GÜZEL yaz tatili öğrenciler için bitti. Bugün okulun ilk günü ve hersene olduğu gibi heyecan dolu bir gün. Bu sene ve her sene hem aileler için hem de çocuklar için okula başlamak yeni bir başlangıç. Bu başlangıç da her başlangıç gibi biraz mutluluk ve biraz da kaygı verici. Bazı çocuklar, ilk defa okula başlamış olmanın heyecanı içinde, bazıları ise daha fazla tecrübeli olmanın tadını çıkarmakta. Fakat yeni bir başlangıç için uyanmak, hayatın vazgeçilmezi hepimiz için. Çünkü her yeni gün aslında, doğan güneşin habercisi ve yeni bir başlangıcın muştucusudur.
Doğmak, çocuk olmak, öğrenci olmak ve sürekli bir şeyleri öğrenmenin telaşesi içinde yaşamak hayatın anlamını bize hatırlatan mesgalelerdir. Hepimiz için uzun bir yolculuktur hayat. Her ne kadar sürerse sürsün uzun bir zaman dilimidir ve insan bu zamanı iyi kullanabilmeyi bilmelidir. Çünkü zaman insana ve insanlığa bahşedilmiş çok büyük bir hediyedir. Hayat küçük zaman dilimlerini içinde barındırmaktadır. Tıpkı bir sürü vagondan oluşmuş bir tren gibi. Her zaman kesiti bir sonraki vagona atlamak gibidir. Bir sonraki vagon, yani bir sonraki zaman dilimi yeni bir başlangıcı da beraberinde getirir. Her yeni zaman diliminde hayatımızda bizi etkileyecek yeni durumlar oluşur ve bu yeni duruma uyum sağlama gücünü de kendimizde bulursak, bir sonraki vagona geçiş daha kolay olur.
İnsan hayatının belli dönemlerinde belli yükler alır ve bu yükleri her yere ve kendi hayatının her zaman dilimine taşır. Bir süre sonra bu yüklerle bir sonraki sürece geçmek zor gelmeye başlar. Mesela bir çocuğun okula başlaması bir çok anne baba için çok mutluluk verici iken, bir çok anne baba için ise büyük bir yük ve zorlu bir süreç olarak tanımlanabilmektedir. Çünkü bir çocuğun okula başlaması annenin babanın kendisini daha yaşlı hissetmesine neden olur çoğunlukla. Bu doğrudur. Yani ebeveynlerin biraz daha yaşlandığı gerçeğini düşünmek kaçınılmazdır. Bazı anne ve babalar biraz daha yaşlandıklarını hissedip, durumlarına hayıflanırlar ve çocuklarının okula başlama heycanını, mutluluğunu pas geçerler. Yeni bir bebeğin dünyaya geşmesine sevinmesi gereken büyük ebeveynler, kendilerini yaşlı hissetmemek için uzun süre endişe duygusuna kapılırlar. Çünkü dede olmak nine olmak yaşlılığın belirtisidir. Yaşlanmak ise insanı ölüm fikri ile başbaşa bırakır. Fakat ne olursa olsun duyulan endişe duygusu ve gerçeklerin reddedilmesi zamanı durduramadığı gibi, ölüm gerçeğini de değiştiremez. Sürekli ölüm gerçeği ile yaşarken insan büyük bir kaygı durumu ile başbaşa kalır. Bu kaygı ise kişinin hayatına giren güzellikleri görmesini ve bu güzel anları yaşamasını engeller. Bu yüzden de yaşanılan anın tadını çıkarmak ön planda tutulmalıdır.
İşte bu tipde olan kişiler her yeni başlangıca adapte olmakta problem yaşar ve bunalıma girerler. Böylece yaşanabilecek bütün güzelliklerden kendilerini mahrum bırakıp, kendilerini daha genç hissedebilecekleri gereksiz uğraşlarla zaman doldurmaya çalışırlar. Halbuki zamanı elimizde tutmak veya durdurmak gibi bir yeteneğimiz yok. Önmeli olan zaman içinde zaman oluşturmak. Yani sevdiklerimizi pas geçmeden ve zamanın iç dünyamızda oluşturduğu güzelliklere meydanlar açarak hayatımızı sürdürmeliyiz.
Hayat bir trenin vagonları gibidir. Bir vagondan iner, diğer vagonlara binersiniz. Her vagonda ayrı bir durum yaşanır ve her vagonun sunduğu şartlar farklıdır. İnsan hayat yolculuğunda bir vagondan diğer vagona geçiş yapmakta ne kadar güçlü ise daha az yıpranır.