Yegane kurtuluş reçetesi\u2026

0

1434. Hicri yılın Ramazan-ı Şerifi geldi çattı. Hamd olsun Alemlerin Rabbi olan Allah'a. Tüm İslam alemine mübarek olsun…

Bu Ramazan Ay'ı da kan, gözyaşı, zulüm, sömürü, cehalet, tefrika, fitne ve hüzün içinde buldu Müslümanları. Nereden başlasak, hangi birini anlatsak kifayet etmez kelimeler. Bir asırdır devam eden Filistin işgaline mi yanalım? Yoksa yarım asırdan fazladır kanayan Doğu Türkistan ve Keşmir'e mi ağlayalım?3 yıldır kanın gövdeyi götürdüğü Suriye için mi yas tutalım?Budist faşistlerin soykırım uyguladığı Arakanlı mazlumları mı yad edelim? Tam da bugün 18. yıldönümünde hatırladığımız Srebrenica soykırımına mı bakıp hayıflanalım? Ya yoksa bu mübarek zamanların arefesinde çalınan milli iradesine sahip çıkmak üzere direnen ve şehadet şerbetini içerek meydanlara düşen Mısırlı yiğitlerimiz için mi kanlı gözyaşı dökelim?

İslam tarihindeki tüm Ramazan ayları içinde; 1434. Hicri yıldaki; büyük fitneleri ve zulümleri içinde barındıran bir zaman dilimi olarak hiç unutulmayacak. Bu katliam, zulüm, denaet ve şenaatlerin evlerimize canlı yayınlarla, yanındaymışçasına girdiği zamanlarda, ağız tadıyla iftar ve sahur etmek, Ramazan-ı Şerif'in neş'esini yaşamak, huzur ve saadet nefesleri alıp vermek ne mümkün? İmanlı, insaflı, vicdanlı, diğerkam ve ümmet bilinci olan hiçbir Müslüman, bırakın ağız dolusu gülmeyi, tebessüm dahi edemez bu zor zamanlarda.Tüm bunların arasında en yaralayıcı ve hüzün verici olanı da; ellerin, dillerin bağlı olmasıdır. Bize yapacak tek şey kalıyor o da; kalbimizden sadece Allah için buğz/nefret etmek. Bunu da yapamıyorsak zaten, halimiz hem bu yalan dünyada, hem ahret yurdunda harap!

1.700.000.000 (yazıyla bir milyar yedi yüz milyon) nüfusla dünyadaki en büyük dini topluluk olan Müslümanların düştüğü hazin durum, maalesef uykularımızı dahi kaçırmıyor. Bu, bir milyar yedi yüz milyon Müslüman ağzına musluktan su doldurup aynı anda İsrail'in üzerine atsa tüm siyonistler boğulur. Bırakın suyu tükürüğü; bırakın yer altı yer üstü zengin kaynaklarını, unutun genç ve dinamik işgücünü, ihmal edin üretimlerini; şayet Müslümanlar sadece tüketimden kaynaklanan güçlerini kullansalar, yeryüzünde hiçbir güç Müslümana yan bakmaya cesaret dahi edemez. Biz gücümüzün farkında olmadığımız içindir ki, eli kanlı küresel güçler, en son örneğini Mısır'da gördüğümüz gibi; İslam beldelerinde her türlü savaşı, darbeyi ve sömürüyü ellerini kollarını sallayarak yapabilmektedirler.

Mısır'da Müslüman Kardeşler'in meşru Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Muhammed MURSİ'yi ve seçilmişhükümeti kirli-kanlı ve karanlık bir askeri darbeyle devirenler, bu dünyanın geçici ve süslü hayatına aldanan; düşmanların ifsadı ve korkutması önünde diz çöken; kendi toplumlarına ve genel olarak da İslam ümmettine en büyük ihaneti yapan zalimler çetesidir.80 milyonluk nüfusu ile 22 Arap ülkesinin amiral gemisi konumundaki Mısır'ı bu zelil hale getirenlere sorsanız Müslüman olduklarını iddia ederler. Hatta bu kanlı darbenin ilk günü El Ezher Şeyhi ile Suudi Arabistan destekli Selefi Nur Partisi'nin müptezel lideri de aynı kirli fotoğraf karesinde yerlerini aldılar.Masum ve mazlum Müslüman Kardeşlere; onların verdiği adalet ve hürriyet mücadelesine inanan asil ve şerefli Mısır halkına karşı cephe aldılar. Ancak, Mısır'ın cesur ve yiğit evlatları onların denizleraşırı savaşağalarından, toplarından, jetlerinden, yerli kuklalarından korkmadılar ve şanlı bir direnişi başta Rabia'tül Adaviye ve Nahda Meydanları olmak üzere, ülkenin her yerinde bayrak gibi yükseltiyorlar ve ürkmeden, korkmadan, bıkmadan, bezmeden, caymadan, yılmadan kıyam ediyorlar.

Bu kökü dışarıda olan kanlı darbeyi yapanlar dünyaya tapan, düşmanına sevdalı; ölüm korkusu ile sefil bir hayatı sürdüren alçak ruhlulardır.Allah cc bu gibilerin kalbine hadiste tarif edildiği biçimde "VEHN"i yerleştirmiştir.

Rasûlullah (s.a.v) bir gün buyurdular ki:
"Diğer milletler, tıpkı sofraya yemek için üşüşen insanlar gibi sizin üzerinize üşüşecekler."Bunun üzerine sahabiler şaşkınlıkla sorarlar:
"Ya Rasûlullah, o gün sayımız çok mu az olacak?" Efendimiz (s.a.v): "Hayır" der. "Bilakis, o gün sayınız çok olacak. Fakat siz -çokluğunuz- bir akıntıya taşınan çer-çöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuzu silecek, sizin kalbinize de "vehn" verecek."
Bunun üzerine sahabilerden biri sorar: "Vehn nedir ya Rasûlullah?.."
O da buyurdu ki: "Dünya sevgisi ve ölüm korkusu".

Dünyayı seven, sevmenin de ötesinde ona tapan beyinsizler ve ölümden korkar hale gelen şuursuzlar yüzünden ümmet bu zillete ve zulumata gömüldü. Bu durumun kurbanları da her zamanki gibi; masum, mazlum ve miskin Müslümanlar oldu.

Allah bu mübarek zamanlar yüzüsuyu hurmetine Müslümanlara uyanmayı, yalan dünya sevgisinden uzaklaşmayı ve kendisine kavuşmak olan ölümü sevmeyi nasip etsin.Mısır'ın da, Suriye'nin de, Filistin-Keşmir, Doğu Türkistan ve Arakan'ın da yegane kurtuluşreçetesibu…

İKİDOĞU ve İKİBATI'nın Rabbine emanet olun…