Arap Baharı'nda birçok ülkede iktidarlar el değiştirirken, Yemen'de de Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih, koltuğu yardımcısına devretmişti. Mısır ve Libya'da olduğu gibi Yemen'de de halkın demokratik yöntemlerle seçtiği parti/temsilciler, anti-demokratik müdahalelerle devrildi. Stratejik olarak Kızıldeniz ile Aden Körfezi'nin birleştiği bölgede bulunan Yemen'in Kuzeybatısında (Sa'da, Arman, İbb'de) Husiler, Kuzeydoğusunda (Hadramevd) ise El-Kaide yüzünden sürekli kaos ortamı hakimdi. Ülkede, asayiş olayları yüzünden istikrar sağlanamadığı gibi iç savaşa paralel ekonomisi de bozuldu. Yemen, bugün Suriye ve Libya'da olduğu gibi bir iç savaşın hatta bölünmenin eşiğinde.
Arap Baharı sırasında İran, Husileri sürekli olarak desteklese de Suudi Arabistan'ın ağırlığını koymasıyla eski Devlet Başkanı Salihi görevi yardımcısına devretmişti. Öyle ki Suudi Arabistan, kendi ülkesindeki Şii toplumundan çekindiği için Suud halkına kişi başı 10.000 $ para dağıtmıştı. ( Suud Şii'leri zengin olduğu için ayaklanmaları için bir sebep olmamıştı.) ABD, her ne kadar Suud Krallığının yanında yer alsa da Suud yönetimi 'Arap Baharı'nda olduğu gibi 'Husi darbesi'nden de oldukça çekinmiş durumda.
Yemen Müslüman Kardeşleri (Islah Partisi), Devlet Başkanı Abdu Rabu Mansur Hadi'yi destekliyordu. Hadi, halkın taleplerine yeterince cevap veremediği gibi ABD politikalarına da paralel uygun bir yönetim benimsemişti. (Husilerin söylemlerinin arkasında da anti-Amerikancılık yatıyordu. ) Kuzeydoğudan başlayan Husi hareketi, son olarak Yemen Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı basarak ülke yönetimini ele geçirmesiyle dünyaya, iktidarı ele aldığını duyurdu.
Yemen, Suudi Arabistan ve İran arasındaki çekişmenin ortasında. Mısır'da Müslüman Kardeşlerin karşında olmasına rağmen, Yemen'de İhvan'la aynı safta. Suudlar halka silah ve para yardımı yapıyor. Husiler diğer ifadeyle İran, Yemen'de yönetimi ele geçirse de halkın yaklaşık üçte biri Şii. Yemen'in üçte ikisine hüküm etmesi (El-Kaide, Suud, Sünni aşiretler ve İhvan dengesini göz önüne alırsak) mümkün görünmüyor. Yemen'in Ma'rib ve güney şehirlerinde Suudlar, önce Sünni aşiretler silahlandı. Daha sonra İhvan'la yol haritası hazırlandı. Husilere karşı koyma kararı aldı. Bu arada Devrimci gruplar ve İhvan ( Islah Partisi) ise 'protesto çağrısı' yaptı.
Yemen'i
Suud-İran Rekabeti Bölecek
ABD'nin önceki hedefinde Yemen'in Kuzey ve Güney olarak bölüneceği ile ilgili bir öngörüsü var.(Ki süreç buraya doğru gidiyor.)Ülkenin zengin petrol ve doğalgaz yataklarının bulunduğu Ma'rib ve Başkent Sana bölgesi ile Limanların bulunduğu şehirler (Taiz ve Hudeyde) Güney Yemen olarak tasarlanmış. Hadramevt ve El–Mahra ise Kuzey Yemen olarak düşünülüyor. Diğer bir ifadeyle İran'ın desteklediği Husiler, zengin ve stratejik bölgeleri ele geçirmiş durumda. Suudlar ise başta Ordu olmak üzere stratejik bölgelerdeki Sünni grupları destekliyor. Burada kritik soru şu. Suudların desteklediği Sünni aşiretler Ma'rib'te Husilere nasıl dur diyebilecek? Cevabı dünyanın birçok bölgesinde yaşanan olaylara bakarak da verebiliriz. … Maalesef iç savaş veya bölünmeyle. Tıpkı Sudan, Libya, Irak ve Suriye'de olduğu gibi…
Sonuç olarak ABD destekli Hadi hükümeti devrildi. Ülkede kaos yaşanıyor. Birçok ülke elçilik binasını kapattı. (Türkiye ve ABD dahil) Husiler, her ne kadar ilerleyişini sürdürse de asıl direnci, Sünni grupların ve aşiretlerin olduğu şehirlerde görecek. Nüfusun büyük bir bölümünün Sünni olması Husilerin işini zorlaştırıyor. (Sünni %56, Şii %41, %3 diğerleri) Suudi Arabistan Kralı Selman'ın tahta oturmasından sonra politikalarında yavaşta olsa bir değişim olacaktır. Yemen İhvanı ile görüşmelere başlaması bunun bir göstergesi. Zira, bu çatışma ortamının Riyad'a sıçraması muhtemel. Suudların Yemen'deki Sünni aşiretleri silahlandırması ve para yardım etmesi bir yandan da İran'la da savaşması demektir. Yemen'de yaşanan Suud-İran çekişmesinin Suriye politikasını da direk etkileyeceği de uzak bir ihtimal görünmüyor. Bu bağlamda Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın önümüzdeki hafta yapacağı Suudi Arabistan ziyareti, Suriye ve Yemen başta olmak üzere bütün Ortadoğu'da yeni gelişmelere gebe olacaktır. Bu gelişmeler İran - ABD 'yasak aşkı' için Ortadoğu politikaları açısından daha fazla agresifleşmeye neden olabilir. Zira ABD şimdiden Husilerle görüşmelere başlamış durumda.
Hüsamettin Aslan