize olup, “Help Turkey/Global Call –Türkiye’ye yardım et / küresel çağrı” başlığı altında “halk arasında endişe, korku ve panik oluşturmaya, devleti ve hükümetini aşağılamaya” çalışıyor.

Hani Taksim Gezi Olayları sırasında birileri kalkıp, “Mesele ağaç değil, hâlâ anlamadınız mı?!..” manipülasyonu yaparak sokakları kan gölüne çevirmişti, bu vandallar yine aynı oyun peşinde... Fakat zor zamanlarda “Anadolu İrfanı”nı kuşanan bu millet bir kez daha ferasetiyle kirli oyunu gördü. Yangına körükle gidenlere fırsat vermedi, vermeyecek...

*

Gün, “Yeşil Vatan”da seferberlik günüdür...

Gün, denizde mayo ile yangını seyretme günü değil...

Gün, yangını söndürmek için hortumu sırtlanmış şalvarlı kızlar gibi seferberliği omuz verme günüdür...

Gün, “bu yangını söndürmeden uyku bize haram!..” diyenlere dua etme günüdür...

*

Yeşil Vatan”da yanan sadece ağaç değil;

Envâ-ı âlemimiz...

Ciğerpârelerimiz....

Yüreklerimiz...

Rızkımız...

Emeğimiz...

Ekmeğimiz...

Aşımız...

Hayvanâtımız...

Anılarımız...

Tarihimiz...

*

Büyük bir imtihandayız...

“Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayr ile de şer ile de sınıyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiyâ Sûresi, 35)

Madem sınanmaktayız...

O halde saymakla bitiremediğimiz nimetlere nankörlük niye?!..

Bu kavga niye?!..

Hiç değilse üzerinde yaşadığımız bu topraklara bir vefa gereği gelin önce içimizdeki, sonra ormanlardaki yangını söndürelim...

Siyaha bulanmış umutlarımızı hep birlikte yeşertelim...

Tıpkı Tokyo 2020 Olimpiyatları’ndan Hindistanlı Lovlina Borgohain’e ringi dar ederek finale yükselen Millî Boksör Busenaz Sürmeneli’nin, “Yangınları çıkaranlara söylüyorum, biz bir ölürüz, bin diriliriz. Türkün öyle bir gücü var, hiç merak etmesinler. Burada altın madalya alıp yangınla mücadele eden ülkemizin içine küçük bir su serpmek istiyoruz...” sözleriyle ne demek istediğini ancak vatanını sevenler anlar...

Tıpkı teröristlerin izini sürerken şehadet şerbeti içen 15’lik Eren Bülbül gibi...

İyi ki varsın Eren...

Tıpkı “yeşil vatan seferberliği”ne katılarak cehennem ateşini söndürmek için kendini ateşe atan 25’lik Şahin Akdemir gibi...

İyi ki varsın Şahin....

Umutların azaldığı bir anda Âkif’in tarif ettiği “Âsımın Nesli” çıkar ortaya, göğsünü siper eder canından aziz bildiği vatanına...

Biz bir ölür, bin diriliriz...

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement